Bu arada, bu araçlar saatte 965 km ile hareket edebilir.وبالمناسبة، هي تستطيع السفر بسرعة تزيد على 600 ميل في الساعة.
Bu arada, bu araçlar saatte 965 km ile hareket edebilir.新しいテクノロジーが 現れるたびに
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.이건 제가 실제로 고등학생들에게 했던 2시간짜리 강연을 3분으로 줄인 강연입니다.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.3分間で話します! TEDに来る時の飛行機でのこと。
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Aceasta este o prezentare de 2 ore, pe care o ţin studenţilor mei, redusă la numai 3 minute.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Ceci est en fait une présentation de deux heures que je donne aux lycéens, résumé ici en trois minutes,
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Đây là một thuyết trình dài đến 2 tiếng cho các học sinh cấp 3, được rút xuống thành 3 phút.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Detta är egentligen en tvåtimmars presentation jag ger till high school-elever, nerklippt till tre minuter.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Dette er faktisk en præsentation på to timer for gymnasieelever skåret ned til tre minutter.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Dies ist eigentlich eine zweistündige Präsentation für Schüler, auf drei Minuten gekürzt.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Ez valójában egy 3 percbe sűrített 2 órás előadás, melyet középiskolásoknak szoktam tartani.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Isto é uma apresentação de 2 horas para os alunos do secundário. reduzida a três minutos.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Questa é una presentazione di due ore riassunta in tre minuti.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Tohle je má dvouhodinová přednáška pro studenty středních škol, zkrácená do tří minut.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.To je pravzaprav dvourna predstavitev, ki sem jo pripravil za študente, skrajšana na tri minute.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Túto dvojhodinovú prezentáciu pre stredoškolských študentov skrátim do troch minút.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Αυτή είναι μια δίωρη παρουσίαση που δίνω σε μαθητές λυκείου, κομμένη σε τρία λεπτά.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Взагалі, це двогодинна презентація, з якою я виступаю перед старшокласниками, скорочена до трьох хвилин.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.Това всъщност е двучасова презентация, която изнасям на ученици, съкратена на три минути.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.זאת בעצם הרצאה של שעתיים שאני מרצה לתלמידי תיכון, שמקוצצת לשלוש דקות.
Bu aslında lise öğrencilerine iki saatte yaptığım sunumun, üç dakikaya indirilmiş hali.فى الحقيقة هذة المحاضرة اعطيها لطلاب المدارس الثانوية لمدة ساعتين اختصرت الى ثلاثة دقائق
Bu aynı zamanda her B saatte bir veranda boyayabiliyor demek. .Bill은 현관 하나를 B시간 동안 칠하니까
Bu aynı zamanda her B saatte bir veranda boyayabiliyor demek. .Така, това е същото като да кажем, че Бил боядисва по 1 веранда на всеки B часа
Bu aynı zamanda her B saatte bir veranda boyayabiliyor demek. .وهذا يعادل ان نقول ان يمكنه ان يدهن سطح سفينة واحد في كل B ساعات
Bu bir mobilet. Saatte 80 km yapabiliyor sadece.هذه الدراجة تستطيع أن تصل إلى 80 كيلو مترا في الساعة
Bu bölge, saatte milyonlarca galon su boşaltır ve en az 300 milyon kişiye içme suyu sağlar.그것은 매 시간마다 수백만 갤런에 달하는 물을 쏟아내고, 적어도 3백만 명 이상의 사람들에게 식수를 제공해 주며,
Bu bölge, saatte milyonlarca galon su boşaltır ve en az 300 milyon kişiye içme suyu sağlar.Sgorgano milioni di litri d'acqua ogni ora, i quali forniscono acqua da bere ad almeno 300 milioni di persone,
Bu bölge, saatte milyonlarca galon su boşaltır ve en az 300 milyon kişiye içme suyu sağlar.Ze vervoeren miljoenen liters per uur,
Bu bölge, saatte milyonlarca galon su boşaltır ve en az 300 milyon kişiye içme suyu sağlar.הם מוציאים מיליוני גלונים מדי שעה, ומספקים מי שתייה עבור לפחות 300 מיליון אנשים,
Bu bölge, saatte milyonlarca galon su boşaltır ve en az 300 milyon kişiye içme suyu sağlar.انه يصب بها ملايين الجالونات في كل ساعة، وإمدادات المياه الصالحة للشرب ما لا يقل عن 300 مليون شخص،
Bu bölge, saatte milyonlarca galon su boşaltır ve en az 300 milyon kişiye içme suyu sağlar.少なくとも3億の人々に飲み水を提供しており たくさんの赤ん坊がこの水で洗われています
Bu da ne? Bu saatte nereye gitmiş?Apa yang? jam segini, dia pergi kemana?
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.시속 190마일 정도죠.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Asta înseamnă cam 190 de mile pe oră.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.C'est environ 190 miles / heure.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Ciò significa circa 190 miglia orarie.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Což je přibližně 190 mílí za hodinu.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Czyli jakieś 190 mil na godzinę.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Das sind etwa 190 Meilen pro Stunde.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Dat wil zeggen 190 mijl/u.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Es decir, como 190 millas por hora.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Ez nagyjából 190 mérföld/órát jelent.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Isso é cerca de 190 milhas por hora.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Itu berarti sekitar 190 mil per jam.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Nghĩa là khoảng 190 dặm/giờ.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.To je približne 190mph.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Vilket är ungefär 190 miles i timmen.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Δηλαδή περίπου 190 μίλια ανά ώρα.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Това означава около 190 мили в час.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.Это около 190 миль в час.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.זה אומר בערך 190 מייל לשעה.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.أي حوالي 190 ميل في الساعة.
Bu da saatte yaklaşık 190 mil ediyor.背負っているのは結構重いんでしょうか?
Bu da uçakların bağıl hızına eşittir, uçaklar birbirlerinden saatte 650 mil hızla uzaklaşıyorlar.이것은 비행기의 상대속도와 같을것이고, 서로가 650m/h 만큼 멀어지고 있습니다.
Bu da uçakların bağıl hızına eşittir, uçaklar birbirlerinden saatte 650 mil hızla uzaklaşıyorlar.Ajan kohta on riippuvainen koneiden nopeuksista, joka on yhteenlaskettuna.. ..siis 650 mailia tunnissa.
Bu da uçakların bağıl hızına eşittir, uçaklar birbirlerinden saatte 650 mil hızla uzaklaşıyorlar.Ceci est égal à leur vitesse relative, ils s'éloignent l'un de l'autre à 650 miles / heure.
Bu da uçakların bağıl hızına eşittir, uçaklar birbirlerinden saatte 650 mil hızla uzaklaşıyorlar.Das ist gleich der relativen Geschwindigkeit, sie fliegen mit 650 Meilen pro Stunden von einander weg.
Bu da uçakların bağıl hızına eşittir, uçaklar birbirlerinden saatte 650 mil hızla uzaklaşıyorlar.Dat is gelijk aan hun relatieve snelheid, ze verwijderen zich van elkaar met 650 mijl per uur.
Bu da uçakların bağıl hızına eşittir, uçaklar birbirlerinden saatte 650 mil hızla uzaklaşıyorlar.Det beror på deras relativa fart, de flyger från varandra i 650 miles i timmen.
Bu da uçakların bağıl hızına eşittir, uçaklar birbirlerinden saatte 650 mil hızla uzaklaşıyorlar.Det er lig med deres relative fart, de bevæger sig væk fra hinanden med 650 mil i timen.