Ardından sağlık uzmanı, cildin üzerindeki küçük kırmızı noktaları sayar.Ezután megszámolja az apró vörös pontokat a bőrön.
Xn noktalarından uygulayalım.Tegyük fel, hogy ismerjük a xn közelítést.
Monitör ekranı pixellerden (noktalardan) oluşur.A monitoron megjelenített kép pixelekből áll (Picture Element).
Yollarda belli noktalarda istasyonlar vardı.Az utak mentén őrhelyek álltak.
Hala ayrı ayrı noktalarda yanmakta olan yapılar olmasına rağmen, büyük yangın artık sona ermişti.Még ekkor is számos különálló kisebb tűz égett, de a Nagy Tűzvész elült.
Ama sonra ortak noktalarını keşfederler.Később azonban elvált érdeklődési területük.
Burada f fonksiyonun sağ sınır noktaları kullanılır.A S határának az elemei S határpontjai.
Diğer bir deyişle, tüm noktalar haricinde tek bir nokta seçilebilir.A legfeljebb egyetlen pont kivételével kitétel szükséges.
Çin, aynı zamanda dünyanın en eski süreklilik arz eden medeniyet noktalarındandır.A kínai társadalom a világ legrégibb folyamatosan fennálló civilizációja.
Saldırı takımının amacı harita üzerinde bulunan ana noktaları ele geçirmek ( O1,O2 noktalarını).Ezen a pályán csak az számít, hogy a támadók elfoglalják a fő pontot (E).
Fly Air 2007 itibarı ile aşağıdaki noktalara uçuş gerçekleştirmektedir.Az Alilaguna Oro vízibusz 2007-től az eredeti útvonalán járt.
Fakat bu verilen rakamlar bettanın hayatta kalabildiği uç noktalardır.E rések valószínűleg a már lefejtett barlang kürtőmaradványai.
A ve B noktaları açık, C noktası kapalıdır.Ha d=q, készen vagyunk.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Ahogy nőnek a hernyók, úgy nagyobbítják a zsákot.
Bu noktalara mıknatısın kutupları adını verdi.Ezeket a pontokat ő nevezte el pólusoknak.
Uç noktalar birbirlerine nasıl bağlanmış?A billentyűsorok egymással kapcsolatban állnak.
Üstelik bundan çok daha fazla ortak noktaları var.Több közös nincs is bennük.
Savunma tarafının amacı ise bu noktaları süre dolasıya kadar korumak.Az életcélmutató ezeket a pontokat tárolja ideiglenesen.
Klein ile Freud’un ayrıldığı temel noktalar bilinmekle beraber asla kesin bir ret olarak gündeme gelmemiştir.Crispus és Fausta valódi viszonyára, az események okaira valószínűleg már sosem derül fény.
Noktalar su toplayabilir ya da kabuk tutabilir.Mindketten mehetünk kapálni vagy téglát hordani.
Ulaşım noktalarının fazla olmasından dolayı ilçeye ulaşım için Elazığ Havalimanı daha çok tercih edilmektedir.A növekvő biztonsági követelmények miatt ajánlatos az indulás előtt jóval korábban megérkezni a repülőtérre.
Şehrin turistik noktalarından biri de Japon savaş gemisi San Juan Bautista'nın tam boyutlu bir kopyasıdır.Eräs kaupungin nähtävyyksistä on täysikokoinen kopio japanilaisesta sotalaiva San Juan Bautistasta.
Öbür noktaları atalım.Pietilän toinen puoli.
Küçük kırmızı noktalar.Korttina pienet punaiset.
Y1 ve Y2 bağlantı noktaları arasında (geri bildirim döngüsü) bir başka izleme devresi vardır.Toinen valvontapiiri sijaitsee kytkentäpisteiden Y1 ja Y2 välillä (takaisinkytkentäpiiri).
Çünkü bir ortak noktaları çıkmıştır.Niillä oli siis yhteinen kantamuoto.
Dünya yüzeyine yakın noktalarda yerçekimi kuvveti yaklaşık olarak g = 9.81 m/s2 kadardır.Maapallon pinnalla putoamiskiihtyvyys on noin g = 9,81 m/s2.
Bunun yerine Voroshilov, komünistlerin kilit noktalarda olduğu bir koalisyon hükümeti kurdurdu.Vorošilov perusti hallituskoalition, jossa kommunisteilla olivat tärkeimmät virat.
Brocard noktaları, geometride bir üçgen içinde yer alan özel noktalardır.Brocardin pisteet liittyvät geometriassa kolmioihin.
Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer.Runoja valon polun kulkijoille.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Saaliin koko vain kasvaa saalistajan koon kasvaessa.
Demonun ulaştığı noktalardan biri Roadrunner Records olur.Levymerkkinä toimii Roadrunner Records.
Bazı noktalarda göstericiler polisle çatıştı.Nämä toimintatavat ovat joissakin tapauksissa johtaneet selkkauksiin poliisin kanssa.
Hatta bazı noktalarda sözleri çarpıtılır.Sen kanta on myös paikoin taantunut.
Gemile’nin çevresinde başka gezi noktaları da bulunmaktadır.Pyramidin ympärillä on muitakin laivakuoppia.
Arka süspansiyonun bağlantı noktaları yeniden gözden geçirildi.Kontakti-sarja lämmitetään uudelleen..
Bu ilk denetleme tasarım sürecinin ilk dönüm noktalarından biri olmuştur.Tässä testattiin vain ensimmäistä vaihetta.
MFA'nın elindeki kuvvetler stratejik noktaları ele geçirdi.NATO-johtoiset IFOR-joukot asetettiin vastaamaan sopimuksen sotilaallisista kohdista.
Ayrımsal damıtma, kaynama noktaları birbirinden farklı sıvıların karışımlarına uygulanan damıtma işlemidir.Sekajäte tai kuivajätekenen mukaan?lähde? on jätettä, jossa on sekaisin eri jätelajikkeita.
Bazı üreticiler bu zayıf noktaları aşmaya çalışmışlardır.Μερικοί κατασκευαστές έχουν προσπαθήσει να ξεπεράσουν αυτά τα αδύνατα σημεία.
Bu noktalar cilde baskı uygulandığında yok olmaz.Τα στίγματα αυτά δεν εξαφανίζονται εάν ασκηθεί πίεση στο δέρμα.
Ama sonra ortak noktalarını keşfederler.Αργότερα ασχολήθηκε με τα κοινά.
Bu noktalar enfeksiyonun yayılmasını durdurur.Αυτό εμποδίζει τη μόλυνση από τη διάδοση.
Xn noktalarından uygulayalım.Συνημίτονο του x.
Bu noktaların her birine VERTEX diyoruz.Θα αναλύσουμε κάθε μια από αυτές τις παραμέτρους με την σειρά.
Dünyanın farklı noktalarına dağılmış yedi adet fabrikası bulunmaktadır.Στην Ευρωπαϊκή αγορά κυκλοφορούν 27 διαφορετικά μεγέθη.
Bu ilk denetleme tasarım sürecinin ilk dönüm noktalarından biri olmuştur.Είναι ένα από τα πρώτα παραδείγματα προβλήματος απόφασης.
Atbaşı Bulutsusu'nun altında yer alan parlak noktalar, henüz oluşum aşamasındaki genç yıldızlardır.Τα φωτεινά σημεία στη βάση του νεφελώματος είναι νεαρά άστρα σε διαδικασία σχηματισμού.
Ancak o zaman RPZ kalan noktalar için öncelik tanır.Παράλληλα όμως οι πρόκριτοι κυρίως της ΒΔ.
Bazı noktalarda göstericiler polisle çatıştı.Οι διαδηλωτές συγκρούστηκαν με την αστυνομία.
Hataların düzeltilmesi uç noktalardaki protokollere bırakılmıştır.Σφάλματα στο πεδίο δεδομένων πρέπει να διαχειριστούν από το ενθυλακωμένο πρωτόκολλο.
Her enzim kodu "EC" harflerini izleyen, noktalarla ayrılmış dört sayıdan oluşur.Enhver enzymkode består af bogstaverne "EC" fulgt af fire numre separeret af punktummer.
Geçişler sadece belirli kontrol noktalarından mümkündü.Passage sker alene gennem særlige checkpoints.
Ülke çapında bölgesel geçici komiteler kuruldu ve bunların kilit noktalarına Komünistler getirildi.Der blev oprettet yderligere foreløbige komiteer i hele landet, med kommunister i nøglepositioner.
Yüz Yıl Savaşı'nın dönüm noktalarından biridir.Hændelsen bliver et vendepunkt i Hundredårskrigen.
Bu kitap kişilerin hayatında çok önemli noktalarda rol oynamıştır.Han skrev altså om emner som er centrale i de fleste menneskers liv.
45 ülkede, 145 ofis ve dağıtım noktaları bulunmaktadır.I kommunens område er der 145 landsbyer og bebyggelser.
O zamana kadar, Kızıl Ordu Finlandiya'daki önemli stratejik noktaları almak için savaşmıştı.Indtil da havde den Røde Hær kæmpet for at okkupere hele Finland.
Vücudun hedef dışındaki noktalarına yapılan tuşlar sayılmaz.Af forlemmerne rager kun poterne uden for kroppen.
Çünkü bir ortak noktaları çıkmıştır.Der er en fælles årsag bag begge.