Belli ki okuldan izin almış.Vad ca s-a invoit de la facultate.
Belli ki okuldan izin almış.Vedo che ha già chiesto un periodo di assenza.
Belli ki okuldan izin almış.Είδα πως έχει πάρει άδεια για να λείψει.
Belli ki okuldan izin almış.Вижу, он взял академический отпуск.
Belli ki okuldan izin almış..אני רואה שהוא ביקש חופשה להיעדר
Belli ki okuldan izin almış." أعتقد أنه سيأخذ إجازة لفترة "
Belli ki okuldan izin almış.分かったわ
Bence bir sanat okulunda okumalısın. Okuldan ayrıl ve oraya gel.""Oh, eu predau la un colegiu de arte; cred că ar trebui să studiezi într-o şcoală de arte.
Bence bir sanat okulunda okumalısın. Okuldan ayrıl ve oraya gel."Szerintem neked egy művészeti iskolában kéne tanulnod. hagyd ott az iskolád és gyere át."
Ben de bunlardan biriyim. Okulda başarısız oldum. Aslında okulum beni başarız etti.저는 그들 중 하나입니다. 저는 학교에서 낙제했고, 학교는 저를 실패로 이끌었습니다.
Ben de bunlardan biriyim. Okulda başarısız oldum. Aslında okulum beni başarız etti.كنت واحدا منهم. رسبتني مدرستي -- مدرستي خيبت ظني.
Ben de bunlardan biriyim. Okulda başarısız oldum. Aslında okulum beni başarız etti.だれの責任か
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar.Então eu disse: "Por favor mede-o incessantemente "porque na escola estão-me a ensinar
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar.제가 말했죠, "영원한 것을 측정해주세요. 왜냐하면 학교에서 배우기를, 측정할 수 없는 것은, 존재하지 않는 거라고 했어요.
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar.Saya bilang, "Ukurlah selamanya karena di sekolah mereka mengajari bahwa sesuatu yang tak terukur, tak ada.
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar.Şi eu am spus: "Te rog măsoară nesfârşitul fiindcă la şcoală ne învaţă că dacă nu poate fi măsurat, nu există.
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar.Thế là tôi nói: "Hãy đo sự vô tận đó vì ở trường, con được dạy rằng nếu không thể đo nó thì nó không tồn tại.
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar."Будь ласка, виміряй нескінченність, бо в школі вчать, що якщо я не можу щось виміряти, то воно не існує.
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar.אז אמרתי לו "בבקשה, תמדוד לנצח" כי בבית ספר לימדו אותי שאם לא ניתן למדוד את זה, אז זה לא באמת קיים.
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar.وكنت أخبره: "أرجوك قِس اللانهاية ففي المدرسة يعلموننا أن ما لا نستطيع قياسه فهو غير موجود.
Ben de, "Lütfen sonsuzun ölçüsünü ver, çünkü okulda eğer birşey ölçülemiyorsa onun olmadığını öğretiyorlar.測れないものは存在しないって 学校で教わったんだ 測れなかったらおかしいんだ」と言いました
Ben gençken... ...ha ha çocukken, bir gün, okuldan eve erken döndüm.Als ich klein war, kam ich mal wegen starken Kopfwehs früher aus der Schule nach Hause. Ein Kopf?
Ben gençken... ...ha ha çocukken, bir gün, okuldan eve erken döndüm.Când eram tânãrã... ... odatã, când eram micã, am venit mai devreme de la ºcoalã cu o durere de cap groaznicã.
Ben gençken... ...ha ha çocukken, bir gün, okuldan eve erken döndüm.Dans mon enfance... un jour à l'école, j'avais très mal à la tête.
Ben gençken... ...ha ha çocukken, bir gün, okuldan eve erken döndüm.Kiedy byłam młoda, Raz, kiedy byłam mała, wróciłam wcześniej ze szkoły strasznie bolała mnie głowa.
Ben gençken... ...ha ha çocukken, bir gün, okuldan eve erken döndüm.Όταν ήμουν νέα, Μια φορά όταν ήμουν μικρή, ήρθα σπίτι νωρίς απ' το σχολείο με άσχημο πονοκέφαλο
Beni buna yönlendiren neydi? İtiraf edeyim, okulda derslerimde kendimi iyi ifade edemiyordum.V škole, to pripúšťam, som sa akademicky nevedel vyjadriť.
- Benim yardıma ihtiyacım yok. Kusura bakma. Okulda tepem attı da.Kogoś, kto nie jest z nami powiązany.
Ben okulda olmak olurأنا يحدث ليكون في المدرسة
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Als ich zur Schule ging, definierte man uns als Menschen, die Werkzeughersteller.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.A scuola insegnavano che l'uomo era tale perché sapeva creare strumenti.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Az iskolában, magunkat mint "az eszközkészítő ember definiáltuk".
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Cînd eram studentă, definiția era "omul, specia care face unelte".
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Cuando estaba en la escuela, nos definíamos como 'hombre, el fabricante-de-herramientas'.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Da jeg var i skole, blev vi defineret som mennesket, redskabsmageren.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Když jsem chodila do školy, člověk byl definován jako výrobce nástrojů.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.제가 학교에 있을 당시만해도 인간을 도구를 만드는 자로 정의했습니다.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Minun kouluaikoinani meidät määriteltiin "ihminen, työkalujen tekijä."
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.När jag gick i skolan definierades människan som den som tillverkar verktyg.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Na studiach uczono mnie, że człowiek to zwierzę, które używa narzędzi.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Quand j'étais à l'école, nous étions définis comme l'Homme, le fabricant d'outils.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Quando eu andava na escola, definiam-nos como "homem, o criador de utensílios".
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Toen ik op school zat, werden we omschreven als de mens, de bouwer van gereedschap.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Όταν ήμουν στο σχολείο, οριζόμασταν ως άνθρωπος, ο κατασκευαστής εργαλείων.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Когато ходих на училище, дефинирахме човека като производител на инструменти.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Когда я училась, мы определяли человека как производителя орудий труда.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.Коли я вчилася в школі, визначення людини було - "творець знарядь".
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.כשהייתי בבית הספר, הגדירו לנו את האדם כיוצר כלים.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.عندما كنت في المدرسة، قد حددنا أن الرجل، صانع الأداة.
Ben okuldayken, biz insanoğlu, alet yapanlar olarak tanımlanıyorduk.わが師 ルイス リーキーが言ったんです
Ben özel bir okulda oldu.Én egy magániskolába.
Ben özel bir okulda oldu.Ero in una scuola privata.
Ben özel bir okulda oldu.Aku berada di sebuah sekolah swasta.
Ben özel bir okulda oldu.Am fost într-o şcoală privată.
Ben özel bir okulda oldu. Babam para ve bağlantıları çok. bu yüzden나는 사립 학교에서했다. 아버지가있다 돈 많은 연결. 그래서 난 그냥
Ben özel bir okulda oldu. Babam para ve bağlantıları çok. bu yüzdenהייתי בבית ספר פרטי. אבא שלי יש הרבה כסף וקשרים. כך הייתי
Ben özel bir okulda oldu. Babam para ve bağlantıları çok. bu yüzden私はちょうどそのことを結び付けいつでも書き留めることができます。私は最高の教育を受け 基本的に。それについてではない。私のお母さんの後
Ben özel bir okulda oldu.Bil sem v zasebne šole.
Ben özel bir okulda oldu.Bol som na súkromnej škole.
Ben özel bir okulda oldu.Byłem w szkole prywatnej.