Ana içeriğe geç
Sözlük

odacı ile cümle

odacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom bir odacı olarak kimliğini gizledi.Tom was disguised as a janitor.
Bu kral Odasının üstündeki odacıklardan (İng.Am Brunnen vor dem Königstore (in German).
Bu odacıklarda dini eşyalar bulunur.That is, these small rooms that would contain relics.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Each chamber in these two vertical stacks contains one fly.
Sıvı o tepedeki odaciklara emilir.The fluid wicks its way into those chambers at the top.
Yumurtalık tek odacıklıdır ve tek bir sarkık yumurta içerir.The ovary is one chambered and contains a single pendulous ovule.
Oradayken Palm morgunda odacı olarak yarım günlük bir işte çalıştı.В дни работы Думы служил извозчиком в Петербурге.
Zubrowka savaşın eşiğindedir ama otelin ünlü odacısı Gustave'ın umurunda bile değildir.Zubrowka está à beira da guerra, mas Monsieur Gustave H. (Ralph Fiennes), concierge do hotel, não dá à mínima.
Zubrowka savaşın eşiğindedir ama otelin ünlü odacısı Gustave'ın umurunda bile değildir.Зубровка на межі війни, але це мало хвилює мосьє Густава, консьєржа готелю.
İlk dört odacık Kral Odası gibi düz tavana sahiptir, sonuncusunun ise sivrileşen bir tavanı bulunur.Οι πρώτοι τέσσερεις έχουν επίπεδη οροφή, όπως ο θάλαμος του Βασιλιά, αλλά ο τελευταίος έχει τριγωνική οροφή.
Ödaçi bazen katana yerine de kullanılır.Pörtet anvendes undertiden til gudstjeneste.
Ödaçi bazen katana yerine de kullanılır.たまに、繋心の代わりにコーチを引き受ける。
Normal dayitodan uzun kılıçlara ödaçi denilmektedir.익명성은 흔히 이야기 되듯 양날을 가진 검이다.
Adalar ise, küçük odacıklar.섬들은 작은 방이고요.
Adalar ise, küçük odacıklar.les iles étant des petites pièces.
Adalar ise, küçük odacıklar.האיים הינם חדרים קטנים.
Adalar ise, küçük odacıklar.والجزر هي غرف صغيرة.
Adalar ise, küçük odacıklar.でも最近は宮殿の扉が乱暴に開け放たれ
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Cada câmara destas duas colunas verticais contém uma mosca.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Cada cámara en estas dos pilas verticales contiene una mosca.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Chaque chambre dans ces deux piles verticales contient une mouche.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Elke kamer in deze twee verticale stapels bevat één vlieg.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Fiecare galerie din aceste două stive verticale conține câte o musculiță.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Jede Kammer in diesen zwei vertikalen Stapeln enthält eine Fliege.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Každá komora v těchto dvou svislých komínech obsahuje jednu octomilku.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.두 개의 수직 구조의 각 방에는 한 마리의 파리가 들어 있습니다.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Mỗi căn phòng trong gian nhà dựng đứng này sẽ chỉ chứa một con ruồi.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Setiap ruangan di dalam dua tumpukan vertikal ini punya satu lalat.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Varje kammare i dessa två vertikala staplar innehåller en fluga.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.V každej komore v týchto dvoch vertikálnych stĺpikoch sa nachádza jeden jedinec.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.W każdej z komór w tych dwóch pionowych stosach znajduje się jedna mucha.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Всяка от камерите в тези две вертикални хранилища съдържа по една мушица.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.Каждая камера в этих двух вертикальных отделах содержит одну муху.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.כל תא בתוך שתי המחיצות האנכיות האלו מכיל זבוב אחד.
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.كل تجويف في هذه الأعمدة الرأسية التي تحتوى على ذبابة واحدة .
Bu iki dikey raftaki her odacıkta bir sinek var.一匹ずつハエが入っています。 それぞれの部屋の右半分と左半分は
Bu odacıklarda dini eşyalar bulunur.Esto es, pequeños espacios que contendrían reliquias.
Bu odacıklarda dini eşyalar bulunur.Jednalo se o malou místnost ve které se nacházely ostatky.
Bu odacıklarda dini eşyalar bulunur.В этих маленьких комнатах, где хранились реликвии.
Bu odacıklarda dini eşyalar bulunur.Це маленькі кімнати, що містять реліквії.
Bu titreşimli ses dünyaya çıkmadan önce, ses yolundaki odacıklardan, yani eldivenciklerden geçer.Avant ce vibrant son sort dans le monde, elle doit donc passer par une manchette ou les chambres de la voix
Bu titreşimli ses dünyaya çıkmadan önce, ses yolundaki odacıklardan, yani eldivenciklerden geçer.진동하고 윙윙거리는 소리를 만들어 모든 조화를 이루는 곳을요. 진동소리가 몸 밖으로 나오기 전에, 이것은 성도의 공간들을 통과해야만 합니다.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Aby sme vedeli urobiť z našich tiel rezonančné komory.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Abyśmy użyli ciała jako rezonatora.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.D'utiliser nos corps comme des chambres de résonance.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Hogy valóban rezonátor kamraként használjuk a testünket.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Om onze lichamen werkelijk te gebruiken als resonantiekamers.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Používat svoje celá těla jako rezonanční dutinu.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Sa ne folosim trupurile ca pe niste camere de rezonanta.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Unsere Körper wirklich als Resonanzkörper zu benutzen.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Usar realmente nuestros cuerpos como una cámara de resonancia.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Utilizzare il nostro corpo come una cassa di risonanza.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak. Yargılamayı bırakmak.몸 전체를 통해서 들을 수 있어야 합니다. 비판은 접어두고 말이죠
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak. Yargılamayı bırakmak.באמת להשתמש בגופנו כתיבת תהודה, כדי לעצור את השיפוט.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak. Yargılamayı bırakmak.لنستخدم أجسادنا حقاً كغرف مدوية. لنوقف الأحكام.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak. Yargılamayı bırakmak.私は扱う曲の99%が新曲なので
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Να μετατρέψουμε το σώμα μας σε αντηχείο.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Да използваме телата си като резониращи стаи.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Действительно использовать наши тела в качестве резонаторных камер.
Gerçekten vücudumuzu titreşen bir odacık gibi kullanmak.Дійсно використовувати наші тіла як резонаторні камери.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod