Ama odaklanmak istediğim nüfus yapısı türüdür.Αλλά θα ήθελα να εστιάσω σε αυτόν τον τύπο πληθυσμιακής δομής.
Ama odaklanmak istediğim nüfus yapısı türüdür.Але я б хотів звернути увагу на структуру її розшарування.
Ama odaklanmak istediğim nüfus yapısı türüdür.Но това, на което исках да наблегна е този вид популационна структура.
Ama odaklanmak istediğim nüfus yapısı türüdür.Но я хочу остановиться на этой разновидности популяционной структуры.
Ama odaklanmak istediğim nüfus yapısı türüdür.וכל מיני מקטעים הצבועים בצבעים שונים. כפי שרואים, יש קבוצות הצומחות על-גבי אחרות,
Ama odaklanmak istediğim nüfus yapısı türüdür.لكن ما أريد التركيز عليه هو تلك النوعية من هيكل العينات
Ama odaklanmak istediğim nüfus yapısı türüdür.このような集団の構造です ここには約1万個のプログラムがあります
Ama o neye odaklanmayı seçti?Aber worauf hat er entschieden sich zu fokussieren?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Ale aké bolo jeho rozhodnutie, na čo sa sústrediť?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Ale jaké bylo jeho rozhodnutí na co se soustředit?
Ama o neye odaklanmayı seçti? Birçok insandan farklı. Peki ne anlama geliyordu?Nhưng điều gì Lance đã quyết định tập trung vào? khác với hầu hết mọi người.
Ama o neye odaklanmayı seçti? Birçok insandan farklı.多くの人とは 違うことです
Ama o neye odaklanmayı seçti?Dar care a fost decizia lui pe ce să se concentreze?
Ama o neye odaklanmayı seçti?De ő hogy döntött, mire összpontosított?
Ama o neye odaklanmayı seçti?하지만 그는 무엇에 집중하기로 결심했었나요?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Mais où a-t-il décidé de se concentrer ?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Ma su cosa ha deciso di concentrarsi?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Qual foi a decisão dele sobre em que se concentrar?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Waar besloot hij zich op te focussen?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Αλλά πού αποφάσισε να επικεντρωθεί;
Ama o neye odaklanmayı seçti?Але яким був його вибір, на чому зосередитись?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Но върху какво е решил да се фокусира той?
Ama o neye odaklanmayı seçti?Но какое он принял решение, сосредоточиться на чем?
Ama o neye odaklanmayı seçti?אבל מה הייתה ההחלטה שלו לגבי על מה להתמקד?
Ama o neye odaklanmayı seçti?و لكن ماذا كان قراره لما سيركز عليه؟
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.Aber Ich werde mich auf Eukaryonten konzentrieren, weil diese dazu tendieren ein bisschen komplexer zu sein.
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.A nyní, Archea jsou velmi zajímavá.
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.Chciałbym się skupić na eukariontach, ponieważ mają nieco bardziej złożoną budowę komórek.
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.Mais je vais me concentrer sur les eucaryotes parce qu'ils ont tendance pour être un peu plus complexe.
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.Mă voi concentra pe eukariote pentru că ele tind să fie mai complexe.
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.Pero me enfocaré en eucariotes porque tienden a ser un poco más complejos.
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.Tapi aku akan fokus pada eukariota karena mereka cenderung lebih kompleks.
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.Αλλά θα επικεντρωθώ στους ευκαρυωτικούς οργανισμούς διότι τείνουν να είναι λίγο περισσότερο σύνθετοι.
Ama onlar dolayı ökaryotlar üzerinde odaklanmak için gidiyorum biraz daha karmaşık olabilir.こいつらの方が、少し複雑なんだ。 それに大きさもある。
Ama şimdi yalnız bu doğruya odaklanalımAle pojďme se zaměřit pouze na toto.
Ama yapılacak olanın yapılmış olması güzel. Şimdi korumaya odaklanma zamanı.Se mitä on tehty on erittäin hyvä asia, mutta nyt keskitytään jälleen ehkäisyyn.
Amerikan Yerlileri ve Latin öğrencilere odaklandık.In de VS hebben we ons gericht op Afrikaans-Amerikaanse studenten, Native Americans en Latino's.
Amerika'ya odaklandığını, fakat Orta Doğu'da da bir miktar bulunduğu görülüyor.아마 선거운동을 벌이고 있었기 때문이겠죠. 그 외에 중동에서도 조금은 언급이 있었습니다.
Amerika'ya odaklandığını, fakat Orta Doğu'da da bir miktar bulunduğu görülüyor.מפני שהוא השתתף בקמפיין, כנראה, אבל מעט פעילות כאן במזרח התיכון.
Amerika'ya odaklandığını, fakat Orta Doğu'da da bir miktar bulunduğu görülüyor.لأنه من المرجح أنه في الحملة الإنتخابية، لكن القليل من الحركة هنا في الشرق الأوسط.
Amerika'ya odaklandığını, fakat Orta Doğu'da da bir miktar bulunduğu görülüyor.中東においても若干活動がみられるようです そして時系列で表示することができます
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Amikor az alkotmányt fogalmazták, földet szórtak a kinti macskakövekre, hogy koncentrálni tudjanak.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Când au scris Constituția, au tasat pământ peste caldarâmul din fața Primăriei ca să se poată concentra.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Když psali Ústavu, pokryli blátem dlažební kostky před halou, aby se mohli soustředit.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Ked písali našu Ústavu, tak dali hlinu cez všetky dlažobné kocky vonku pred halou tak, aby sa mohli sústrediť.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Khi họ viết Hiến pháp, họ đã đổ đất lên đá sỏi bên ngoài hội trường để mà họ có thể tập trung.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.그분들이 헌법을 제정할때, 홀 밖에 있는 자갈위에 흙을 뿌려서 집중할 수 있도록 했죠.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Ko so pisali ustavo, so po vseh kamnitih pločnikih zunaj dvorane posuli prst, da bi se lahko koncentrirali.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.W trakcie pisania Konstytucji, pokryli bruk pod oknami ziemią, żeby hałas ich nie dekoncentrował.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.Όταν έγραψαν το Σύνταγμα, έβαλαν χώμα στο λιθόστρωτο έξω από την αίθουσα ώστε να μπορέσουν να συγκεντρωθούν.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.כשהם כתבו את החוקה, הם פיזרו עפר על החצץ מחוץ לאולם כדי שהם יוכלו להתרכז.
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.عندما كتبوا دستور البلاد فقاموا وضع طين حول كل البحص الذي يحيط القاعة من اجل ان يحافظوا على تركيزهم ..
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.當佢哋撰寫《美國憲法》嘅時候道, 佢哋喺大堂外嘅石卵上鋪滿泥土減噪道, 等佢哋可以專心撰寫。
Anayasayı yazdıklarında, odaklanabilmeleri için salonun dışındaki parke taşlarının üzerine toprak koymuşlar.議会の外側の石畳に土を敷き詰めることで 集中できるようにしたのです だから 騒音を低減させる技術がなければ
Ancak önce çocuklara odaklanalım. Benim için bir çocuk dünyaya getirmem, şunu demem anlamına geliyor:Bagi saya untuk membawa anak, adalah bagi saya untuk benar-benar mengatakan:
Ancak önce çocuklara odaklanalım.Para mi traer un hijo al mundo me supone realmente decir:
Ancak önce çocuklara odaklanalım.Но нека се фокусираме върху проблема с децата.
Ancak tavuk ve tavuk yumurtası olarak odaklanırsak bir çıkmaza giriyoruz."kana vai kananmuna?", jolloin se keskittyy enemmän syyn ja seurauksen kierteeseen.
Ancak tavuk ve tavuk yumurtası olarak odaklanırsak bir çıkmaza giriyoruz.Pytanie sformułowane jako: "kura, czy jajo kury?" skupia się bardziej na ciągu przyczynowo-skutkowym.
Arama çubuğuna odaklanmayı ayarlarA keresősávra állítja a fókuszt