Rosina odadan çıkmakta iken Bartolo ve Basilio girerler.As she is leaving the room, Bartolo and Basilio enter.
Bu sırada, iki çocuğu yan odada uyumaktaydı.His two children were asleep in another room.
Tekrardan akşam 21.30'dan sonra odadan çıkmamaları gerektiği yeniden tembih edilir.He then reminds her not to leave their bedroom after 9:30 pm.
Anne ve çocuk odada yalnız bırakılır.Then the mother and baby were alone in the room.
William'ın bunu yapmasının hemen ardından odada büyük bir ayna ortaya çıkar.After William does this, a large mirror suddenly seems to appear.
Saray, farklı stillerden oluşan iç mekan mobilyalarıyla 116 odadan oluşuyor.The palace contains 116 rooms, with interiors furnished in different styles.
Koridorun öbür ucunda bulunan diğer odada da 100’er Watt’lık iki ufak verici vardır.Located at the other end of the corridor in the room has two small 100-watt transmitter.
Çünkü bu odada kimseler yoktu.There was no-one in the house.
Daha sonra yürüyüş yapmak için odadan çıkar.Then he goes out for a walk.
Ev, zekaya sahip olabilir ve her bir odada zekaya sahip olabilir." şeklinde demeç vermiştir."The house can have intelligence and each room can have intelligence."
Hannah, odadaki dolaba saklanır ve birinin Jessica'ya tecavüz etmesine şahit olur.Hannah hid in a closet and witnessed someone raping her.
9 voltluk piller bile karanlık bir odada bu mekanizmayla fark edilebilir ölçüde kıvılcımlanabilir.Even a small 9 V battery can spark noticeably by this mechanism in a darkened room.
Filmin birçok çekimi Macy's'in üstünde bulunan odada gerçekleşti.Several pictures taken during the filming are on display in a room on the upper level near Macy's.
Her ikisi de odadan ayrılır.The two then leave the room.
Bissonnette'in belirttiğine göre odada, içi doldurulmamış vaziyette birer AK-47 ve Makarov vardı.According to Bissonnette, the weapons in the room—an AK-47 rifle and a Makarov pistol—were unloaded.
Odadakiler etrafa dağılılar.Others are walking around.
Amneris O'nu odada yalnız bırakmıştır.Veronica is left alone in her room.
Laurie odadan kaçar.She had Laurie leave the room.
Odadan çıkıp gizlice ağladı.He fled the area and went into hiding.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.A chair displayed in such a room would be good enough to sit in.
Doktoru odadan çıkar fakat suyu açık unutur.The Doctor opens the door anyway, but the child is gone.
Daha sonra dikilitaş odada belirir.She then seals the chamber.
Bu odada Namık Kemal'in bazı eşyaları ve Namık Kemal'le ilgili bazı belgeler bulunmaktadır. ^The museum contains many belongings of Namık Kemal and documents relating to him.
Odada söylenen odada kalır.A Camera in a Room.
Kamera, tavandan düşen tozların odadaki görünmez bir şeyin üzerine döküldüğünü gösterir.The camera shows dust fall from the ceiling and land on an invisible figure in the room.
Odada tek başına yatmaktadır.I was sleeping alone in my room.
Kim girerse girsin ikisi de odada ölür.If they succeed, both will stay in the house.
Michonne odadan ayrılır.Mr Quin leaves the house.
Annesi odadan çıkar ve Marty pantolonunu giyer.Her mother forces Marty to attend and makes a blue party dress.
Kadın elbisesini tutunca Yusuf elbiseyi bırakarak odadan çıktı.When he cleared his name, Peter abandoned the costume.
Odadaki eşyalar temelde, bir yatak, iki sandalye ve bir masadan oluşuyor.The furniture in the room consisted of one bed and two chairs.
Karşılıklı Konuşmalar Dobbs: Odada kimse yok ama odanın her yerinde kan var.Bolon house have no room, but there is division of space inside it.
Sıcaklık istenen dereceye gelince duman odadan temizlenir ve yıkanmak isteyenler girer.When the sauna is hot enough, the fire is allowed to die and the smoke is ventilated out.
Yapı küçük küp şekilli birçok odadan oluşmaktadır.The building is divided into a number of small rooms.
Sonra odadan ayrılır.Then once she leaves the room.
Michael arkasını döner ve odadan ayrılır.Michael leaves her bedroom and walks out the front door.
Cape Cod'da çok kırsal yollar var - odadaki herkes araba kullanabilir.And Cape Cod, there are idyilic roads, and all of us can drive in this room.
Malzemelerimizi topladık, odadan çıktık ve yarım saat bekledik.(Laughter) Back into the room, we say, "Hi, we're back."
Odadaki herkes mantıkçı.So everyone in the room.
Ve 100 mantıkçı bu odada bir çember oluşturarak oturuyor. -And what they do is they get 100 perfect logicians to sit in this room, in a circle.
Bu odada bir çember etrafında oturuyorlar.So they're all sitting in a circle in this room.
Ve odadaki kişilerden en az birinin alnı maviye boyandı. -At least one of the people in the room that you will enter will have their forehead painted blue.
Alnınızın mavi olduğunu anlar anlamaz, odadan ayrılmanız gerekiyor. -And what's going to happen is-- and it's very important that I set this up properly.
Odada kimse yok.No-one's inside the room.
Diyelim ki, odadaki herkesin alnını maviye boyadık. -So they can't see the paintbrush or anything.
Odada ayna olmasın. -There are no mirrors in this room. Nothing like that.
Işıklar tekrar yandığında odada olmayacağım. -And then when they turn the lights back on, I'd be gone. So there would be no Sal here.
Odadan ayrılması gereken erkek sayısına x diyelim.Let's say x is a number of boys that need to leave the room.
Şu anda tek yaptığımız odada kaç kız kaç erkek olduğunu bulmak. .All we did is we figured out how many boys, how many girls are in the room now.
Diğer odada bir kadın var, ışığını tahminleri üzerinde açıp kapatıyor.In the other room, a woman switches her lights based on a blind guess.
O yeşil odada, bana üniformamı verdiler.In the green room I received my uniform.
Ve sonunda odadan ayrılıken, onu tasarladığım planı uygulatmak için ikna etmiş olarak ayrıldım.And I convinced him that we should leave the room with the agreement to build it as designed.
Oysa bu odadakilerin bir mavi yüzgeçli tunanın beslendiğini görmüş olabileceğinden şüphe duyuyorum.I doubt anyone has seen a giant bluefin feed.
Bu tuna balığı bu odadakilerin probleminin ne olduğunu sembolize ediyor.This tuna symbolizes what's the problem for all of us in the room.
Bu odadaki herkes, dünyadaki herkes, bu şecerelerden birinde yer alıyor.Everybody in this room, everybody in the world, falls into a lineage somewhere on these trees.
Düşünün ki kocaman bir odadasınız, bir mağara gibi karanlık.Imagine you're in an enormous room, and it's as dark as a cave.
Ve odada her şeyiniz var, istediğiniz her şey, ama hiçbir şeyi göremiyorsunuz.And you can have anything in that room, anything you want, but you can't see anything.
Böyle düşünmenin bu odadaki entellektüel zekaya hakaret olduğuna inanıyorum.Anyway, I believe that that kind of thinking offends the intellectual rigor in this room.
Benim bu gece söylemek istediğim bu odadakiler bu işi yapmak için doğdu.This room was born for this moment, is really what I want to say to you tonight.
Odada bunları yapacak beyinlerin ve paranın olduğuna inanıyorum.I think we have the money and brains in the room to do that.