Altı yaşımda bir cuma öğleden sonrası, abimle birlikte okuldan dönüyorduk.金曜の午後で 兄と一緒でした バス停に通りかかると
Ama cebir 2 dersinden doğru hatırlıyorsam, okulda bu şekilde öğretmiyorlardı.제가 대수 2 에서 기억하고 있는 것이 맞다면, 거기서 이 방법으로 가르쳐 주지 않았어요.
Ama cebir 2 dersinden doğru hatırlıyorsam, okulda bu şekilde öğretmiyorlardı.Ale jeżeli dobrze pamiętam, to na Algebrze 2 nie uczyli tego.
Ama cebir 2 dersinden doğru hatırlıyorsam, okulda bu şekilde öğretmiyorlardı.Pero si recuerdo correctamente de álgebra 2, no lo hicieron de este modo en Algebra 2.
Ama cebir 2 dersinden doğru hatırlıyorsam, okulda bu şekilde öğretmiyorlardı.لكن اذا تذكرت بشكل صحيح من الجبر 2، انهم لم يدرسونا هذا في الجبر 2
Ama okulda zamanını harcadığı tüm bu doktora uzmanlık işlerinden dolayı çocuk sahibi olmak istemiyor.그는 박사학위를 가졌으므로 학교에서 많은 시간을 보냈죠 그래서 아이들도 갖지 않기로 결심했고
Ama okulda zamanını harcadığı tüm bu doktora uzmanlık işlerinden dolayı çocuk sahibi olmak istemiyor.את ה- MD, Ph.D שלו, הוא היה בבית הספר הרבה זמן, והוא החליט לא להביא ילדים, או אם הוא רוצה להיות מאוד
Ama okulda zamanını harcadığı tüm bu doktora uzmanlık işlerinden dolayı çocuk sahibi olmak istemiyor.من شهادة الدكتوراة خاصته، وارتاد مقاعد الدراسة لفترة طويلة، وأيضا قرر بأنه لن ينجب الأطفال، أو يريد أن يكون
Ama okulda zamanını harcadığı tüm bu doktora uzmanlık işlerinden dolayı çocuk sahibi olmak istemiyor.子どもは持たないことにした。 それに、地球上の人口増加についても考えていたし
"Ama o okuldan atıldı." dedi."Ampak, saj ni dokončal šole."
"Ama o okuldan atıldı." dedi.Azt mondta: "De hiszen kimaradt az iskolából!"
"Ama o okuldan atıldı." dedi.Han sa, "men han hoppade av skolan."
"Ama o okuldan atıldı." dedi.Katanya, "Tapi dia kan putus sekolah."
"Ama o okuldan atıldı." dedi."Maar hij maakte zijn school niet af.
"Ama o okuldan atıldı." dedi."Ma ha lasciato la scuola."
"Ama o okuldan atıldı." dedi."Pero abandonó la escuela".
"Ama o okuldan atıldı." dedi."Vždyť ani nedokončil školu," řekl mi.
"Ama o okuldan atıldı." dedi."Μα παράτησε το σχολείο" μου είπε.
"Ama o okuldan atıldı." dedi."Но он бросил школу.
[Ama şimdi] söylemeye hazırdı. "Bugün okulda iki çocuk bana vurdu.Là, il était prêt à me le dire. " Deux garçons m'ont frappé aujourd'hui à l'école.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Az amerikai nyugat egyik magániskolájában vagyunk, vörös bársonyszékeken ülünk és pénz van a zsebünkben.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Chúng ta đang ở tại một trường tư tại Phía Tây của Mỹ, ngồi trên những ghế nệm đỏ với tiền trong túi.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Estamos numa escola privada no Oeste americano, sentados em cadeiras de veludo, com dinheiro no bolso.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Jsme na soukromé škole na západě USA, sedíme v sametových křeslech, s penězi po kapsách.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Kita berada di sekolah swasta di barat Amerika duduk di kursi dengan beludru merah dengan uang di saku kita.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.우리는 미국 서부의 사립학교에 있으며 빨간 벨벳 의자에 앉아 있으며, 주머니에는 돈이 들어 있죠.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Siamo in una scuola privata nell'America occidentale seduti in poltroncine rosse, con soldi in tasca.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Sme na súkromnej škole na západe USA. Sedíme na červených zamatových stoličkách a vo vreckách máme peniaze.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Smo na privatni šoli ameriškega zahoda, sedimo na žametnih rdečih stolih, z denarjem v žepu.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Suntem la o şcoală privată în Vestul Americii, stând în scaune de catifea roşie, cu bani în buzunare.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Vi är i en privatskola i västra USA, sittandes i röda sammetsstolar med pengar i våra fickor.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Мы в частной школе на Американском Западе, сидим на красных, бархатных стульях и в наших карманах есть деньги.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.Намираме се в частно училище в американския Запад, седейки в червени кадифени столове, с пари в джобовете си.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.אנו נמצאים בבית ספר פרטי במערב האמריקני, יושבים בכסאות מקטיפה עם כסף בכיסנו.
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.نحن الآن في جامعة خاصة في الغرب الأمريكي، نجلس على مقاعد مخملية حمراء، وكل منا معه من المال ما يكفيه ويزيد،
Amerika'nın batısında bir özel okuldayız; cebimizde paramızla kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.赤いビロードの椅子に腰かけ ポケットにはお金もあります 我々の生活を見てみると
Ancak kilit nokta, okuldan mezun olduktan sonra, sizlerin iş bulabilmesi.Aber das wichtigste ist, um sicherzustellen, dass Sie einen Job zu bekommen, wenn Sie raus der Schule.
Aynı sınıftamısınız? Şey, o okulda oldukça ünlü biri.Ah da,el este foarte popular.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Az apám tanár volt egy falusi iskolában és az anyám is.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Mein Vater war Lehrer an einer Landschule, meine Mutter auch.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Meus pais davam aulas numa escola rural.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Min far var lärare i en lantlig skolan och så var min mamma också.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Mio padre era un insegnante in un una scuola rurale, e anche mia madre.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Môj otec bol učiteľ na vidieckej škole, moja matka tiež.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.My father was a teacher at a rural school, and my mother too.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Ojciec był nauczycielem w wiejskiej szkole, mama też.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Saya anak miskin, tak beralas kaki
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Ο πατέρας μου ήταν δάσκαλος σε ένα αγροτικό σχολείο, όπως και η μητέρα μου.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Баща ми беше учител в училището на селото, майка ми също.
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.Мой отец был учителем сельской школы, и мама тоже
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.הייתי ילד עני, יחף. אבי היה מורה .בבית ספר בכפר, ואמא שלי גם כן
Babam kırsal bir okulda öğretmendi annem de öyle.祖母は美しいインディオ(先住民)で 私は彼女の愛で満たされました
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Ich sehe das ein bisschen wie eine sehr strenge Mathe-Lehrerin, die ich mal in der Schule hatte.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Ik voel een beetje hetzelfde als wat ik voelde bij die strenge wiskundelerares die ik ooit op school had.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Je to podobné jako s velmi přísnou učitelkou matematiky, co jsem měla ve škole
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Kicsit olyan érzésem van vele, mint a nagyon szigorú iskolai matektanárommal.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.말하자면 학교 다닐 때 매우 엄격한 수학 선생님 같습니다
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Moje uczucia do oceanu przypominają te, którymi darzyłam bardzo surową nauczycielkę matematyki w szkole.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Nó giống như cách mà tôi cảm thấy về cô giáo môn Toán nghiêm khắc của tôi.
Bana bir zamanlar okuldayken tanıdığım çok sert bir matematik öğretmenimi hatırlatıyor.Saya sedikit merasa hal ini seperti guru matematika saya yang sangat keras di sekolah.