Bu arada Brooks'un kızıda okuldan eve dönmüştür ve garip davranışlar sergilemektedir.제시카 러브조이(Jessica Lovejoy) 러브조이 부부의 딸로 신학교에 갔으나 성품이 바르지 못해 퇴학당했다.
Okuldan 2009'un Mayıs ayında mezun olmuştur.2009년 3월에 대학을 졸업했다.
Bu okuldaki eğitim 14. yüzyıl resim geleneklerine dayanıyordu.이러한 대중교육을 위한 학교들은 14세기 중반에 이르러서야 설립되기 시작했다.
Bu okulda üç yıl kaldıktan sonra, bir Fransız hocayla beraber yurtdışına gitti.이 학교에서 3년을 보낸 뒤 프랑스인 가정교사와 여행길에 올랐으며 2년여 간을 제네바 등지에서 보냈다.
16 yaşına geldiğinde oyuncu olmak için okuldan ayrıldı.16살 때 고등학교를 그만 두고 배우로 데뷔했다.
Çocuklarım okuldalar.우리 애들은 학교에 있어요.
Hangi Üniversitede, Okulda?".שאלתי: איזה בית-ספר?
İngiltere’nin güneyindeki iki küçük okulda çalıştı.באנגליה לימד בשני בתי ספר קטנים בדרום המדינה.
Okulda zorbalığa maruz kaldıktan sonra "hayatla duygusal olarak başa çıkmak" için yazı yazdı.לאחר שחוותה בריונות בבית הספר היא השתמשה בכתיבה כדי "להתמודד רגשית עם החיים".
Bu okulda üç yıl kaldıktan sonra, bir Fransız hocayla beraber yurtdışına gitti.לאחר שלוש שנים במכללה נסע לחו"ל עם מורה צרפתי.
Bisbal okuldan erken yaşta ayrıldı çünkü müzikle daha ilgiliydi.ביסבל עזב את בית הספר בגיל צעיר בגלל התעניינותו במוזיקה.
Okulda iyi bir öğrenci olarak dikkat çekti.הוא היה תלמיד טוב בבית הספר.
İngiltere‘de bir yatılı okulda okudu.הוא נסע ללמוד עריכה בבית ספר באנגליה.
Lise öğrencisi Clay Jensen, okuldan eve dönerken verandada bir kutu bulur.קליי ג'נסן חוזר הביתה מבית הספר יום אחד ומוצא חבילה מסתורית על המרפסת שלו.
Ayrıca 17 özel okulda bulunmaktadır.בנוסף, נמצאים בעיר כ-7 בתי ספר פרטיים.
Bir kolu alçıda küçük kız, annesi onu okuldan almaya gelmeyince eve tek başına gitmeye çalışır.זהו סיפורה של ילדה בת שש, שאמהּ לא באה לאסוף אותה מבית הספר והיא מתחילה ללכת לבדה בחזרה הביתה.
Bu aşırı müzik tutkusu yüzünden derslerini ihmal ediyordu ve birkaç kez okuldan uzaklaştırıldı.הם נענשו בעונשים פיזיים כשלא מילאו את המטלות שלהם לשביעות רצון הדודה ונעדרו פעמים רבות מבית הספר.
Annesi orta okulda matematik, babası Rus dili ve edebiyatı öğretmenliği yaptı.אשתו לימדה בה מתמטיקה וספרות רוסית.
Ancak 1988 yılında kötü notları yüzünden okuldan atılmıştır.ב-1988 סולק מן הלימודים בשל ציוניו הנמוכים.
İlk defa bu okulda kendi oluşturduğu yeni tarzda öğretimi uyguladı.זהו בית הספר הראשון בעולם שכינה את עצמו כך.
Çok geçmeden okuldan ayrılmak zorunda kaldı.התלמיד הושעה מבית הספר באופן מיידי.
O da kendine okuldaki öğrencilerden oluşan yeni bir grup kurar.משום שהיא באה מרקע כלכלי אחר משאר התלמידים בבית הספר.
Okulda onu herkes sever.כל הבנים בבית הספר מאוהבים בה.
Grubun diğer üyeleri de bu okulda öğrenim görmüşlerdir.חלק מחברי הקבוצה הכירו אחד את השני עוד בלימודים באוניברסיטה.
Bu nedenle okuldan atılmakla cezalandırılması gündeme gelmişti.בשל כך הוא גורש מבית הספר באזהרה.
Okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri onu, kaba ve hareketli bir çocuk olarak tanımlıyorlardı.תלמידיו וחבריו לאקדמיה ראו בו מורה דגול ואדם מיוחד באנושיותו.
Okulda çok başarılı bir öğrenci olan Kozak, uzun yaşamasının sırrını sağlıklı hayat tarzına bağlamıştı.בית הספר לכמרים בקירקיובור היה ברמה גבוהה, שכן מאוחר יותר תואר סבר כמי שזכה לחינוך טוב מאוד.
2 sınıflı okulda sabahçı ve öğlenci olmak üzere toplam 4 öğretmen görev yapmaktadır.הלימודים מתקיימים בשני סדרים, בוקר וצהרים.
Bir sonraki eğitim-öğretim yılında ise aynı okulda lise öğrenimine başlamıştır.בשנה השלישית ללימודיה החלה ללמד בבתי ספר תיכוניים.
Okuldaki yeni kız çapkınıdır.לא הייתי הילדה החמודה בבית הספר.
Okulda kendinden çok emindir.בבית הספר הוא היה ידוע כמתבודד.
William Dunbar: Başka bir okuldan gelen belalı bir tiptir.ויליאם דנבר (אביתר אדיר) - תלמיד שהגיע לפנימיה במהלך העונה השנייה.
Böylece, orman memurları da bu okulda yetiştirilmeye başlanmıştır.גם תלמידים מישיבת ימית תגברו את המקום בהתחלה.
Okulda ve partilerde diğerlerinin lideri konumundadır bu yüzden lakabı "Queen B"'dir.מוסר שיעורים בספרי חסידות ובפירוש רש"י לתורה, ומשמש כמרצה במכללת בית רבקה שבכפר חב"ד ב'.
Dizi Serena van der Woodsen'ın (Blake Lively) Connecticut'da kaldığı yatılı okuldan geri dönmesiyle başlar.הסדרה מתחילה עם שובה של סרינה ואן דר וודסן (בלייק לייבלי) משהות מסתורית בפנימייה בקורנוול, קונטיקט.
Erek, şehirde yazları çalışmakta, okulda ise derslerini dinlemektedir.את חודשי הקיץ בלה בגרמניה בה למד ייעור.
Onun özel okulda okuduğunu ve zengin çocuğu olduğunu söyler.היא רומזת לו שאם ילך לבית-הספר, יהפוך לילד אמיתי.
Okulda büstü konulmuştur.לבית הספר רכבו על חמור.
Bir Karşılaşma – Okuldan kaçan iki çocuk yaşlı bir adamla karşılaşır.Среща – Двама ученици бягат от училище и срещат старец.
Okulda 2009 yılı Ocak ayından itibaren İnternet kullanılmaktadır.От април 2009 г. в училището има интернет чрез.
1265 numaralı yoğun Fransızca eğitimi veren bir okulda okur.Учи в 1265 средно училище със задълбочено изучавне на френски език.
Lise öğrencisi Clay Jensen, okuldan eve dönerken verandada bir kutu bulur.Тийнейджърът Клей Дженсън се прибира от училище, когато намира мистериозна кутия на верандата пред дома си.
Bu sistem birçok okulda uygulanmaktadır.Методът успешно се прилага в много училища.
Wilhelm Rediess okuldan sonra elektrikçi oldu.След училище Редис става електротехник.
Babası çileli hayattan sonra eve döndükten sonra, yerel bir okulda İngilizce öğretti.Той устоява на изпитанието и след завръщането си вкъщи преподава английски език в местно училище.
İlk okulda Lower Fields'a ve lisede Tong High School'a gitti.Учи в „Lower Fields Primary School“ и „Tong High School“.
Hanks, okulda önemsiz biriydi.Ханс е бил срамежлив в училище.
O, 3 sene bu okulda rus dilinde eğitim almış.През следващите две години изучава руски език в Русия.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.Брус е буйно дете с не много добър успех в училище.
Bu okuldan yetişenler Türkiye'de ve dış ülkelerde çalışma hayatlarında büyük katkılarda bulunmuşlardır.Тези хора, произлизат от средната класа и в Турция са имали работа и домове.
Okuldan mezun olduktan sonra Azerbaycan Ulusal Ekonomi Enstitüsü'nde eğitimine devam etti.След завършване на училището постъпва в Азербайджанския индустриален институт.
Ceren (Merve Çağıran) (Fi), Duru'nun okuldan en yakın arkadaşı.На двумачтововите (и повече) съдове – първата, броено от носа, мачта.
İlk zamanlarda okulda gerçek bir gelişme olur ve 250'den fazla öğrencisi olur.Работи в училището 21 години, през който период има над 250 ученици.
Bu okulda çocuklar için müzik eğitimine yönelik araştırmalar yaptı.Извършва проучвания за музикалното образование в училищата.
Bu aşırı müzik tutkusu yüzünden derslerini ihmal ediyordu ve birkaç kez okuldan uzaklaştırıldı.Имал е проблем с поведението и на няколко пъти бил отстранен от училище.
Bu okulda birkaç küçük yapımda göründü.В града се намират немалко училища.
Bu arada Brooks'un kızıda okuldan eve dönmüştür ve garip davranışlar sergilemektedir.Там Алия ходи на училище в интернат и се отличава от връстниците си с твърдия си характер.
Bu okuldan mezun öğrenciler gerek ulusal gerekse uluslararası olimpiyatlarda birçok madalya kazanmışlardır.Ученици на гимназията са лауреати на редица национални и международни олимпиади.
Bu okulda önemli başarılar elde etmiştir.Училището има голям успех.
Okulda 8. Sınıfa kadar eğitim verilmektedir.В училището учат деца до 8 клас.