Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduDe barman stond voor de bar-salon deur die nu op slot was op de heer
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduDer Barmann stand vor der Gaststube Tür, die jetzt bei Mr. war verschlossen
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduEl barman se paró frente a la puerta del bar-salón, que estaba cerrada ahora al Sr.
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduIl barista stava davanti al bar-salotto porta che era ormai bloccato su Mr.
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduLe barman se tenait devant la porte du bar-salon qui est maintenant verrouillé sur M.
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduO barman ficou na frente da porta do bar-salão, que foi agora bloqueado no Sr.
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduThe 바텐더 이제 미스터에 잠겨 있던 바 - 응접실 문 앞에 서서
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduVụ lành nghề đứng trước cửa bar, phòng khách sẽ bị khóa lại trên ông
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduΤου μπάρμαν στάθηκε μπροστά από το μπαρ-σαλόνι πόρτα η οποία ήταν τώρα κλειδωμένο για τον κ.
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduБарман застана пред вратата на бар-салон, който сега е заключена и на г-н
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduБармен стояв перед бар-салон двері, яка була заблокована на пана
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduБармен стоял перед бар-салон дверь, которая была заблокирована на г-на
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduبلغ بارمان أمام الباب بار صالون التي كانت مغلقة الآن للسيد
Barmen, şimdi Sayın kilitli odanın kapısı önünde durduマーベルは、こわれた窓を見つめていた、と他の2つの男性へのラウンドだった。
Ben o serin olduğunu söylemiştim. Bana odanıza göstermeme izin verin.난 그녀가 멋진이라고 말했다. 내가 당신에게 당신의 방을 보여 드리죠.
Ben o serin olduğunu söylemiştim. Bana odanıza göstermeme izin verin.אמרתי לך שהיא היתה קרירה. תן לי להראות לך את החדר שלך.
Ben o serin olduğunu söylemiştim. Bana odanıza göstermeme izin verin.ありがとう、お茶は良いです。 良い匂い。
Benzerlik kurarsak SSL olmadan tarayıcı, odanın diğer ucundaki sunucuyu비유를 하자면 SSL이 없는 것은 큰 강당에서
Benzerlik kurarsak SSL olmadan tarayıcı, odanın diğer ucundaki sunucuyuوكتشبيهٍ، يبدو الأمر في حالة عدم استخدام بروتوكول SSL كما لو كان المتصفح يهتف
Benzerlik kurarsak SSL olmadan tarayıcı, odanın diğer ucundaki sunucuyu「おーい、サーバー!」と 叫んでいるようなものです
Bilgisayarınızın masa üstünde fotoğraflar var ve cep telefonunuzda, yatak odanızın duvarında da.Ai poze pe desktop-ul calculatorului, pe celular, pe peretele din dormitor.
Bilgisayarınızın masa üstünde fotoğraflar var ve cep telefonunuzda, yatak odanızın duvarında da.Avete foto sul desktop del computer, sul cellulare, sul muro di camera vostra.
Bilgisayarınızın masa üstünde fotoğraflar var ve cep telefonunuzda, yatak odanızın duvarında da.컴퓨터에도 사진이 있을 거에요. 스마트폰에도 침실 벽에도 말이지요.
Bilgisayarınızın masa üstünde fotoğraflar var ve cep telefonunuzda, yatak odanızın duvarında da.Tienen fotos en los escritorios digitales, en el teléfono móvil, en la pared del dormitorio.
Bilgisayarınızın masa üstünde fotoğraflar var ve cep telefonunuzda, yatak odanızın duvarında da.Vous avez des photos sur votre fond d'écran, sur votre téléphone portable, sur le mur de votre chambre.
Bilgisayarınızın masa üstünde fotoğraflar var ve cep telefonunuzda, yatak odanızın duvarında da.У вас полно фотографий на компьютере, в сотовом телефоне и на стене в спальне.
Bilgisayarınızın masa üstünde fotoğraflar var ve cep telefonunuzda, yatak odanızın duvarında da.יש לכם תמונות על שולחן העבודה במחשב, בטלפון הנייד שלכם, על קיר חדרכם.
Bilgisayarınızın masa üstünde fotoğraflar var ve cep telefonunuzda, yatak odanızın duvarında da.لديك صور على سطح المكتب في حاسوبك، على هاتفك المحمول، على حائط غرفة نومك،
Bir erkeğin odandan çıkarken arkadan görüntüsü... ...mükemmel bir görüntü olmalı.Egy távozó férfi hátulról milyen nagyszerű látvány lehet.
Bir erkeğin odandan çıkarken arkadan görüntüsü... ...mükemmel bir görüntü olmalı.Πόσο γοητευτική πρέπει να φαίνεται η πλάτη ενός άντρα όταν φεύγει από ένα δωμάτιο.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Ale ona o pár minút neskôr odíde do rohu miestnosti a nájde tám malý cukrík M&M.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Bem, passados alguns minutos, ela vai para o canto da sala e encontra um pequeno doce, um M&M.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Bè qualche minuto dopo, lei se ne va in un angolo della stanza, e trova un pezzetto di cioccolato, un M&M.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Cu câteva minute mai târziu, merge într-un colț al camerei și găsește o bombonică, un M&M.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Kilka minut później poszła do kąta i znalazła cukierek, M&M.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.자, 몇 분 후 이 아기는 방의 한 구석으로 갑니다. 작은 엠엔엠(M&M) 초콜릿 한 조각을 발견해요.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Minutos después, se va a la esquina de la habitación, y encuentra una pequeña golosina, un M&M.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Néhány perc múlva elmegy a szoba sarkába, és talál egy szem M&M cukorkát.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Vài phút sau, cô bé đi vào góc phòng tìm thấy một mẩu kẹo M & M
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Wat later gaat ze naar een hoek van de kamer en vind er een snoepje, een M&M.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.След няколко минути, тя отива в ъгъла на стаята и намира малко парче бонбон, М&М.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.Так вот, через пару минут она пошла в угол комнаты и нашла маленькую конфетку — эмэндмс.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.ואולי אתם חושבים, "היא לא יכולה לראות אותך, או לשמוע אותך." אז אחרי כמה רגעים היא הולכת לפינת החדר
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.حسنا, بعد بضع دقائق, تذهب هي إلى ركن في الغرفة, وتجد قطعة صغيرة من الحلوى, حلوى إم آند إم.
Bir kaç dakika sonra, odanın bir köşesine gidiyor ve küçük bir parça şeker buluyor, bir M&M.部屋の隅に行き ちっちゃなキャンディを見つけます 彼女の「注意」は私には向かなくても
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --En flicka, om du har tur, i hörnet av ett mörkt rum
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --어두운 방 안의 구석 자리에서 코란을 읽을 수 잇을 정도로 운이 좋은
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Ak máte to štastie, uvidíte dievča v rohu tmavej miestnosti, ktoré má štastie, že sa môže pozrieť na Korán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Dívka, pokud máte štěstí, v rohu tmavé místnosti -- je ráda za to, že se může dívat na Korán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Dziewczynki mogły tylko w kącie ciemnego pokoju czytać Koran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Een meisje, als je goed kijkt, in de hoek van een donkere kamer -- bevoorrecht dat ze de Koran kon inkijken.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Egy kislány, ha szerencsés volt, a szoba sötét sarkában olvashatta a Koránt.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Một cô bé, nếu may mắn, trong góc phòng tối -- may mắn có thể đọc được kinh Koran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.O fată, dacă ești norocos, în colțul unei camere întunecoase - fericită să poate citi Coranul.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Seorang gadis, jika beruntung, di sudut ruangan gelap -- cukup beruntung untuk dapat melihat Al-Quran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Uma rapariga, se tiver sorte, no canto de um quarto escuro tendo a possibilidade de ter o Corão.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Una niña, si tienes suerte, en la esquina de un cuarto oscuro... afortunada de poder ver el Corán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Девушка, если ей повезло, сидела в углу темной комнаты - счастлива, что у нее есть возможность читать Коран.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Момиче, и то ако имате късмет, което стои в ъгъла на тъмна стая, и щастливо, че може да гледа Корана.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --נערה ברת-מזל, בפינת חדר אפל--