odağı ile cümle
odağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yetkili, bunun siyasetin odağını statü müzakereleri üstünde tutacağını da sözlerine ekledi.The move will help keep the political focus on the status talks, he added.
İddiaların odağında bir bölge yer almasına karşın, analistler sorunun daha geniş olduğu görüşünde.One region has become a magnet for allegations, but analysts say the problem is wider.
Sonuç ne olursa olsun, seçimler uluslararası toplumun da odağında olacak.Regardless of the election outcome, the voting will be the focus of international attention.
Gayrı resmi toplantının odağında işbirliği ve bölgesel ilişkilerin ilerletilmesi yer aldı.The focus of the informal meeting was boosting co-operation and regional ties.
Bu eşsiz atlı spor turistik bir ilgi odağından fazlasını temsil ediyor.This unique equestrian event is more than a tourist attraction.
Belgrad yatırımcıların potansiyel ilgi odağı olduBelgrade becomes potential hot spot for investors
"Bitmiş İlişkiler Müzesi" kısa sürede küresel bir ilgi odağı oldu."The Museum of Broken Relationships" quickly became a global attraction.
Bir katliamzede olarak sürekli olarak medyanın ilgi odağı oldu.As a survivor, he was constantly swamped with media attention.
Işık kaynaklarına uzun süreli odaklanmadan kaçınmak ve bakış odağını sık sık değiştirmek.Shifting your gaze frequently to avoid prolonged fixation on light sources.
Merceklerde odağı ve görüntüyü bozan optik aberasyonlar gözlemlenebilmektedir.Lenses suffer from aberrations that distort images and focal points.
Odaksal enfeksiyon teorisi Enfeksiyon odağı Nosokomyel enfeksiyon Taşıyıcı (epidemiyoloji)Focal infection theory Focus of infection Nosocomial infection Vector (epidemiology)
Odağın toplum üzerinde olmasından dolayı toplum daha güçlü hale gelmektedir.Since the focus stays in the community, the community becomes stronger.
Planın ana odağı, endüstriyel tüketim mallarının büyümesini arttırmaktı.The plan's main focus was to increase the growth of industrial produced consumer goods.
Bu derginin odağı lisans ve lisansüstü fiziktir.The focus of this journal is undergraduate and graduate level physics.
Bu derginin odağında, fiziğin tüm dallarını kapsayan derleme yazıları yer almaktadır.The focus of this journal is invited review articles covering all branches of physics.
Örneğin, dört rakam Cowan’nın “dikkat odağı” ile aynı anda akılda tutulabilmektedir.For example, four digits can be held in mind at the same time in Cowan's "focus of attention".
Serre daha sonra araştırma odağını değiştirdi.Serre subsequently changed his research focus.
Bu çalışmalar daha sonraki bilim adamları tarafından araştırma odağı olmuştur.These works have been a focus of research by later scholars.
Bath'ta kendini Henry Tilney'nin ve John Thorpe'un (William Beck) sevgisinin odağında bulur.There she finds herself the object of Henry Tilney's and John Thorpe's (William Beck) affections.
1966'da kazı çalışmalarının tamamlanmasının ardından St. Laurenz hızla ilgi odağı haline geldi:After completion of the excavation work in 1966 St. Laurenz quickly received new attention:
2004 yılında piyasaya sürüldüğünde, her iki oyun 1 milyon kullanıcının ilgi odağı olmuştu.[1]2004 yılında piyasaya sürüldüğünde, her iki oyun 1 milyon kullanıcının ilgi odağı olmuştu.[21]
Dergi, ana odağına rağmen, siyasi içerik de içeriyordu.Despite of the main focus, the magazine contained political content as well.
Cami, farklı sorunların odağı olmuştur.The mosque was subject to several issues.
Bir kavram olarak Romanipen, çok sayıda akademik gözlemcinin ilgi odağı olmuştur.As a concept, Romanipen has been the subject of interest to numerous academic observers.
İnsan kurban etme de dahil olmak üzere dini ritüellerin birçoğunun tarımsal bir odağı vardı.Many of the religious rituals, including human sacrifice, had an agricultural focus.
Öncelikle, sahada yardım ve koruma için gerçek bir sorumluluk odağı yoktur...To begin with, there is no real focus of responsibility in the field for assisting and protecting...
Jang Dong-gun, Japon aktör Joe Odagiri ve Çinli aktris Fan Bingbing'in yanında rol alıyor.It stars Jang Dong-gun, alongside Japanese actor Joe Odagiri and Chinese actress Fan Bingbing.
↑ Odagirism (Japonca).↑ Odagiri, Joe (October 2001).
Joe Odagiri, Okayama eyaleti, Tsuyama'da doğdu.Joe Odagiri was born in Tsuyama, Okayama prefecture.
Marwick, Finlay'i odağını yumuşakçalardan foramlara kaydırmaya ikna etti.He persuaded Finlay to shift his focus from molluscs to forams.
Bir Direniş Odağı: Metris.Ein viel verzweigter Weg: Metris.
Dikkat, bilincin odağıdır.Die Enträtselung des Bewußtseins.
Taşlamanın odağında ise Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George W. Bush var.Der neue Mann im Weißen Haus: George Bush.
Bir Direniş Odağı: Metris.Article détaillé : Bataille de Metz.
Akdeniz çevresindeki ülkeler uzun süredir Avrupa Birliği'nin dış politikasının ilgi odağı olmuştur.L'isolationnisme a longtemps été l'un des fondements de la politique étrangère des États-Unis.
20 Şubat Raw bölümünde Owens, odağını Goldberg'e çevirdi.Le 20 février, Owens partage sa concentration sur Golberg.
Dikkat, bilincin odağıdır.Mémoires, lieux de savoir.
1980'lerin ortalarına doğru, otonomi akademik odağı oldu.Au milieu des années 1980, il appartient au Schauspielhaus de Zurich.
Courland Düklüğü İsveç ve Polonya için ilgi odağıydı.El ducado de Curlandia era un foco de interés para Suecia y Polonia.
Fransa'da spor ilgi odağındadır.Contenido relacionado con Deporte en Francia.
Akdeniz çevresindeki ülkeler uzun süredir Avrupa Birliği'nin dış politikasının ilgi odağı olmuştur.Las relaciones cercanas con Estados Unidos, han sido por décadas el eje de la política exterior de Israel.
Odağın koordinatları F(p/2, 0) olur.Por lo que las coordenadas de P son (-3 , -2).
578'de, Mezopotamya'daki ateşkes sona erdi ve savaşın ana odağı bu cepheye kaydı.Nel 578 la tregua sul fronte della Mesopotamia terminò e le iniziative militari ripresero in tutta l'area.
Dikkat, bilincin odağıdır.Questo centro è associato alla consapevolezza.
Çöp arabasını özenle temizleyen temizlik işçisi sosyal medyada ilgi odağı oldu.Уборщик, тщательно чистящий тележку с мусорным контейнером, оказался в центре внимания соцсетей.
Courland Düklüğü İsveç ve Polonya için ilgi odağıydı.Герцогство Курляндское находилось в сфере интересов Швеции и Польши.
Dikkat, bilincin odağıdır.Это учение о сознании.
İçinde bulunan su saati ve su havuzu pek çok kişi için bir ilgi odağıdır.ان الساعة المائية وحمام السباحة الموجدين بالداخل تكون محط اهتمام معظم الاشخاص .
Gazze, bu ayaklanma sırasında direnişin odağı oldu.أصبحت غزة مركزا للمقاومة السياسية في الانتفاضة الأولى.
Akdeniz çevresindeki ülkeler uzun süredir Avrupa Birliği'nin dış politikasının ilgi odağı olmuştur.كانت الصداقة الوثيقة مع الولايات المتحدة المحور الأساسي للسياسة الخارجية الإسرائيلية لعدة عقود.
Dikkat, bilincin odağıdır.رالأنا الصريحة هي الإدراك الواعي.
Aile gruplarında ilgi odağı yavru fillerdir ve anneleri tarafından üç yıl kadar bakılırlar.وتُعد الصغار محورًا لاهتِمام المجموعات العائِلية، وتعتمد على امهاتها لثلاث أعوام.
Ticaretin odağı yerel piyasa ve özellikle Almanya ve Birleşik Krallık olmak üzere batı ülkeleriydi.التجارة تركز على السوق المحلية والغرب، وخصوصا ألمانيا والمملكة المتحدة.
578'de, Mezopotamya'daki ateşkes sona erdi ve savaşın ana odağı bu cepheye kaydı.Em 578, a trégua na Mesopotâmia terminou e o foco principal da guerra novamente voltou para a região.
Ticaretin odağı yerel piyasa ve özellikle Almanya ve Birleşik Krallık olmak üzere batı ülkeleriydi.O comércio estava focado no mercado local e no Ocidente, particularmente na Alemanha e no Reino Unido.
Suç odağı Bedirhan Kuloğu’nun köstebeği.Het verhaal van de crimineel met de haak.
Dikkat, bilincin odağıdır.Opzet met noodzakelijkheidsbewustzijn.
Her zaman ilgi odağı olmak ister.Chce być zawsze w centrum zainteresowania.
Dikkat, bilincin odağıdır.Brązmyśl – przytomność.
Öğretinin odağında "insan" vardır.Szkoła posiada certyfikat „Szkoły z klasą”.