Okuldan arkadaşı Sarah'a (Adams) aşıktır.Kocha się w swoim koledze ze szkoły, Markusie.
Yaramazlıkları yüzünden arkadaşları, okulda, ona "Çalıkuşu" adını takarlar.Podczas dawania Sidowi nauczkę, nazywa go psujkiem.
Okuldan aldığı eğitimden sonra ek olarak öğretmen olan annesinden eğitim alıyordu.Edukację kontynuował w domu dzięki swojej matce, z wykształcenia nauczycielce.
Bu hafta okulda bir Almanca testim var.W tym tygodniu mam w szkole test z niemieckiego.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Hennes pappa tog henne ur skolan när hon gick i åttan.
George Costanza (Jason Alexander) – George okuldan beri Jerry’nin en iyi arkadaşıdır.George Louis Costanza (spelad av Jason Alexander) är Jerrys vän sedan skolåldern.
Vancouver'da Killarney Ortaokulu ve King George Ortaokulu dahil birkaç farklı okulda eğitim görmüştür.Han gick på olika skolor i Vancouver bland annat: Killarney Secondary School och King George Secondary School.
Ertesi gün okulda, Bart sınıfta teste girmemek için bayılır.På natten misslyckas Bart återigen att studera.
Okulda ayrıca anasınıfı da mevcuttur.Dessutom går det bra i skolan.
Okulda öğrenciler tarafından çıkarılan dergiler bulunmaktadır.Tidningen produceras av studenter på högskolan.
Aynı gün, Müdür Skinner'ın annesi, okulda Skinner'a eşlik etmektedir.Samma dag som han gör det, är rektorn Seymour Skinners mamma på besök.
Partiden ve okuldan kargaşa içinde ayrılırlar.Detta orsakar kaos både i laget och i skolan.
Kolejdeki birinci yılında, okuldaki ödevleri yapmakta ve kurallara uymakta oldukça zorlanmıştır.Under sitt första år på college upplevde han studierna och reglerna som alltför betungande.
Bu iki kulüp şu ana kadar okulda uluslararası çapta pek çok konferans organize etmiştir.Båda dessa kongregationer har etablerat skolor runtom i världen.
Okulda ayrıca bir de botanik serası bulunur.Till universitetet hörde även en botanisk trädgård.
Bu okulda çift dilde (Türkçe ve Yunanca) eğitim verilmektedir.Hon gick i en tvåspråkig skola (spanska och engelska).
Okuldan sonraki yaşamıyla ilgili ayrıntılar ise bilinmiyor.Skolans vidare öden är inte kända.
Penkkarit kutlamaları okuldan okula değişiklik gösterir.Förändringens vindar blåser genom polisskolan.
ABD'de yüksek okuldayken müziğe olan ilgisi başladı.Musikvideon spelades in i ett typiskt High School i USA.
Bruce Chatwin, Wiltshire'da bulunan Marlborough College isimli okulda eğitim gördü.Sin huvudsakliga utbildning fick Chatwin på den berömda privatskolan Marlborough.
Grubun diğer üyeleri de bu okulda öğrenim görmüşlerdir.Även andra medlemmar av gruppen hjälper till vid uppfostringen.
İkisi de okuldan çok yakın arkadaş çıkarlar ve Sigara İçmez okulun doktoru olur.Hon röker väldigt mycket, till och med i korridorerna på skolan där man inte får röka.
Bu okulda yabancı öğretmenler de dersler verebiliyordu.I dessa kunde även outexaminerade lärare undervisa.
2001 senesinde okuldan mezun olduktan sonra AÖ Fakültesi İşletme bölümüne kaydoldu.Efter en totalrenovering 1996 innehåller gården numera undervisningslokaler.
Mezun olmak için bir yıl okulda kaldı fakat yüksek lisans derecesi elde edemedi.Men där var han mindre än ett år och tog ingen examen.
Okulda 16 Mayıs 2016 itibarıyla üniversitede 7.772 öğrenci eğitim görmektedir.Projektets informatörer träffade 26 712 gymnasieelever under läsåret 2015/2016.
Mutesi dokuz yaşındayken ailesi onu okuldan aldı çünkü ailesi artık onu okula göndermeyi göze alamazdı.Men när hans far dog 1939 hade hans familj inte längre råd att låta honom fortsätta studera.
Okulda tanıştığı Iuliya adlı hanımla evlendi.Han gifte sig även med bibliotekarien Eva, som han träffade på colleget.
O, okulda Latince öğrendi.Hon lärde sig latin i skolan.
Gelip o gün okulda neler olduğu ile ilgili şeyler yazıyordu.Вона писала про те, що трапилося в той день в школі.
Okuldan nefret ederim.Я ненавидів школу.
Her salı okuldan sonra iki saat birlikte şarkı yazma çalışmaları yapmaya başladılar.Вони почали зустрічатися після школи кожного вівторка і впродовж двох годин працювали над написанням пісень.
Bu sistem birçok okulda uygulanmaktadır.Форма є обов'язковою в багатьох школах.
Birçok farklı okulda okudu.Навчався у різних школах.
1265 numaralı yoğun Fransızca eğitimi veren bir okulda okur.Закінчив школу № 1265 м. Москви з поглибленим вивченням французької мови.
İlkokulu kendi köyünde, babasının müdürlüğünü yaptığı okulda bitirdi.Закінчив урядову школу, якою керував його батько, у рідному селі.
Kardeşim okuldan döndü.Діти повернулися зі школи.
Okulda halen birçok spor etkinliği yapılmaktadır.У школі можна займатися багатьма видами спорту.
Annesi orta okulda matematik, babası Rus dili ve edebiyatı öğretmenliği yaptı.Його батько викладав фізику й математику, мати — російську мову та літературу.
Köyde ilköğretim okulu vardır ancak öğrenci sayısının yetersiz olması nedeniyle okulda öğretmen yoktur.Я вірю у бібліотеки, бо більшість студентів не мають достатньо грошей .
1842'den 1854 yıllarına kadar ulusal askeri okulda matematik ve mekanik profesörü oldu.З 1842 до 1854 був професором математики й механіки Національного військового коледжу.
Böylece okulda hem sabah hem de akşam eğitim görülür.Вчилися в школі з ранку до вечора.
Sen ne cehennemsin?") yazan tişörtler, birçok okulda yasaklandı.Вовкулака», також були заборонені для обговорення в школі.
Aynı zamanda okulda gönüllü koçluk yapmıştır.Також йому вдалося зробити навчання в училищі безкоштовним.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.Хлопчик зростав замкнутим і нетовариським і не демонстрував яких-небудь значних успіхів в школі.
2005-2006 öğretim yılından itibaren okulda birçok değişiklik yapılmıştır.На початку 2005-2006 н.р. на факультеті відбулися суттєві зміни.
Hangi Üniversitede, Okulda?".Навчається у школі, потім - у коледжі.
Bu arada okuldaki bazı öğretmenler de onlara yardım eder.Тоді в школі працювало декілька вчителів.
Bu okulda edebiyat ile de ilgilenmeye başlar.В школі Джим почав серйозно цікавитись літературою.
Bu okulda ilk kez serigrafi atölyesini kurdu ve bu dersin programlara alınmasını sağladı.Там він вперше спробував себе в ролі актора в шкільних постановках, і зрозумів, що знайшов своє покликання.
Bir Karşılaşma – Okuldan kaçan iki çocuk yaşlı bir adamla karşılaşır.На картині ми бачимо родину, яка зустрічає хлопчика, який прийшов зі школи з двійкою.
Yine de bu öğrenciler okuldan ihraç edilmiştir.Їх ледве не виганають з школи.
Çok geçmeden okuldan ayrılmak zorunda kaldı.Незабаром він залишив школу.
Okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri onu, kaba ve hareketli bir çocuk olarak tanımlıyorlardı.Педагогам та однокласникам він запам'ятався товариським та активним учнем.
Saçları da okulda kendilerine sorun çıkaracak kadar uzundur artık.Отримав прізвисько «Клопіт» ще в училищі за свій характер.
Bu okulda önemli başarılar elde etmiştir.Школа досягла високих результатів.
Aynı okulda ve daha başka okullarda yardımcı öğretmenlik yaptı.Навчав у школі директор, а також інші вчителі.
Okuldan nefret eder ve çalışmayı hiç sevmez.Він зовсім не любить школу і мучить учителя.
Okulda 88 öğretmen vardır.На сьогодні у школі працюють 84 вчителі.
1940 yılında emekli olana kadar da okulda çalıştı.У цій школі він попрацював до виходу на пенсію в 1936 році.