ocağı ile cümle
ocağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yine de taş ocağı olarak kullanılmaya devam edildi ve taşların bir kısmı ortadan kayboldu.Still, the quarrying continued and some of the stones disappeared.
Keşif, kireçtaşı ocağı madencileri tarafından yapıldı.The discovery was made by limestone quarry miners.
C. supremus maden ocağında (1877)C. supremus quarry in 1877
Onlara kulak misafiri olan Althaea hemen ocağı söndürür ve odun parçasını saklar. [1]Overhearing them, Althaea immediately doused and hid it.[8]
Boğaz çevresinde bir taş ocağı, Ostrovica ve altı köy yer almaktadır.The gorge contains a stone quarry, the Ostrovica and six villages.
Bu arada Shaw, taş ocağına yukarıdan girer ve neredeyse aynı anda trene varır.Shaw, meanwhile, has mined into the quarry from above and arrives at almost the same moment.
Oğlanı korkutacağını söyler ve onu karanlık ve dar bir yoldan bir demirci ocağına götürür.The boy, angry at his ingratitude, closed the coffin on top of the man again.
Daha sonra bir damperli kamyon sürdü ve bir Lehigh Valley taş ocağında çalıştı [1]He later drove a dump truck and worked in a Lehigh Valley quarry.[7]
Benim gaz ocağım çok ekonomiktir.Mein Gaskocher ist sehr sparsam.
Bugün ise işletilen maden ocağı yoktur.Heute sind von der Kommende keine aufgehenden Mauerreste mehr erhalten.
Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır.ancak görevli memurlarımız bulunmamaktadır.Es gibt das Wohnzimmer und das Herrenzimmer, aber andere Räume haben wir nicht finden können.
II. Balıkesir Kongresi'nden itibaren toplanan kongrelere "İzmir Türk Ocağı Delegesi" olarak katıldı.An den Kongressen von Balıkesir nahm er als Delegierter des İzmir Türk Ocağı teil.
Sağlık ocağı vardır salı günleri Doktor bulunur.Dienstag: Zu einem medizinischen Thema ist ein Facharzt geladen.
Sağlık ocağı ve sağlık evi inşaatı bitmiş aktif haldedir.Die baulichen und sanitären Anlagen genügten nicht mehr.
Sağlık ocağı vardır ancak ama uğrayan yoktur.Bloß Leiden gibt es, doch kein Leidender ist da.
Sağlık ocağı).Gesindehaus).
Sağlık ocağı ve Aile sağlığı merkezi bulunmaktadır.Sicherheit und Geborgenheit in der Familie stellen zentrale Werte dar.
Derecik´in sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur.Dedham besitzt keine eigenen medizinische Einrichtungen oder Krankenhäuser.
Sağlık ocağı var ancak 2009 yılından beri kapalıdır.Schärding/OÖ), die seit 2009 jedoch geschlossen ist.
Babası gibi o da yeniçeri ocağına yazıldı.Ursprünglich wurde er ebenso wie sein Vater zum Schlosser ausgebildet.
Sağlık ocağı sağlık evi bulunmamaktadır.Das Haus ist jedoch kein medizinisches Therapiezentrum.
Sağlık ocağı vardır fakat sürekli bir personeli bulunmamaktadır.Verantwortliche Mitarbeiter sind zwar anwesend, es besteht jedoch kein festes Programm.
Ptt şubesi yoktur Sağlık ocağı var fakat kullanılmamaktadır.Liv Tap ist Robbenschutzgebiet und darf nicht betreten werden.
Sağlık ocağıvardır fakat nüfusu az oldugundan ebe ve hemşire verilmemektedir.Floriot: Tut mir leid, aber mein Klient hat überhaupt keine Schwester.
Faal durumda olmayan sağlık evi vardır, ancak sağlık ocağı yoktur.Sie verbirgt einen modernen Innenraum ohne Gewölbedecke.
Sağlık ocağı bulunmakta fakat, kurulduğundan bu yana hiç faaliyette bulunmamıştır.Eine Besonderheit ist, dass sie seit Gründung keinen Namen besitzt.
PTT santralı ve Sağlık ocağı vardır.Die Schweiz als Kraftraum und Sanatorium.
Kumbaracı ocağı da denilmektedir.Es wird auch Schließzwangschloss genannt.
Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır.ancak doktoru yoktur!!!Keine Brüller, kein falsches militantes Geschrei!!!
Sağlık ocağı voktur.Der Gesundbrunnen zu Hofgeismar.
Sağlık ocagı yoktur.Gesundheit ist kein Zufall.
TTT Rīga Letonya'nın Riga şehrinde profesyonel bir kadın basketbol ocağıdır.TTT Rīga ist ein lettischer Frauenbasketballverein aus der Hauptstadt Riga.
Sağlık ocağı vardır.doktoru ve 5 sağlık personeli mevcuttur ancak sağlık evi yoktur.Außer dem Director und seiner Gattin, hat die Anstalt noch 5 Lehrer, einen Arzt und die nöthigen Diener.
Diğerleri ise kömür ocağında gaz olacağı şüphesiyle girmezler.Es stellt sich heraus, dass die Männer einen Kanister Diesel auf der Ladefläche haben.
Sağlık ocağı vardır ebe ve hemşire yoktur.Da oben gibt’s kein Hundefutter und keine Schwiegermutter.
Sağlık ocağı bina olarak vardır ancak uygulamada yoktur.Eine Bushaltestelle ist zwar vorhanden, wird aber nur in einer Richtung bedient.
Sağlık ocağı vardır 3 katlı sağlık ocağı lojmanı bulunur.Auf dem Third Deck befinden sich die medizinischen Räume.
Konaklardaki ayvazlar, bekçilik yapar, gelenleri karşılar, yemek servisi yapar, ocağı yakardı.Dann geht ihr zu den Spinnern, laßt Feierabend machen, steckt die Fabrik in Brand.
Sağlık ocağı vardır ve açıktır.Sie ist kalkmeidend und benötigt offene Standorte.
Hadım olduğu için akağalar ocağına alındı.Er wurde schon im Aquarium nachgezüchtet.
Mahallede Sağlık ocağı vardır ama şu anda işlev görmemektedir.Im Erdgeschoss befindet sich nach wie vor eine Gaststätte, die zurzeit jedoch nicht bewirtschaftet wird.
2008 yaz aylarında ise Baba Ocağı adlı dizide Güven adlı karakteri canlandırmıştır.Im Sommer 2008 nahm er dann den Nachnamen seines Vaters an.
Sağlık ocağı ve bir adet ambulansı mevcuttur.Ein Passant benachrichtigt Polizei und Krankenwagen.
2009 yılından sonra köy yakınında mermer ocağı işletilmeye başlamıştır.Seit dem Jahr 2009 wird der Marienmarkt von der Stadt ausgerichtet.
Sağlık ocağı vardır, ancak personeli yoktur.Die Station ist noch in Betrieb, aber ohne Personal.
Kapıkulu Ocağı ^ Hakkı Dursun Yıldız (2000).Dabei wurde das Triebwerk Nummer 2 auf der rechten Seite (Steuerbord) abgerissen.
Sağlık ocağı vardır (sağlık evi vardır ) .Zur Infrastruktur gehört ferner ein einfaches Gesundheitszentrum (case de santé).
Devşirme olarak İstanbul'a getirilmiş ve Zülüflü Baltacılar ocağında eğitim almıştır.Er wurde aus seiner Heimat durch das System der Knabenlese nach Istanbul gebracht und ausgebildet.
Sağlık ocağı, okul, ptt gibi kurumlar bulunmamaktadır.Infrastruktur wie Schulen, Ärzte und Einkaufsmöglichkeiten sind nicht vorhanden.
İzmir Türk Ocağı’nın aktif bir üyesi oldu.Er war ein aktives Mitglied der İzmirer Zweigstelle des Türk Ocağı (Türkischer Verein).
Sağlık İlçede bir Devlet Hastanesi ve bir sağlık ocağı bulunmaktadır.Ein staatliches und ein privates Krankenhaus sind Bestandteil der medizinischen Versorgung.
Arslanizi´nin sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur.Brooksville besitzt keine eigenen medizinische Einrichtungen oder Krankenhäuser.
Sağlık ocağıvardır ancak faaliyette degildir.Sie verteidigen ihr Revier jedoch nur im Fortpflanzungszeitraum.
2007'de kanalizasyon şebekesi ve sağlık ocağı yapılmıştır.Dort entstand 2007 ebenfalls ein Restaurant- und Beherbergungsbetrieb.
Seegrotte eski bir maden ocağı yeridir.Die Höhle ist über ein ehemaliges Bergwerk zugänglich.
Sadrazamlığı sırasında Yeniçeri Ocağı'nı ıslah etmek ve gücünü kısıtlamak yönünde çalışmalarda bulundu.In den folgenden Tagen arbeiteten die Ingenieure rund um die Uhr, um das Problem einzugrenzen und zu beheben.
Sağlık ocağı bulunmakta fakat sağlık görevlisi mevcut değildir.Il retourne à l'infirmerie mais le médecin de garde est absent.
Sağlık ocağıve Cemevi vardır ancak sağlık evi yoktur.Les conditions de vie y sont déplorables, sans installations sanitaires.
Sağlık ocağı vardır salı günleri Doktor bulunur.La mine de Rien est en possession de Mardi.
Sağlık ocağı vardır ama ebesi yoktur.Il a une cheminée mais n'a pas de fenêtre.