of ile cümle

of kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ofisine koştu ve kapıyı kapattı.Tom rushed into his office and slammed the door.
Tom bir toplantıda ama Mary ofisinde.Tom is in a meeting, but Mary's in her office.
Tom ofisine gitti ve kapıyı kapattı.Tom went into his office and closed the door.
Herhangi birinin bana ihtiyacı olursa burada ofisimde olacağım.I'll be here in my office if anyone needs me.
Tom ofisinde radyo dinliyor.Tom is in his office listening to the radio.
Tom bir grup insana ofisine kadar eşlik etti.Tom led the group of men into his office.
Tom tüm öğleden sonra ofisinde olacak.Tom will be in his office all afternoon.
Tom bütün gün ofisinde olduğunu söyledi.Tom said he was in his office all day.
Tom Mary'yi John'un ofisine kadar takip etti.Tom followed Mary into John's office.
Tom ofis kapısını çarparak kapadı.Tom slammed the office door closed.
Tom'un seni ofisinde görmesi gerekiyor.Tom needs to see you in his office.
Tom bütün sabah ofisindeydi.Tom was in his office all morning.
Tom ofisinin kapısını açtı.Tom opened the door to his office.
Tom ofisinde telefonda.Tom is in his office on the phone.
Tom, Mary'yi ofisine kadar izledi.Tom followed Mary into her office.
Sen burada ofiste gereklisin.You're needed here at the office.
Tom ofisinde masasında.Tom is in his office at his desk.
Tom bugün ofisten erken ayrıldı.Tom left the office early today.
Tom ofiste kötü bir gün geçirdi.Tom had a bad day at the office.
Tom pazartesi günü ofisime geldi.Tom came to my office on Monday.
Benim ofisimde ne yapıyorsun?What're you doing in my office?
Tom ofisinde Mary'yle birlikte.Tom is in his office with Mary.
Tom Mary'yi ofisine götürdü.Tom took Mary into his office.
Tom ofisine doğru yürüdü.Tom walked toward his office.
Tom onun ofisinden aceleyle çıktı.Tom rushed out of his office.
Tom'un ofis kapısı kapalı.Tom's office door is closed.
Onlar şimdi Tom'un ofisinde.They're now in Tom's office.
Tom bugün ofisimdeydi.Tom was at my office today.
Tom ofisine doğru koştu.Tom rushed into his office.
Tom ofis kapısını açtı.Tom opened the office door.
Tom ofis kapısını kapattı.Tom closed the office door.
Biz öfkeni anlıyoruz.We understand your anger.
Tom ve Mary öfkeliler.Tom and Mary are angry.
Onlara ofisimi göster.Show them to my office.
Tom benim ofisimde.Tom is in my office.
Bu senin ofisin mi?Is this your office?
Ofisimde bekle.Wait in my office.
Öfkesini gizlemeye çalıştı.She tried to hide her anger.
Ofiste tonlarca kitabım var.I have tons of books at the office.
Öfkenizi kontrol etmekte bir sorununuzun olduğunu söylemek adil olur mu?Would it be fair to say you have a problem controlling your anger?
Ofisimiz kişisel problemleri olan öğrencilere yardımcı olur.Our office helps students with personal problems.
Ofiste bir sorun vardı.There was a problem at the office.
Ofiste bir sorun var mı?Is there a problem at the office?
Ofisim pencerenin yanındaydı ve sincapları görebiliyordum.My office used to be by the window and I could see the squirrels.
Böyle bir havada ofiste olmak tam bir işkence.Being at the office at such a weather is a real torture.
Lütfen ofisime gel.Please come to my office.
Öfkesini bastırdı.He suppressed his anger.
Ofislerimiz arasında bir kapımız var.We have a door between our offices.
Tom Mary'nin ofisinde ne yapıyor?What's Tom doing in Mary's office?
Ofisim holün tam karşısında.My office is just across the hall.
O öfkeli olduğunda her zaman bağırır.He always shouts when he is angry.
Öfkeli olmak için nedenim yok.I have no reason to be angry.
Öfkeli olmak için hiçbir nedenin yok.You have no reason to be angry.
Öfkeli olmak için hiçbir gerekçen yok.She has no reason to be angry.
"Bugün ofiste ne kadar kalacaksın?" "Uzun bir süre için. Ben nöbetteyim.""How long will you be in the office today?" "For a long time. I'm on call."
Öğle yemeğinden sonra ofise döndüm.After lunch, I returned to the office.
Öfkeni kontrol etmelisin, Tom.You must control your temper, Tom.
Tom öfkesini kontrol etmeye çalıştı.Tom tried to control his temper.
Tom ofisinde kayboldu.Tom disappeared into his office.
Her şeyi ofisten çıkardığını düşündüm.I thought you had taken everything out of the office.

İlgili Sayfalar