Ana içeriğe geç
Sözlük

okulda ile cümle

okulda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Drake Parker (Drake Bell) ve Josh Nichols (Josh Peck) aynı okulda okumaktadır.Drake Parker (Drake Bell) e Josh Nichols (Josh Peck) são dois adolescentes que vivem em San Diego, Califórnia.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Ela só foi à escola em tempo integral quando estava na oitava série.
Aynı zamanda, Faculdade de Medicina de Ribeirão Preto adlı okuldan mezun bir tıp doktoruydu.Foi também professor da Faculdade de Medicina de Ribeirão Preto.
Okulda 14 öğretmen 2 idareci görev yapmaktadır.É preciso no mínimo dois professores na equipe.
Böylece Chihaya, okuldan arkadaşı Taichi Mashima ve Arata karuta ile oynamaya başlarlar.Agora, no colegio, Chihaya encontra novamente seu amigo de infância, Taichi Mashima.
1978'de bu okuldan mezun oldu.Licenciou-se em 1978.
Okuldaki en çekici kızdır.Ela é a garota mais bonita da escola.
Shingon dünyada Sanskritçe'nin siddham yazısını kullanmaya devam eden çok az sayıdaki okuldan biridir.A escola Shingon é um dos pouquíssimos ramos do budismo que ainda preserva o uso da escrita sânscrita siddham.
80'li yıllarda o okulda ders, sağlık ocağında ise tedavi yapılıyordu.Faleceu no final dos anos 80 em Colégio, sem assistência médica.
Medvedev, eşi ile 14 yaşlarında okuduğu okulda tanışmıştır.Tiago conheceu sua esposa na escola, quando ele tinha 14 anos e ela 12.
Berlin’deki birçok okulda öğretmenlik yaptı.Em Berlim teve diversos alunos.
Okuldaki çalışmalarında da hareket ile ilgilenmekteydi.Estão relacionados com as atividades da escola?
16 yaşına kadar okulda kaldı.Foi ensinado em casa até aos 16 anos.
1902 senesinde kadınlara özel yüksek okulda ders vermeye başladı.1902 - leciona, por breve período, nas escolas elementares.
Daha sonra aynı okulda grafik tasarımı ve tipografi dersi verdi.Posteriormente lecionaria desenho e pintura na mesma academia.
Edd okulda oldukça sosyal bir öğrencidir.Heidi é bastante ocupada na escola.
Orta okuldayken bir embesil olduğunu söyler.Em uma entrevista, ele disse que era um aluno médio.
Kız kardeşleri gibi Emily'nin sağlığı da evde ve okuldaki zor şartlar sebebiyle zayıflamış, kötüleşmiştir.Motivado pelas dificuldades da sua infância, Henry se esforçou na escola e no atletismo.
Okuldaki hemen herkes bir badminton raketine sahiptir ve oynamayı bilir.Uma raquete de badminton é um equipamento desportivo básico para a prática do badminton.
Boyundan dolayı okulda zorbalığa maruz kalır.È vítima de gozações na escola pelo seu peso.
Okuldaki öğretmenlerin sadece yüzde on altısı kadındır.Apenas dezesseis por cento dos professores nas escolas são mulheres.
Rachel bunu üstlenir ve okuldan atılır.Rachel neemt de schuld op zich en wordt van school gestuurd.
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ichigo is een goede student, hij staat op de 23ste plek van zijn school.
Okuldan nefret ederim.Hij had een hekel aan de school.
Bu sistem birçok okulda uygulanmaktadır.Dit systeem wordt vaak bij scholen gebruikt.
Annesi ve kızkardeşi de bu okulda ona katıldılar.Sommige van zijn broers en zussen gingen ook naar die school.
Okuldaki sanat etkinliklerinde aktif olarak rol alıyordu.Op school deed ze actief mee aan de artistieke activiteiten.
Freeman dokuz yaşındayken okuldaki bir oyunda başrolde oynayarak oyunculuk hayatına başlamış oldu.Freeman speelde op negenjarige leeftijd de hoofdrol in een schooltoneelstuk.
Hangi Üniversitede, Okulda?".In school en huis.
Fakat diplomasını almadan bu okuldan da ayrıldı.Hij heeft zonder zijn diploma te halen de school verlaten.
Okulda kendinden çok emindir.Hij is redelijk populair op school.
O, 3 sene bu okulda rus dilinde eğitim almış.Tijdens deze opleiding heeft hij twee jaar Grieks gestudeerd.
Okulda 88 öğretmen vardır.De school telt 85 leerkrachten.
Maria Mitchell, 1835 yılında kendi okulunu açana dek, bu okulda Peirce’a öğretmen yardımcılığı yapmıştır.Ook voor Peirce werkte ze als een klasse-ondersteuner, totdat ze haar eigen school opende in 1835.
Okuldaki son yılı sıkıntılı geçti.De tijd op school was moeilijk.
Devrimci bildiri hazırladığı için okuldan sürüldü.Hij werd van school gestuurd wegens zijn revolutionaire activiteiten.
Bu nedenle okulda da pek sevilmemektedir.Ook op school gaat het niet lekker.
16 yaşına geldiğinde oyuncu olmak için okuldan ayrıldı.Op zestienjarige leeftijd stopte hij met schoolgaan om acteur te worden.
Hanks, okulda önemsiz biriydi.Frege was op school een buitenbeentje.
Drake Parker (Drake Bell) ve Josh Nichols (Josh Peck) aynı okulda okumaktadır.Als Drake (Drake Bell) en Josh (Josh Peck) hierachter komen, vertrekken ze ook naar LA.
Okulda herkes erkekti ve hiç kimse de bir kızın doktor olacağına inanmıyordu.House is alles wat je niet zou verwachten van een dokter.
Maddy, okulda kendisine bela olan çocuk ile kavga eder ve onu defeder.Cal ontmoet een dakloze student en helpt hem.
Her bir öyküde Meltem'in okulda, evde ve mahallede yaşadıkları anlatılıyor.De verhalen spelen zich af in een alledaagse omgeving: thuis en op school.
Bu okulda bir süre sonra Müdür Yardımcılığı görevini üstlendi.Meestal voerde de schoolconciërge deze taak uit voor hem.
Okulda bugün fotoğraf çekimi var.In de school bevindt zich nu een visrestaurant.
Ve okuldaki tüm öğrencilerin içinde onu küçük düşürürdü.Dankzij hem kwam de hele school dit te weten.
Lise çağında "yasaklı kitapları" okuduğu için Okuldan atılmıştır.Hij werd van school gestuurd wegens het bezit van verboden boeken.
Okuldan sonraki yaşamıyla ilgili ayrıntılar ise bilinmiyor.Omtrent de voorgeschiedenis van deze school is weinig bekend.
İlkokul eğitimini Tula'da bulunan 4 nolu ortaokul'da gördü, Aynı zamanda aynı okuldan 1959 yılında mezun oldu.Hij was in Toela leerling op middelbare school nummer 4 en behaalde zijn diploma in 1959.
Okuldaki iki zenci çocuktan biriydi.Ze was daar een van slechts twee meisjes in haar klas.
Yul burada Genç Hristiyan Erkekler Organizasyonu'na (YMCA) ait bir okuldan mezun oldu.Cho sloot zich als jongeman aan bij de YMCA (Young Men Christian's Association).
Bu roman yüzünden neredeyse okuldan atılıyordu.Werd om deze reden van de universiteit gestuurd.
Okulun televizyon kanalı WUSF-TV'nin de merkezi okulda bulunur.Het tv-station XHMNU-TV wordt eveneens door de universiteit beheerd.
1913'te mekanik fırın açıldı ve 1940 yılına kadar ekmek okulda pişirildi.De dagbouw ontstond in 1913 en vanaf 1917 werd er bruinkool gedolven.
Yine de bu öğrenciler okuldan ihraç edilmiştir.Deze gegevens worden van uit de school meegegeven.
Nouhad utangaç ve okulda çok arkadaşı olmayan bir çocuktu.In zijn jeugd was Munir een doodgewone jongen die met andere kinderen vocht en geen streber was op school.
Boyundan dolayı okulda zorbalığa maruz kalır.Wegens zijn autisme wordt hij op school gepest.
Okulda ve partilerde diğerlerinin lideri konumundadır bu yüzden lakabı "Queen B"'dir.Aan het hoofd van de groep staan een alfamannetje en een alfavrouwtje.De tweede in rang wordt beta genoemd.
Film, bir grup genç kızın yatılı okulda birlikte yaşamalarının hikâyesini anlatıyor.De film vertelt het verhaal van een aantal jongens die zich misdragen op een kostschool.
Okulda 2009 yılı Ocak ayından itibaren İnternet kullanılmaktadır.De StudieBijbel is sinds 2009 online te gebruiken via StudieBijbel Online.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod