odaları ile cümle
odaları kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ölüler diyarına giden yoldur onun evi, Ölüm odalarına götürür.طرق الهاوية بيتها هابطة الى خدور الموت
Ölüler diyarına giden yoldur onun evi, Ölüm odalarına götürür.他 的 家 是 在 陰 間 之 路 、 下 到 死 亡 之 宮
Ölüler diyarına giden yoldur onun evi, Ölüm odalarına götürür.他 的 家 是 在 陰間 之 路 、 下 到 死亡 之 宮
Onları çiğ çiğ yedim otel odalarında, yedim onları pirinç serperek♫ 산 채로 잡아먹었다네 ♫ ♫ 나들이 옷을 차려입은 그 아이들을 ♫ ♫ 먹어버렸다네 ♫
Onları çiğ çiğ yedim otel odalarında, yedim onları pirinç serperekЯдях ги сурови в празничните им костюми, ядях ги, сготвени с къри и ориз.
Onları çiğ çiğ yedim otel odalarında, yedim onları pirinç serperekנאים אכלתים בבגדי השבת עם אורז
Onları çiğ çiğ yedim otel odalarında, yedim onları pirinç serperek♫ لقد أكلتهم نيئين ♫ ♫ بملابس عطلتهم، ♫ ♫ التهمتهم ♫
Onları çiğ çiğ yedim otel odalarında, yedim onları pirinç serperek男の子たちを 私は生で食べたのだった カレーにして ご飯と一緒に食べてしまった
Onun odaları ve, Işıl ışıl aydınlatılmış bile그의 객실, 그리고 훌륭하게 조명이라도
Onun odaları ve, Işıl ışıl aydınlatılmış bileהחדרים היו מוארים בצורה מבריקה, ו, אפילו
Onun odaları ve, Işıl ışıl aydınlatılmış bileوكانت الغرف مضاءة له ببراعة ، وحتى
Onun odaları ve, Işıl ışıl aydınlatılmış bile私が見たように、私が見た彼の、スペア背
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Avevano messo uno schermo gigante in salotto.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Habían organizado una pantalla grande en la sala de estar.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Họ đã cho lắp đặt một màn hình lớn trong phòng khách.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Ils avaient mis un grand écran dans leur salon.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Își instalaseră un ecran imens în sufragerie.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.그들은 거실에다 큰 화면을 설치해 놓고,
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Mieli ustawiony w salonie duży ekran
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Sie hatten einen großen Bildschirm in ihrem Wohnzimmer aufgestellt.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı. Ve her sabah nineleriyle birlikte kahvaltı yapıyorlardı.Eles tinham instalado um grande ecrã na sala de estar e todas as manhãs tomavam o pequeno almoço com a avó.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı. Ve her sabah nineleriyle birlikte kahvaltı yapıyorlardı.Mereka memasang layar besar di ruang keluarga dan setiap pagi mereka sarapan bersama nenek mereka.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı. Ve her sabah nineleriyle birlikte kahvaltı yapıyorlardı.Ők egy nagy képernyőt állítottak a nappalijukba, és minden nap együtt reggeliztek a nagymamával.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı. Ve her sabah nineleriyle birlikte kahvaltı yapıyorlardı.Они установили в своей жилой комнате большой экран и каждое утро завтракали вместе с бабушкой.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Ze hadden een groot scherm opgezet in hun woonkamer.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Είχαν στήσει μια μεγάλη οθόνη στο σαλόνι τους.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.Те бяха поставили голям екран в дневната си.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.הם התקינו מסך גדול בסלון שלהם
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.لقد وضعوا شاشة عرض كبيرة في غرفة معيشتهم.
Oturma odalarına çok büyük bir ekran kurmuşlardı.毎朝祖国の祖母と朝食をとるのです
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Ça doit pouvoir s'utiliser dans nos maison, nos chambres, nos cuisines.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Den er kommet ind i folks hjem, ind i deres soveværelser, ind i deres køkkener.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Deve entrare nelle case della gente, nelle camere da letto, nelle cucine.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Ennek be kell jutnia az emberek házába, a hálószobákba, a konyhákba.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Es muss in die Häuser der Leute, in die Schlafzimmer, in die Küchen gelangen.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Je vindt het in huizen, in slaapkamers, in keukens.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.이 모기는 사람들의 집, 안방, 부엌에 들어와 있습니다.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Musíme ten nový prostředek dostat k lidem do domu, do jejich ložnic a kuchyní.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Musi się dostać do domów, do sypialni i kuchni.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Tem que ir dentro da casa das pessoas, dentro dos quartos, dentro das cozinhas.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Tiene que entrar en las casas de la gente, en sus habitaciones en las cocinas.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Tôi đã vào nhà của nhiều người, vào phòng ngủ, nhà bếp,
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Trebuie să ajungă în casele oamenilor, în dormitoare, în bucătării.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Він має бути всередині будинку, у спальні, на кухні.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.Он будет использоваться внутри помещений — в спальне, на кухне.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.וזה אומר להיכנס לבתיהם של אנשים, לחדרי השינה, למטבחים.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.عليه أن يصل إلى بيوت الناس وإلى غرف نومهم وإلى المطابخ.
O (ürün) insanların evlerine, yatak odalarına mutfaklarına girmek zorunda.台所に入り込んでくるのです ところで、蚊の生物学的な特徴が2つあります
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››Idź do domu Rechabitów, a mów z nimi, i wprowadź ich do domu Pańskiego, do jednej komory, a daj im pić wino.
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››Jdi mezi Rechabitské, a promluvě s nimi, doveď je k domu Hospodinovu do jednoho z pokojů, a dej jim píti vína.
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››너는 레갑 족속에게 가서 그들에게 말하고 그들을 여호와의 집 한 방으로 데려다가 포도주를 마시우라
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››«Và dai Recabiti e parla loro, conducili in una delle stanze nel tempio del Signore e offri loro vino da bere»
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››иди в дом Рехавитов и поговори с ними, и приведи их в дом Господень, в одну из комнат, и дай им пить вина.
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››Иди в жилището на Рихавовците, та им говори, и доведи ги в една от стаите на Господния дом, и напой ги с вино.
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››הלוך אל בית הרכבים ודברת אותם והבאותם בית יהוה אל אחת הלשכות והשקית אותם יין׃
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››اذهب الى بيت الركابيين وكلمهم وادخل بهم الى بيت الرب الى احد المخادع واسقهم خمرا.
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››你 去 見 利 甲 族 的 人 、 和 他 們 說 話 、 領 他 們 進 入 耶 和 華 殿 的 一 間 屋 子 、 給 他 們 酒 喝
‹‹Rekavlıların evine gidip onlarla konuş. Onları RABbin Tapınağının odalarından birine götürüp şarap içir.››你 去 見利 甲 族 的 人 、 和 他 們說話 、 領 他 們進 入 耶和華 殿 的 一 間 屋子 、 給 他 們酒喝
Renkler evdeki farklı odaları gösteriyor.Chaque couleur représente un pièce de la maison.
Renkler evdeki farklı odaları gösteriyor.Culoarea reprezintă camerele diferite în care se află din casă .
İlgili Sayfalar