numara ile cümle

numara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
İşte benim kartım. E-posta adresimi ve telefon numaramı içeriyor.Here is my card. It contains my e-mail address and my phone number.
Tom bana telefon numarasını söylemezdi.Tom wouldn't tell me his phone number.
Tom'un telefon numarasını bile bilmiyorum.I don't even know Tom's phone number.
Yoksulluğun ortadan kaldırılması bir numaralı amacımız olmalıdır.Eradicating poverty must be our number one goal.
Tom'a senin telefon numaranı söylemedim.I didn't tell Tom your phone number.
Leyla, Sami'nin numarasını sildi.Layla deleted Sami's number.
Tom eğleniyormuş numarası yaptı.Tom pretended that he was having a good time.
Tom Mary'nin telefon numarasını telefonundan sildi.Tom deleted Mary's number from his phone.
Tom ne yapacağını bilmiyormuş numarası yapıyordu.Tom pretended he didn't know what to do.
Tom beni görmemiş numarası yaptı.Tom pretended he didn't see me.
Tom mutlu numarası yaptı.Tom pretended to be happy.
Lütfen telefon numaranızı buraya yazın.Please write your telephone number here.
O sana telefon numarasını verdi mi?Did she give you her telephone number?
Leyla, Sami'nin üç numaralı karısıydı.Layla was Sami's wife number three.
Herkes onun doğum gününü unutmuş numarası yapıyordu.Everyone pretended they forgot his birthday.
Tom'un telefon numarası nedir?What's Tom's phone number?
Tom, Mary ve John'un söylediklerini duymamış numarası yaptı.Tom pretended not to hear what Mary and John were saying.
37 numara giyerim.I wear a size 37.
Lütfen bana bilet numaranızı söyleyin.Please tell me your ticket number.
Uzun bir kuyruk, bu yüzden bir numara almalısın.It's a long queue so you must take a number.
Bunun hakkında hiçbir şey bilmiyormuş numarası yaptım.I pretended I didn't know anything about that.
Keşke Tom'un telefon numarasını bilsem.I wish I knew Tom's telephone number.
Tom ve ben telefon numaralarını değiştirdik.Tom and I exchanged phone numbers.
Tom bize birkaç iskambil kâğıdı numarası gösterdi.Tom showed us a few card tricks.
Fransızca konuşamıyormuş numarası yaptım.I pretended I couldn't speak French.
Tom ne numara peşinde?What's Tom trying to sell?
Bana Mary'nin telefon numarasını veren kişi Tom değildi.Tom wasn't the one who gave me Mary's phone number.
Bana Mary'nin telefon numarasını veren kişi Tom değil.Tom isn't the one who gave me Mary's phone number.
Mary'nin ayakkabı numarasının ne olduğunu Tom'un bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows what Mary's shoe size is.
Bana Mary'nin telefon numarasını veren Tom'dur.Tom is the one who gave me Mary's phone number.
Tom'un Mary'nin telefon numarasını bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows Mary's phone number.
Artık daha fazla seni seviyorum numarası yapamam.I can no longer continue to pretend that I love you.
Sami Leyla'nın numarasını telefon defterinde buldu.Sami found Layla's number in the phone book.
Sami, telefon rehberinde Leyla'nın numarasını buldu.Sami found Layla's number in the phone book.
Tom'da Mary'de Boston'da adresi yok, ancak onun telefon numarası var.Tom doesn't have Mary's address in Boston, but he has her phone number.
Tom bilinçsiz numarası yapıyordu.Tom pretended to be unconscious.
Telefon numaranızı tekrar sormuyorum.I wasn't able to ask for your phone number again.
Benimle iletişime geçebilmesi için Tom'a telefon numaramı verdim.I gave Tom my phone number so he'd be able to contact me.
Tom, Mary'den ayrıldıktan sonra numarasını değiştirdi.Tom changed his number after breaking up with Mary.
Hem Tom hem de Mary senin telefon numarana sahip mi?Do both Tom and Mary have your phone number?
Tom bana telefon numarasını söylemeyi reddetti.Tom refused to tell me his phone number.
Bende Tom'un telefon numarası yok.I don't have Tom's phone number.
Telefon numaran bende yok.I don't have your phone number.
Park Street'e gidebilmek için kaç numaralı otobüse bineceğim?What number bus do I take to get to Park Street?
Tom, Mary'ye telefon numarasını vermemiş olmasını dilediğini söyledi.Tom said he wished that he hadn't given Mary his phone number.
Tom Mary'ye ev numarasını verdi.Tom gave Mary his home number.
Tom'a telefon numaranızı söyleyen benim.I'm the one who told Tom your phone number.
Bende Tom'un Boston'daki adresi yok ama telefon numarasına sahibim.I don't have Tom's address in Boston, but I have his phone number.
Tom'dan hoşlandığım şeklinde bir numara bile yapamam.I can't even pretend that I like Tom.
PİN numaramı hatırlayamıyorum.I can't remember my PIN number.
Tom'un telefon numarasını bilseydim onu arardım.If I'd known Tom's phone number, I'd have called him.
Sami telefon numarasını birkaç kez değiştirdi.Sami changed his phone number several times.
Sami o numarayı geri aramaya çalıştı ama işe yaramadı.Sami tried to call that number back but it didn't work.
Mary, kuzeninin sorularını cevaplamaktan kaçınmak için başı ağrıyormuş numarası yaptı.Mary pretended to have a headache to avoid answering her cousin's questions.
Sami bayılmış numarası yaptı.Sami pretended he had passed out.
Sami numara yapıyordu.Sami was pretending.
Sami numarayı hatırlamadı.Sami didn't remember the number.
Sami o numarayı aradı.Sami called that number.
Tom'dan numarasını istedim.I asked Tom for his number.
Uçuş numaranız nedir?What is your flight number?

İlgili Sayfalar