okumayı ile cümle

okumayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
AJ Styles, meydan okumayı kabul etti ancak Owens, Styles'ın Dayton, Ohio'dan olmadığı için onu reddetti.Ей Джей Стайлс излиза и приема предизвикателството, но Оуенс отказва, тъй като Стайлс не е от Дейтън, Охайо.
4 yaşında nota okumayı öğrendi.На 4-годишна възраст се научава да чете.
Nota okumayı ve yazmayı bilmez.Тя не може да чете и да пише.
Kitap okumayı ve film izlemekten hoşlanır.Обича да пътува, да чете и да гледа филми.
Dislektik olmasına rağmen öykü, roman okumayı çok seviyordu.Докато е рисувал, е обичал да му се чете класическа литература.
Seyahat etmeyi ve okumayı sevmektedir.Обича да пътува и да чете много.
Okumayı çok ister; ancak amcasının gücü ancak kendi çocuklarını okutmaya yetmektedir.Няма особено желание да учи, но пък работата в дюкяна на вуйчо му му доставя истинско удоволствие.
Kitap okumayı çok sever.Обичал е да чете.
O, meydan okumayı tanımladı: "Bu, sesin soundu hakkında bir filmdir.Izazov je opisao ovako: "Ovo je flim o zvuku glasa.
Yazmayı, okumayı, fotoğraf çekmeyi, film izlemeyi seviyor ve ailesiyle vakit geçirmekten hoşlanıyor.U slobodno vrijeme voli štrikati, čitati i provoditi vrijeme sa svojim prijateljima i obitelji.
Ancak, o bunların yerine fizik okumayı seçti.Namiesto toho sa rozhodol nastúpiť na štúdium teológie.
Zaten okumayı sevdiğim için sorun olmadı.Nebol zanieteným študentom, no veľmi rád čítal.
Kitap okumayı çok sever.Zelo rad bere tudi knjige.
Ancak meydan okumayı kabul etti.Jis buvo pasiruošęs priimti iššūkius.
Ancak, o bunların yerine fizik okumayı seçti.Tačiau vietoj muzikos jis pasirinko studijuoti fiziką.
Kitap okumayı çok sever.Mergina dievina skaityti knygas.
Ama hâlâ okumayı istiyorum.Skaityti daugiau čia.
Kitap okumayı çok sever.Ta armastab väga raamatut lugeda.
Nota okumayı ve yazmayı bilmez.Ta ei osanud lugeda ega kirjutada.
The Miz, bu meydan okumayı kabul etti.Klubi otsustas väljakutse vastu võtta.
Pauling okumayı çok seven bir çocuktu.Juba lapsepõlves armastas Atwood palju lugeda.
Hayranlarının mektuplarını okumayı seviyor.Vabal ajal armastas lugeda raamatuid.
Okulu bitirdikten sonra film direktörlüğü bölümünü okumayı tercih etmiştir.Pärast kooli lõpetamist õppis ta rändkinooperaatoriks.
'A' almayı seven bir öğrenciydim. Matematiği seven, okumayı seven bir çocuktum.Byłem dzieciakiem, które uwielbiało dostawać szóstki, uwielbiało matematykę i uwielbiało czytać.
Ama bolca okumayı planladığını söylemişti ve bolca yazı da yazdı. Bana her hafta mektup yazdığı olurdu.Auf jeden Fall hat er viel geschrieben, denn manchmal schrieb er mir jede Woche.
Ama bolca okumayı planladığını söylemişti ve bolca yazı da yazdı.그는 많은 독서와 그를 확실히 할 거 라고 쓰기 많이 했어요.
Ama bolca okumayı planladığını söylemişti ve bolca yazı da yazdı.أنه سيقوم بالكثير من القراءة وهو بالتأكيد قام بالكثير من الكتابة
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.Aber,er beachtet sie nicht.Er mag es gerne zu lesen und hört Klassische Musik.
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.Nhưng anh ấy không để ý đến các cô gái khác.
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.אבל הוא לא שם לב לזה. הוא נהנה מלקרוא ולשמוע מוזיקה קלאסית
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.ولكنه لا يعرهم أى إهتمام. إنه يستمتع بالقراءة و الموسيقى الكلاسيكية
Ama onlara dikkatini vermiyor. O, okumayı ve genelde klasik müzik dinlemeyi seviyor.テニスもとっても上手くて たくさんの試合に勝ってるんです
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Ich mag die Art, wie sie Amerika wieder zum Lesen gebracht hat.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Ik vind het leuk dat ze Amerika terug leerde lezen.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Îmi place cum a readus cititul în America.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.J'aime comment elle a ramené la lecture en Amérique.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.나는 그녀가 읽는것을 미국에 가져왔는지에 대해서 좋아하지.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Mi piace come ha riportato l'America a leggere.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Podoba mi się jak przywróciła Ameryce czytanie.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Szeretem, hogy visszahozta az olvasást Amerikába.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Tôi thích cái cách mà bà ấy mang đọc sách trở lại nước Mỹ.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Мне нравится, что она вернула Америку к чтению.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.Харесвам как върна четенето в Америка.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.אני אוהבת איך שהיא החזירה את הקריאה לאמריקה.
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.وأحب كيف أعادت القراءة إلى امريكا
Amerika'ya okumayı nasıl geri getirdiğini seviyorum.だけど ここ2週間に起きたことといったら
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Bawiłem się w ogródku, uczyłem się czytać, jadłem nawet niektóre warzywa.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Ho giocato nel giardino, ho imparato a leggere, ed ho anche mangiato un po' dei miei vegetali.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Hrál jsem si za zahradě, učil se číst, dokonce jsem jedl trochu zeleniny.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Ich hab hinterm Haus gespielt, lesen gelernt und sogar einen Teil meines Gemüses gegessen.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Ik speelde in de achtertuin, leerde lezen, en at zelfs wat groente.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Játszottam az udvaron, megtanultam olvasni, és még a zöldséget is megettem néha.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Je jouais dehors, apprenais à lire je mangeais même mes légumes.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Jugaba en el patio trasero, aprendi a leer, y hasta comía algunos vegetales.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.난 뒷마당에서 놀고, 읽기도 배우고, 심지어 먹기 싫은 채소까지도 먹었다.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.M-am jucat în curtea din spate, am învăţat să citesc, chiar am mâncat unele din legumele necesare.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Saya bermain di halaman belakang, belajar membaca, dan bahkan mau makan sedikit sayuran.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Tôi chơi sau sân nhà, học đọc và thậm chí ăn rau do chính mình trồng
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Έπαιζα στην αυλή, μάθαινα να διαβάζω, έτρωγα και μερικά λαχανικά.
Arka bahçede oynadım, okumayı öğrendim ve hatta sebzelerimden bile biraz yedim.Играех в задния двор, учех се да чета, и дори ядях нужните зеленчуци.

İlgili Sayfalar