Araba ile 2,5 saatte varılmaktadır.Flyvetiden varer cirka 2,5 time.
Süresi bir saatten üç haftaya kadar değişen yarışlar vardır.Festivalen har været af varierende længde fra tre dage til en uge.
Süt 1-2 saatte pıhtılaşır.Ægget klækkes efter 1-2 uger.
O kadar hızlıdırlar ki, saatte 96,5 km hıza ulaşabilirler.De er ganske hurtige og kan opnå en fart på op til 60 km/t.
Üç saatten daha az zamanımız var.Vi har mindre end tre timer.
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.Om natten kryper grekerne ut, åpner byportene og den greske hæren strømmer inn.
Saldırı yerel saatte 21:30'da meydana gelmiştir.Angrepet fant sted klokken 21.30.
Simonyi'nin 2000 saatten daha fazla uçuş tecrübesi vardır.Cyrano hadde mer enn 2400 flytimer.
Trenler saatte 250 km/h'ten fazla bir hızla Zürih ile Milano arasını 2 saat 40 dakikada alabilecekler.Kjøretiden mellom Zürich og Milano vil da bli én time kortere.
Dört saatten daha kısa bir süre içinde Roma ordusu imha edildi.I løpet av tre timer ble hele den romerske arméen utslettet.
24 saatten oluşan günü ö.ö.Døgnet er inndelt i 24 timer.
Almanak genellikle her 24 saatte bir güncellenmektedir.Ett døgn består normalt av 24 timer.
Şarkının kaydı tam üç saatte tamamlanmıştır.Sangen var ferdig innspilt etter ni timer.
Saatte 20 knot (37 km/sa; 23 mph) hız yapabilmekteydi.Toppfarten er 20 knop (37 km/t; 23 mph).
Albüm toplamda 275 saatte kaydedildi.Albumet ble utgitt i 777 eksemplarer.
Diyafram en az 24 saatte bir kez temizlenmelidir ve hemen tekrar takılabilir.Hele syklusen kunne ta opp til tyve timer å framføre og kunne bli spredt utover flere dager.
Ayrıca bu saatte gölgeler uzar.Den fikk også grill på dette tidspunktet.
72 saatten uzun süren migren status migrenozus olarak adlandırılır.Migrain yang berlangsung hingga lebih dari 72 jam disebut status migrainosus.
Film setleri sürerken Watson ve akranları günde 5 saatten fazla özel ders aldı.Saat di lokasi syuting, Watson dan teman-temannya diajari oleh guru privat selama lima jam sehari.
Parkland formülü ilk 24 saatte gereken damar içi sıvıların hacminin belirlenmesine yardımcı olabilir.Formula Parkland dapat membantu menentukan volume cairan intravena yang diperlukan dalam waktu 24 jam pertama.
Ünlü X 2000 hizmeti sayesinde Göteborg kentine üç saatte ulaşılabilmektedir.Pelayanan SJ 2000 yang populer menuju Gothenburg membutuhkan waktu 3 jam.
Toplam bir buçuk saatte Ağva'ya ulaşabilirsiniz.Dari sana hanya perlu 1½ jam lagi untuk sampai di Puncak Uhuru.
Küçük şehirlerden de en az her iki saatte bir düzenli olarak trenler geçmektedir.Pada jalur regular, paling sedikit ada 1 kereta yang berhenti tiap 2 jam di tiap stasiunnya.
24 saatten oluşan günü ö.ö.Pertempuran hari pertama berlangsung 24 jam terus menerus.
Başkası bu saati açarsa saatte depolanan anıları alır.Ketika jam itu rusak maka sang pembuat jam akan membiarkan jam tersebut.
Yolculuk süresini 72 saatten 10 saate düşürür.Ia dapat melaksanakan perjalanan ini dalam waktu 72 hari.
2 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.Setiap 2 minggu pemakaian harus dilakukan evaluasi oleh dokter.
Havalimanı kompleksinin kapasitesi, saatte 750 yolcu / günde 2500 yolcudur.Kapasitas bervariasi, dengan maksimum 5000 penumpang per jam.
Bütün roman, 24 saatten kısa bir süre içinde geçer.Semuanya harus mereka tanggulangi hanya dalam waktu 24 jam saja.
Ortalama bir Afrika aslanının hızı saatte 55 km’yi bulabilir.Kecepatan lari singa jantan adalah 58 km/jam.
Kütahya merkezine ise yaklaşık 1 saatte varılabilmektedir.Selanjutnya dari Kandangan menuju Loksado dapat ditempuh sekitar 1 jam.
Naloxane'nin etkileri yarım saatten bir saate kadar sürer.Ảnh hưởng của naloxone kéo dài khoảng nửa giờ đến một giờ.
Ünlü X 2000 hizmeti sayesinde Göteborg kentine üç saatte ulaşılabilmektedir.Dịch vụ X 2000 phổ biến tới Gothenburg kéo dài 3 tiếng.
Film setleri sürerken Watson ve akranları günde 5 saatten fazla özel ders aldı.Trong thời gian quay phim, cô và các bạn diễn được dạy kèm tới 5 tiếng một ngày.
Her bir bölümü 1 saatten oluşmakta ve gerçek hayattaki 1 günü içermektedir.Mỗi phần sẽ có độ dài một giờ, diễn ra trong suốt một ngày.
Pilot olarak, 65 saatten uzun süre uçarak, 25'in üzerinde başarılı saldırıda yer aldı.Là một phi công lái máy bay ném bom, ông đã thực hiện trên 25 phi vụ thành công, với hơn 65 giờ bay.
Eskişehir'den köye otomobille ulaşım ise yaklaşık 1 saatte yapılmaktadır.Nếu đi từ Kuala Lumpur bằng xe hơi mất một tiếng đồng hồ.
Savaş özellikle yorucu bir savaş oldu, dokuz saatten fazla sürdü.Kết quả của trận chiến là một cuộc chiến tranh kéo dài trong hơn 20 năm sau đó.
Saatte 70 km hızla koşabilir ve 1,5 metre yükseğe atlayabilir.Chúng có thể chạy với vận tốc 50 km/h, nhảy xa 6m, nhảy cao 2,5m.
Watt saatteki enerji, watt birimi olarak gücün saat cinsinden zaman ile çarpımıdır.Năng lượng theo watt giờ là tích của công suất đo bằng watt và thời gian đo bằng giờ.
Bu saatten sonra girilmesi gardiyana „ceza parası“ verilerek gerçekleşir.Sau khi hết chức vụ, lương này sẽ được trả suốt đời như là "lương danh dự".
Kent dışında otomobillerin hızı saatte 30 kilometreyi geçmeyecektir.Tốc độ xe chạy trong đường hầm không được vượt quá 90 km/giờ.
Konser dört saatten uzun sürmüştür.Buổi biểu diễn kéo dài hơn bốn giờ đồng hồ.
Yanlışlıkla kapanan kapanlar yaklaşık yarım saatte açılır.Niêm Ấn thứ bảy được mở ra và thiên đàng im lặng trong khoảng một nửa giờ.
Malzemelerin depoda bekleme süreleri 24 saatten fazladır.Thời gian bán hủy của thuốc tại vùng bôi điều trị là 24 giờ.
12 tona yaklaşan ağırlığına rağmen saatte 85 km/s hıza ulaşabiliyordu.Puma nặng gần 12 tấn nhưng vẫn đạt tốc độ 85 km/h.
Fakat hazırlık topçu bombardımanı, sadece bazı kesimlerde iki saatten fazla sürdürüldü.Tiếng súng đã bắt đầu sớm hơn ở Hawaii gần hai tiếng đồng hồ.
Yine de, haftada en az 4 saat egzersiz yapanlar, günde 4 saatten az oturanlar kadar sağlıklıdır.しかし、週に少なくとも4時間の運動をする人は、1日に4時間未満しか座らない人と同じくらいに健康である。
Gece geç saatte askerler attan çıkarak kapıları açarlar ve Yunan ordusunun içeri girmesini sağlarlar.夜になり、ギリシア兵たちが木馬の中から出てきて、味方の軍を招き入れるために城門を開ける。
Günde iki-üç saatten fazla uyumamaktadır.夜は2-3時間ぐらいしか眠れないの。
Böylece gece ucuz saatteki elektriği kullanmış oluyor.安価な深夜電力を利用できる。
Sıvının yarısı ilk 8 saatte, gerisi ise sonraki 16 saatte verilmelidir.計算で求められた総輸液量を、最初の8時間で半量を投与し、次の16時間で残り半量を投与する。
Daha sonra bir video paylaşmış ve "Bu saatte hala çalışıyoruz.ある日の放送ではいきなり「なんでこんな時間に働いてるんだろうねぇー。
"60 saatte çözüldü".の60分」は休止した。
Program 2 saatten oluşmaktadır.2時間番組となる。
Maksimum hızı saatte en fazla 2 km olarak Tritton tarafından belirlendi.トリットンによって示された最高速度は毎時2マイル(3.2km/h)でしかなかった。
Ayrıca bu saatte gölgeler uzar.なお、この時期に夏越とも出会う。
Cinayetin işlendiği saatte başka bir yerde olduğunu da yalancı şahidiyle ispatlamış gözükmektedir.しかし、殺害されたのとほぼ同時刻、別の場所で被害者の姿が目撃されていた。
Marmaray projesi tamamlandığında saatte tek yönde 75 bin yolcu taşınması hedeflenmektedir.当モノレールは、1方向につき1時間当たり35,000人の乗客を輸送できるように設計されている。
Petrol tüketimini azaltmak için 1974 yılında otoyollarda hız limiti olarak saatte 55 mil (90 km) belirlenir.ガソリン消費を抑えるために国内道路の最高制限速度は55マイル/時 (88 km/h) に制限された。