Bu hafta öğrenciler öğretmenler odasına girmemeli.The students must not enter the teachers' room this week.
Biri odasının önünde duruyor.Somebody is standing in front of his room.
Erkek kardeşimin odası her zaman dağınık.My brother's room is always a mess.
Erkek kardeşim odasını karmaşa içinde bırakır.My brother leaves his room in a mess.
Çalışma odasında bir sürü kitap var.There are plenty of books in his study.
Onun odasında bir sürü kitap var.There are a lot of books in his room.
Odasında bir sürü mobilya var.There is a lot of furniture in his room.
Odasının ışığı açık olduğuna göre, gelmiş olmalı.Since the light in his room is on, he must have come home.
Onun odasındaki lamba açık olduğu için, o eve gelmiş olmalı.Since the light in his room is on, he must have come home.
Onun odası her zaman düzenli.His room is always tidy.
Onun odası her zaman düzgün.His room is always in good order.
Odası her zaman arkadaşlarıyla doludur.His room is always filled with his friends.
Onun odası her zaman düzensizdir.His room is always out of order.
Onun odası tam tersine temiz.His room is anything but neat.
Onun odası tozla kaplıydı.His room was covered with dust.
Onun odası dağınıktır.His room is untidy.
Onun odası benimkinin iki katı kadar büyüktür.His room is twice as large as mine.
Onun odası aydınlıktı.His room was brightly lit.
Odasında müzik dinliyordu.He was listening to the music in his room.
O, her zaman odasını temiz tutar.He always keeps his room clean.
Bir yabancı ile otel odasını paylaşmak zorunda kaldı.He had to share the hotel room with a stranger.
O, asla odasını temizlemedi.He has never cleaned his room.
O, hizmetçiye odasını süpürttü.He had the maid sweep his room.
O, şimdi odasındaki şeyleri düzenliyor.He is now setting things in order in his room.
Kız kardeşine onun odasını boyamasına yardım ettirdi.He got his sister to help him paint his room.
O kendisini odasına kapatmıştı.He confined himself to his room.
Her zaman odasının küçük olmasından yakınır.He is always complaining of his room being small.
Odasının küçük olmasından yakındı.He complained of his room being small.
O, odasına girdi.He entered his room.
Odasını temizliyordu.He was cleaning his room.
Onun kendi odası var.He has his own room.
O kendini çalışma odasına kapattı.He closeted himself in his study.
Küçük odasında büyük bir masası var.He has a large desk in his small room.
Çalışma odasında hâlâ iş başında.He is still at work in the workroom.
O, bekleme odasında oturuyor.He's sitting in the waiting room.
Bekleme odası etrafına bakındı.He looked around the waiting room.
O, pazar günü odasını temizledi.He cleaned his room on Sunday.
O, odasında oynuyor.He is playing in his room.
O, odasına koştu.He ran into the room.
O, odasını temizlemekten nefret ediyor.He hates cleaning his room.
O, odasını temizlemek zorunda kaldı.He had to clean his room.
O, odasını düzenledi.He put his room in order.
O, odasını temiz tutar.He keeps his room clean.
Akşam yemeğinden sonra odasına çekildi.He retired to his own room after supper.
Onların yemek odası çok geniş.Their dining room is very spacious.
O, ziyaretçinin oturma odasına girmesine izin verdi.He let the visitor into the living room.
Oturma odasında çay içiyorlar.They are having tea in the living room.
Onlar öğretmenler odasındalar.They are in the teachers' room.
Onun kendi yatak odasında hıçkırarak ağladığını duyabiliyordum.I could hear her sobbing in her bedroom.
O, odasına döndüğünde elmas yüzük gitmişti.When she returned to her room, the diamond ring was gone.
Onun yatak odası tam yukarıda.Her bedroom is just above.
O üst kata yatak odasına gitti.She went upstairs to her bedroom.
Odasını her zaman temiz tutar.She always keeps her room clean.
Odasını her zaman iyi durumda tutar.She always keeps her room in good order.
Misafirleri gelmeden önce, o odasını temizledi.She cleaned her room before her guests arrived.
O aceleyle odasını temizledi.She cleaned her room in a hurry.
Bana odasını kullanabileceğimi söyledi.She told me that I could use her room.
Onu odasında gözyaşları içinde buldum.I found her in tears in her room.
O, kendini odasına kapattı.She shut herself up in her room.
Odasını güllerle dekore etti.She decorated her room with roses.