Acil durum odasına görününüz.Report to the emergency room.
Oturma odası yemek odasına bitişiktir.The living room adjoins the dining room.
Oturma odası, yemek odasına bitişiktir.The living room adjoins the dining room.
Oturma odasıyla yemek odası yan yanadır.The living room adjoins the dining room.
Ben yanlışlıkla başka birinin odasına girdim.I entered someone else's room by mistake.
Toplantı odası alt katta.The meeting room is downstairs.
Bizim oturma odası güneşli.Our living room is sunny.
Doktor muayene odasına geldi ve onun sorunu hakkında soru sordu.The doctor came into the examination room and asked about her problem.
Adamın onun odasına girdiğini fark ettik.We noticed the man enter her room.
Mary odasında çalışıyor.Mary is studying in her room.
Bob'ın odasında bir sürü kitap var.Bob has a lot of books in his room.
Çoğu Japon şirketinde, sadece birkaç yöneticinin kendisine ait bir odası vardır.In most Japanese companies, only a few executives have a room to themselves.
Helen odasını her zaman temiz tutar.Helen always keeps her room clean.
Fred'in evinin beş odası var.Fred's house has five rooms.
Tanınmış şair çalışma odasında intihar etmeye kalkıştı.The prominent poet attempted to commit suicide in his study.
Bekleme odası o kadar gürültülüydü ki adımın çağrıldığını duyamadım.The waiting room was so noisy that I couldn't hear my name called.
Yazar çalışma odasında kendini öldürdü.The author killed himself in his study.
Kapı, yatak odasına açılıyor.The door opens into the bedroom.
Susan'ın odasında hava çok karanlıktı.It was very dark in Susan's room.
John odasına koşarak geldi.John came running into the room.
Bu kimin odası.Whose room is this?
Bu çalışma odasını misafirleri kabul etmek için de kullanırım.I also use this study for receiving guests.
Bu evin altı odası var.This house has six rooms.
Bu evin on bir odası vardır.This house has eleven rooms.
Bu otel odasında denizin sesini duyabilirsin.You can hear the sound of the sea in this hotel room.
Bu kapı çalışma odasına götürür.This door leads to the study.
Ann odasını her zaman temiz tutar.Ann always keeps her room clean.
Alice odasına koştu.Alice rushed into her room.
Bu iki çocuk aynı yatakhane odasını paylaşır.Those two boys share the same dormitory room.
"Bir otel odası rezervasyonu yaptınız mı?" "Henüz değil, üzgünüm.""Have you reserved a hotel room?" "Sorry, not yet."
Polis bir politikacıyı odasında ölü buldu.The police found the politician dead in his room.
Kız kardeşim odasını hep temiz tutar.My sister always keeps her room clean.
Kız kardeşim her zaman odasını temiz tutar.My sister always keeps her room clean.
Onun odasına girdiğimde onu bir kitap okurken buldum.When I entered his room, I found him reading a book.
Kendisini ziyaret ettiğimde, Milo oturma odasındaydı.Miho was in the living room when I visited her.
Biz bizim otel odasından okyanusun muhteşem manzarasına sahibiz.We have a magnificent view of the ocean from our hotel room.
Yemek odası dahil, bizim evin yedi odası vardır.Our house has seven rooms including the dining room.
Yeni evimdeki oturma odası çok büyük.The living room in my new house is very large.
Babamın odası çok büyüktür.My father's room is very big.
Ben bir yabancıyla otel odasını paylaşmak istemiyorum.I don't want to share the hotel room with a stranger.
Soyunma odasında çantamı çaldırdım.I had my purse stolen in the changing room.
Kız kardeşimle bir yatak odasını paylaşıyorum.I share a bedroom with my sister.
Onu odasından çıkmaya çalışırken yakaladık.We caught him trying to go out of his room.
Onu odasına kadar izledim.I followed him into his room.
Ben ona odasını gösterdim.I showed him into the room.
Onun, odasında şarkı söylediğini duydum.I heard her singing in her room.
Soyunma odası nerede?Where is the changing room?
Soyunma odası şimdi kullanılıyor.The fitting room is being used now.
Elbise deneme odası şimdi kullanılıyor.The fitting room is being used now.
Lütfen sekreterden ofis malzemelerini, depo odasına stok etmesini isteyin.Please ask the secretary to stock the office supplies in the storage room.
Odasında kitap okuyor.He is reading a book in his room.
Sık sık kendini çalışma odasına kapatır ve böyle şeyler yazar.He often shuts himself up in the study and writes things like this.
Kütüphaneye bitişik bir bekleme odası var.There is an anteroom adjoining the library.
Yemek odası şimdi açık mı?Is the dining room open now?
Yemek odası saat kaçta açılır?What time does the dining room open?
Yatak odasında bir gürültü duydum.I heard a noise in the bedroom.
Yatak odasına girerken, hıçkırmaya başladı.On entering the bedroom, she started sobbing.
Yatak odası perdeleri kenarlarında soldu.The bedroom curtains have faded at the edges.
Okuma odasında konuşma.Don't talk in the reading room.
Çizim odasında bekleyen bazı misafirler vardı.There were some guests waiting in the drawing room.