Bu, benim zavallı oğlum, Patrick.هذا إبني المسكين باتريك
Bu, benim zavallı oğlum, Patrick.(笑)
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.¿A dónde nos lleva esto a nosotros dos con una familia con 3 hijos en medio de todo esto?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Alors où cela nous laisse-t-il avec une famille de trois petits garçons au milieu de tout cela ?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Čo to znamená pre nás dvoch s našou rodinkou troch malých chlapcov?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Co z toho vyplývá pro nás dva s rodinkou s našemi třemi chlapci v ohnisku toho všeho?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Dokąd więc prowadzi to nas dwoje w rodzinie z trójką małych chłopców pośród tego wszystkiego?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Então, onde é que isto nos deixa. a nós os dois, numa família com os nossos três rapazes no meio disto tudo?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Jadi di mana kami sekarang dengan keluarga tiga putra kecil kami di antara semua itu?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.이런 와중에 이것은 어린 세 아들을 둔 우리 부부를 어디쯤에 어디에 있을까요?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Quindi dove ci porta con una famiglia con tre figli in mezzo a tutto questo?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Torej kam naju to uvršča kot družino s tremi otroki sredi vsega tega?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Waar leidt dat toe voor ons beiden, met ons gezin met drie kleine jongens, volledig in beslag genomen?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Was heißt das nun für uns beide mit Familie, mit unseren drei kleinen Söhnen inmitten von all dem?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Οπότε που μας αφήνει αυτό εμάς τους δύο με μια οικογένεια με τα τρία μικρά μας αγόρια στο κέντρο όλου αυτού;
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Така че къде ни поставя това нас двамата, семейство с нашите три малки момчета в разгара на всичко това?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Так где же на этой диаграмме находимся мы, семья с тремя маленькими мальчиками, в свете всего сказанного?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Тож де це залишає нас двох з сім'єю з наших трьох малих хлопчаків на тлі всього цього?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.אז איפה זה משאיר את שנינו עם משפחה עם שלושה בנים קטנים בתוך כל זה?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.ولكن أين يضعنا كل هذا - نحن - مع عائلتنا المكونة من 3 أطفال في خضم كل ما سبق ذكره ؟
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.私たちは どうすればいいのでしょう? 私たちの場合 もう一つ要素があります
Bu duruma şöyle yaklaşıyoruz. Bu videoda, oğlumun bıraktığı izi görebiliyorsunuz.Ou, por outras palavras, a relação entre as palavras e o que é que elas são no ambiente.
Bugün, iki oğlumAujourd'hui, mes deux fils
Bugün, iki oğlumAzi, cei doi fii ai mei,
Bugün, iki oğlumDnes môžu moji dvaja synovia
Bugün, iki oğlumDzisiaj moi synowie,
Bugün, iki oğlumHeutzutage können meine beiden Söhne
Bugün, iki oğlumHôm nay, các con trai tôi
Bugün, iki oğlumHoy, mis dos hijos
Bugün, iki oğlum하지만 최근들어 제 두 아들,
Bugün, iki oğlumMa, a két fiam,
Bugün, iki oğlumOggi, i miei due figli
Bugün, iki oğlumVandaag kunnen mijn twee zonen,
Bugün, iki oğlumΣήμερα, οι δύο μου γιοι,
Bugün, iki oğlumДнес двамата ми синове,
Bugün, iki oğlumСегодня два моих сына,
Bugün, iki oğlumСьогодні двоє моїх синів,
Bugün, iki oğlumכיום, שני בניי
Bugün, iki oğlumاليوم , ولديّ
Bugün, iki oğlumデイビッドとダニエルが
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.A hlas zavznel z oblaku, ktorý hovoril: Toto je ten môj milý Syn, toho počúvajte!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.E dalla nube uscì una voce, che diceva: «Questi è il Figlio mio, l'eletto; ascoltatelo»
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.E da nuvem saiu uma voz que dizia: Este é o meu Filho, o meu eleito; a ele ouvi.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Entonces de la nube salió una voz que decía: "Éste es mi Hijo, el Escogido. A él oíd.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Er kwam een stem uit de wolk: "Dit is mijn Zoon! Hem heb Ik uitgekozen! Luister naar Hem!"
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.És szózat lõn a felhõbõl, mondván: Ez amaz én szerelmes Fiam, õt hallgassátok.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Et de la nuée sortit une voix, qui dit: Celui-ci est mon Fils élu: écoutez-le!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.In glas pride iz oblaka, ki pravi: Ta je Sin moj ljubljeni, njega poslušajte!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.I stal se hlas z oblaku řkoucí: Tentoť jest Syn můj milý, jeho poslouchejte.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.I stał się głos z obłoku mówiący: Ten jest Syn mój miły, tego słuchajcie.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Ja pilvestä kuului ääni, joka sanoi: "Tämä on minun Poikani, se valittu; kuulkaa häntä".
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Kemudian dari awan itu terdengar suara yang berkata, "Inilah Anak-Ku yang Kupilih. Dengarkan Dia!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.구름 속에서 소리가 나서 가로되 이는 나의 아들 곧 택함을 받은 자니 너희는 저의 말을 들으라 하고
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Och ur skyn kom en röst som sade: »Denne är min Son, den utvalde; hören honom.»
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Og der kom fra Skyen en Røst, som sagde: "Denne er min Søn, den udvalgte, hører ham!"
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Og det kom en røst ut av skyen: Dette er min Sønn, den utvalgte; ham skal I høre!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Şi din nor s'a auzit un glas, care zicea: ,,Acesta este Fiul Meu prea iubit: de El să ascultaţi.``
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.Und es fiel eine Stimme aus der Wolke, die sprach: Dieser ist mein lieber Sohn; den sollt ihr hören!
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.και εγεινε φωνη εκ της νεφελης, λεγουσα Ουτος ειναι ο Υιος μου ο αγαπητος αυτου ακουετε.
Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.И был из облака глас, глаголющий: Сей есть Сын Мой Возлюбленный, Его слушайте.