of ile cümle
of kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ofisteki insanların sesleri yumuşaktır.The voices of the people who are in the office are soft.
Tom'u ne öfkelendirdi?What made Tom mad?
O çok kolay öfkelenir.He gets angry very easily.
Tom öfkesini saklamaya çalıştı.Tom tried to hide his anger.
Tom bütün ofis için bir piknik düzenledi.Tom arranged a picnic for the whole office.
Tom yıllarca ofis için çalışmadı.Tom hasn't run for office for years.
Herhangi bir zamanda ofisimi ziyaret edin.Come to my office any time.
İstediğiniz bir zamanda ofisime uğrayın.Drop by my office any time.
Allah öfkesini kontrol edebilenleri sever ve kasıtsız ihmali affeder.God loves those who can control their anger and forgive unintentional negligence.
Tom koridordan aşağı doğru ve Mary'nin ofisine yürüdü.Tom walked down the corridor and into Mary's office.
Tom ofisine öfkeyle girdi ve kapıyı çaptı.Tom stormed into his office and slammed the door.
Tom Mary'nin ofisine girmeden önce telefonunu sessiz moda aldı.Tom switched his phone to manner mode before he walked into Mary's office.
Tom kalktı ve ofisin dışında Mary'yi izledi.Tom stood up and followed Mary out of the office.
İşçiler öfkeli.The workers are angry.
Hükümetin kararı üzerine büyüyen öfke var.There's growing anger over the government's decision.
Bugün ofiste bulunmayacağını söylemek için gerçekten patronunu aramalıydın.You really ought to have rung your boss to tell him you won't be in today.
Tom öfkesini gizleyemedi.Tom couldn't hide his anger.
Öfkeli misin?Are you furious?
Birinin ofisine girmeden önce kapıyı çalmalısın.You're supposed to knock before you enter someone's office.
Birinin ofisine girmeden önce kapıyı çalman gerekiyor.You're supposed to knock before you enter someone's office.
Tom gelecek pazartesiye kadar ofisin dışında olacak.Tom will be out of the office until next Monday.
Öfke yönetim sorunun var mı?Do you have an anger management problem?
Benim ofisime girelim.Let's go in my office.
Öfkesini kontrol edemedi.He couldn't control his anger.
Bütün bildiğimiz Tom'un 2.30'da ofisimize geliyor olmasıdır.All we know is that Tom is coming to our office at 2:30.
Tom Mary'nin ofisine nasıl gitti?How did Tom get into Mary's office?
Onların hepsini ofisime götür.Take them all to my office.
Neden ofisinde değilsin?Why aren't you at your office?
"Celestial Wives of the Meadow Mari" çok iyi bir film."Celestial Wives of the Meadow Mari" is a very good movie.
Ben onun öfkesini anlıyorum.I understand his anger.
Tom kucak dolusu posta taşıyarak ofise girdi.Tom entered the office carrying an armload of mail.
Ofisime gel.Come into my office.
Ofisime gir.Come on into my office.
Tom hariç, ofiste herkes 2.30'da gitti.Except for Tom, everyone in the office left at 2:30.
Tom'un öfkeli olduğuna dair kesinlikle hiçbir fikrim yoktu.I certainly had no idea Tom was angry.
Tom ve Mary öfkeyle birbirlerine baktılar.Tom and Mary stared at each other angrily.
Tom öfkeyle kapıyı çarptı.Tom angrily slammed the door.
Tom öfkeyle Mary'nin mektubunu yırttı.Tom angrily tore up Mary's letter.
Tom öfkeyle odadan ayrıldı.Tom angrily walked out of the room.
Tom öfkelendiği için Mary'den özür diledi.Tom apologized to Mary for losing his temper.
Tom her zamankinden daha geç ofise geldi.Tom arrived at his office later than usual.
Tom Mary'nin onu ofise götürmesini istedi.Tom asked Mary to drive him to the office.
Tom bana öfkeli olup olmadığımı sordu.Tom asked me if I was angry.
Tom bana neden pazartesi günleri ofise gelmediğimi sordu.Tom asked me why I never came into the office on Mondays.
Tom dün ofisime geldi.Tom came to my office yesterday.
Tom öfkesini güçlükle kontrol altına alabildi.Tom could barely contain his anger.
Tom öfkeli görünmüyordu.Tom didn't look angry.
Tom ofisteki birçok insanla uyuşmuyor.Tom doesn't get along with most people in the office.
Tom cumartesi günü ofise gitmez.Tom doesn't go to the office on Saturday.
Tom muhtemelen ofisteki en yaşlı kişi.Tom is probably the oldest person in the office.
Tom Mary'nin ofisine doğru merdivenlerden yukarıya koştu.Tom ran up the stairs towards Mary's office.
Tom öfkeli olduğunu söyledi.Tom said that he was angry.
Tom sinirli ve öfkeli görünüyor.Tom seems frustrated and angry.
Tom ofisini Mary ile paylaşıyor.Tom shares his office with Mary.
Tom ofisinde olmalı.Tom should be in his office.
Tom Mary'ye öfkeyle baktı.Tom stared angrily at Mary.
Tom ofise hücum etti.Tom stormed into the office.
Tom hiddetle ofisten ayrıldı.Tom stormed out of the office.
Tom öfkesini gizlemeye çalıştı.Tom tried to conceal his anger.
Tom ofis kapısının kilidini açtı.Tom unlocked his office door.