Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.우리를 위하여 기도하라 우리가 모든일에 선하게 행하려 하므로 우리에게 선한 양심이 있는 줄을 확신하노라
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.Modlite sa za nás, lebo sme si istí toho, že máme dobré svedomie chcúc sa vo všetkom správne chovať.
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.Molite za nas; kajti prepričani smo, da imamo dobro vest, ker hočemo pošteno živeti in ravnati v vsem.
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.Orad por nosotros, pues confiamos que tenemos buena conciencia y deseamos conducirnos bien en todo
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.Pregate per noi, poiché crediamo di avere una buona coscienza, desiderando di comportarci bene in tutto
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.Priez pour nous; car nous croyons avoir une bonne conscience, voulant en toutes choses nous bien conduire.
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.Молитесь о нас; ибо мы уверены, что имеем добрую совесть, потому что во всем желаем вести себя честно.
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.Моліте ся за нас: уповаємо бо, що добру совість маємо, у всьому хотячи добре жити.
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.Считайте го за голяма радост, братя мои, когато падате в разни изпитни,
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.התפללו בעדנו כי ידענו אשר שלמה מחשבתנו ונחפץ ללכת דרך ישרה בכל׃
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.صلّوا لاجلنا. لاننا نثق ان لنا ضمير صالح راغبين ان نتصرف حسنا في كل شيء.
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.請 你 們 為 我 們 禱 告 . 因 我 們 自 覺 良 心 無 虧 、 願 意 凡 事 按 正 道 而 行
Bizim için dua edin. Vicdanımızı temiz tuttuğumuza, her bakımdan olumlu bir yaşam sürmek istediğimize eminiz.請 你 們為 我 們禱 告 . 因我 們自 覺 良心 無虧 、 願意 凡事 按 正道 而行
Bu bakimdan biz hata yapiyoruz, büyük bir hata.Dan disitulah kita berbuat salah, dan sangat salah.
Bu bakimdan biz hata yapiyoruz, büyük bir hata.Ed è in questo che sbagliamo e sbagliamo enormemente.
Bu bakimdan biz hata yapiyoruz, büyük bir hata.És itt tévedünk, hatalmasat tévedünk.
Bu bakimdan biz hata yapiyoruz, büyük bir hata.Och däri felar vi, och felar stort.
Bu bakimdan biz hata yapiyoruz, büyük bir hata.Si in aceasta privinta facem o greseala, si inca o greaseala mare.
Bu bakimdan biz hata yapiyoruz, büyük bir hata.Und darin irren wir, und wir irren gewaltig.
Bu bakimdan biz hata yapiyoruz, büyük bir hata.Και επ' αυτού σφάλλουμε και σφάλλουμε σε μεγάλο βαθμό.
Bu bakimdan biz hata yapiyoruz, büyük bir hata..ושם אנו טועים, וטועים בגדול
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.A v tom se právě mýlíme a to žalostně mýlíme.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.Dan di dalamnya kita salah, dan sangat sesat.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.Ed è in questo che sbagliamo e sbagliamo enormemente.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.Erramos rotundamente.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.És itt tévedünk, hatalmasat tévedünk.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.I tu się mylimy, bardzo mylimy
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.Ja tässä me olemme suuresti väärässä.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.Och däri felar vi, och felar stort.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.Si in aceasta privinta facem o greseala, si inca o greaseala mare.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.Und darin irren wir, und wir irren gewaltig.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.Για την τραγική τους μοίρα να έχουν πάρει μορφή τόσο κατώτερη της δικής μας.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.И там мы допускаем ошибку, и очень допускаем ошибку.
Bu bakımdan biz hata yapıyoruz, büyük bir hata.ושם אנו טועים, וטועים בגדול.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.그러니 당신은 사실상 한 몸에 1등 항해사와 오디세우스가 둘 다 있는 것과 같습니다.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Así que serías como Odiseo y su primer oficial en una misma persona.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Assim, efetivamente vocês são como o Odisseu e o primeiro-oficial numa só pessoa.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.De fapt, eşti ca şi Odiseu şi secundul său într-o singură persoană.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Donc, en effet, vous êtes comme Ulysse et le second en une seule personne.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Eigentlich ist man wie Odysseus und der Bootsmann in einer Person.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.In effetti è come essere, al contempo, Odisseo e il suo primo ufficiale.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Jadi akibatnya, Anda seperti Odysseus dan rekan utamanya dalam satu diri.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Je bent dus eigenlijk Odysseus en zijn eerste stuurman in één persoon.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Så i virkeligheden er man ligesom Odysseus og førstemanden i en person.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Và bạn như thể là Odysseus và viên thuyền phó trong cùng một con người.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Vagyis egyszerre vagyunk Odüsszeusz és az első tiszt egy személyben.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.V konečném důsledku jste vlastně jako Odysseus a první důstojník v jedné osobě.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Więc tak naprawdę stajesz się jak Odyseusz, i pierwszy oficer - w jednej osobie.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Το αποτέλεσμα είναι ότι είσαι σαν τον Οδυσσέα και το σύντροφό του, αλλά σε ένα σώμα.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Вы становитесь похожи на Одиссея и его первого помощника в одном лице.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.Зараз ви Одіссей і його перший помічник в одній особі.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.На практика вие сте като Одисей и помощник-капитана, но събрани в един човек.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.אז למעשה, אתם כמו אודיסאוס והחובל הראשון באדם אחד.
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.لذا في الواقع، أنت مثل اوديسيوس ومساعده الأول في آن واحد
Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır.オデュッセウスと一等航海士がいるようなものです。 あなたは自分の状況を考え、自制を促しながらも
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Also dachten sie sich, nicht sehen können sei eine Sache, aber sie müssten mich zum sprechen bringen.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Aşa că s-au gândit ei că una e să nu poţi vedea, dar era necesar să mă facă să vorbesc.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Capirono che una cosa è non vedere, però dovevano assolutamente farmi parlare.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Došli k názoru, že byť slepá je jedna vec, ale museli ma prinútiť rozprávať.
Bu bakımdan görememeyi başka bir tarafa bırakıp, beni konuşturmaları gerektiği düşüncesine kapıldılar.Eles acharam que não ser capaz de ver era uma coisa, mas precisavam de me pôr a falar.