Yemek yerken okumamalısın.You must not read while eating.
Yeni bir iş ararken gazetedeki küçük ilanları okumayı unutma.When looking for a new job, do not forget to read the want ads in the newspaper.
Eğer onula işin bittiyse, gazeteyi okumama izin ver.Let me read the newspaper if you've finished with it.
Okuma odasında konuşma.Don't talk in the reading room.
Öğrenciler hep birlikte okumaya başladılar.The pupils began to read all together.
Geçen hafta kaldığımız yerden okumaya devam edelim.Let's resume reading where we left off last week.
Öğretmen, benim üniversitede okumam gerektiğinde ısrar etti.The teacher insisted that I should study in college.
Öğretmenim bana elimden geldiği kadar çok okumamı söyledi.My teacher told me to read as much as I could.
Öğretmen ödevimi sınıfın karşısında okumamı istedi.The teacher asked me to read my paper in front of the class.
Geçen gün sana ödünç verdiğim kitabı okumayı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you the other day?
Çok kitap okumanız önemlidir.It is important for you to read many books.
Ben cumartesi günü kütüphanede kitaplar okumayı prensip ediniyorum.I make it a rule to read books in the library on Saturday.
Okumak istediğin herhangi bir kitabı alabilirsin.You may have whatever book you want to read.
Okumak istediğiniz herhangi bir kitabı alın.Take any books that you want to read.
Okumaya değmeyen bir kitap ta en başta almaya değmez.A book not worth reading is not worth buying in the first place.
Okumak için hiç kitabın var mı?Do you have any books to read?
Okumaktan zevk alıp almayacağını belirleyen okuyucunun kendisidir.It's the reader that determines whether they extract pleasure from reading.
Okumak onun baş eğlencesidir.Reading is his chief amusement.
Okumaktan, şöminenin yanında sarılmaktan ve yavaş dans etmekten zevk alırım.I enjoy reading, cuddling by the fireplace and slow dancing.
Okumaktan yorulup kestirdi.Tired of reading, she took a nap.
Okumak için gittikçe daha az zamanım oluyor.I have less and less time for reading.
Okuma bir kez kazanıldığında asla kaybolmayan alışkanlık türüdür.Reading is the kind of habit that once acquired is never lost.
Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.Reading helps you build up your vocabulary.
Okuma bize zevk verir.Reading affords us pleasure.
Okumak bana büyük bir zevk verir.Reading gives me great pleasure.
Okumak bana büyük zevk veriyor.Reading gives me great pleasure.
Bazı insanlar okumanın zaman kaybı olduğuna inanıyorlar.Some people think of reading as a waste of time.
Okuma zihni geliştirir.Reading develops the mind.
Okumak zihnini geliştirebilir.Reading can develop your mind.
Bir kitap okumak bir seyahat ile kıyaslanabilir.Reading a book can be compared to making a journey.
Okumak için zaman bulamayan hiç kimse çok meşgul değildir.Nobody is so busy that they cannot find time to read.
Okumak için bile zamanım yok.I have no time even for reading.
Ben okumaya devam ettim.I went on reading.
Okumaya devam ettim.I went on reading.
Gündüz vakti okumayı severim.I like reading by daylight.
Güneş ışığında okumak gözlerine zarar verebilir.It can harm your eyes to read in the sun's light.
Biz yıl sonuna kadar bu kitabı okumaya devam edeceğiz.We shall go on reading this book until the end of the year.
Şu anda onun okuduğu gibi güzel bir kitap okumalısın.You should read such a good book as he is reading now.
Onun bunu okumasını istiyorum.I want him to read this.
Onun en son romanı okumaya değer.His latest novel is well worth reading.
Onun yazısını okumak imkansızdır.His writing is impossible to read.
Onun romanlarının her ikisini de okumadım.I haven't read both of his novels.
Onun romanlarından hiçbirini okumadım.I haven't read any of his novels.
Ben onun romanlarını okumam.I do not read his novels.
Onun romanlarından herhangi birini okumadım.I haven't read either of his novels.
Onun yeni romanı okumaya değer.His new novel is worth reading.
Onun kitaplarından bazılarını okumak zor.Some of his books are difficult to read.
Hayali Amerika'da kimya okumak.His dream is to study chemistry in the US.
O, okumak için Amerika'ya gitme fikrinden vazgeçti.He gave up the idea of going to America to study.
O, çok gazete okumaz.He doesn't read many newspapers.
O, çok sayıda kitap okumaz.He doesn't read many books.
O Amerikan edebiyatı okumak amacıyla Amerika'ya gitti.He went to America for the purpose of studying American literature.
O, her zaman kendi bildiğini okumak ister.He always wants to have his own way.
O, her zaman kendi bildiğini okumaya çalışır.He always tries to have his own way.
Mektubu aldığında okumadan yaktı.When he got the letter, he burned it without reading it.
O, kitabı henüz okumadı.He hasn't read the book yet.
O, kitabı okumak için istekli.He is anxious to read the book.
O, kitabı okumaya devam etti.He continued reading the book.
O, kitabı okumayı bitirdi.He finished reading the book.
Onu yapar yapmaz okumaya başladı.No sooner had he done it than he began reading.