O, tenis oynamaya niyetlidir.She intends to play tennis.
Niye her zaman ben?Why always me?
Niye hep ben?Why always me?
O, yeni bir bisiklet almaya niyetlidir.He intends to buy a new bicycle.
Hapishaneden çıktığımda başka bir suç işlemeye niyetim yoktu.When I got out of jail, I had no intention of committing another crime.
Oraya tek başıma gitmeye hiç niyetim yok.I have no intention of going there by myself.
Masa niye bu kadar sallanıyor?Why is the table so wobbly?
Tom bu konuda ne yapmak niyetinde?What does Tom intend to do about it?
Tom Boston'da üç gün kalmaya niyetli.Tom intends to stay in Boston for three days.
Tom bir gazeteci olmaya niyetleniyor.Tom intends to become a journalist.
Tom geçen ay Boston'u ziyaret etmeye niyetlendi.Tom intended to visit Boston last month.
Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da kalmaya niyeti yok.Tom has no intention of staying in Boston for the rest of his life.
Tom'un oraya tek gitmeye niyeti yok.Tom has no intention of going there by himself.
Tom yalnız gitmek niyetinde değil.Tom doesn't intend to go by himself.
Tom çiti boyamak için çok fazla zaman harcamak niyetinde değildi.Tom didn't intend to spend so much time painting the fence.
Tom o kadar çok ödemek niyetinde değildi.Tom didn't intend to pay that much.
Tom'un yağmurdan dolayı içeri gelmeye niyeti yoktu.Tom didn't have the sense to come in out of the rain.
Tom Fransızca öğrenme niyetiyle Fransaya geldi.Tom came to France with the intention of studying French.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını koyma niyetini açıkladı.Tom announced his intention to run for class president.
Tom'un Mary'den özür dilemeye niyeti yok.Tom has no intention of apologizing to Mary.
Tom'un Mary ile tartışmaya niyeti yoktu.Tom had no intention of quarreling with Mary.
Tom'un Mary ile dansa gitmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of going to the dance with Mary.
Tom Mary ile gitmeye niyetlenmişti ama bir şey çıktı ve gidemedi.Tom had intended to go with Mary, but something came up and he couldn't.
Tom'un niyeti Mary'nin hislerini incitmek değildi.Tom didn't mean to hurt Mary's feelings.
Tom Mary'nin onu öpmesine izin vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to let Mary kiss him.
Tom Mary'nin duygularına zarar vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to hurt Mary's feelings.
Tom'un Mary geri dönünceye kadar beklemeye niyeti yoktu.Tom had no intention on waiting until Mary got back.
Tom'un asla Mary'yi tekrar görmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of ever seeing Mary again.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyetli.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Yarın Tom'a telefon etmeye ve ondan yardım istemeye niyetim var.I intend to phone Tom tomorrow and ask him to help.
Tom niyetinin kabalaşmak olmadığını söyledi.Tom said that he didn't mean to be rude.
Öyle ya da böyle, Tom'un gitmeye niyeti var.Tom intends to go, rain or shine.
Tom hava durumu ne olursa olsun gitmek niyetinde.Tom intends to go regardless of the weather.
Tom, ne olursa olsun gitmek niyetinde.Tom intends to go no matter what.
Tom'un Mary'nin düğününe gitmeye niyeti yok.Tom has no intention of going to Mary's wedding.
Tom'un vazgeçmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of quitting.
Tom'un tek başına oraya gitmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of going there by himself.
Tom'un Mary'ye para vermeye hiç niyeti yoktu.Tom had no intention of giving Mary any money.
Tom'un niyeti Mary'nin parmaklarına basmak değildi.Tom didn't mean to step on Mary's toes.
Tom'un niyeti söylediğini söylemek değildi.Tom didn't mean to say what he said.
Tom'un niyeti Mary'yi gücendirmek değildi.Tom didn't mean to offend Mary.
Tom'un niyeti Mary'yi kızdırmak değildi.Tom didn't mean to make Mary angry.
Tom'un niyeti Mary'yi öldürmek değildi.Tom didn't mean to kill Mary.
Tom'un niyeti kimseyi incitmek değildi.Tom didn't mean to hurt anybody.
Tom'un niyeti Mary'nin başını belaya sokmak değildi.Tom didn't mean to cause Mary any trouble.
Tom'un niyeti o kadar geç kalmak değildi.Tom didn't mean to be so late.
Tom'un niyeti bunun olması değildi.Tom didn't mean for this to happen.
Tom'un niyeti zarar vermek değildi.Tom didn't mean any harm.
Tom'un niyeti Mary'ye sorun yaratmak değildi.Tom didn't intend to cause Mary any trouble.
Tom onu iyi niyetle yaptı.Tom did it with the best of intentions.
Açıkçası, Tom'un onun olmasına izin vermeye niyeti yoktu.Tom clearly didn't intend to let that happen.
Tom'un kesinlikle gerçeği Mary'ye söylemeye niyeti yoktu.Tom certainly didn't intend to tell Mary the truth.
O niye burada?Why is she here?
Sana niye yalan söyleyeyim ki?Why would I lie to you?
Hükümet vergileri düşürmek için niyetini açıkça bildirdi.The government explicitly declared its intention to lower taxes.
Bir hediye almak niyetiyle büyük mağazaya gittim.I went to the department store with the intent of buying a gift.
Kesinlikle on dolar ödemeye niyetim yok.I have absolutely no intention of paying ten dollars.
O iyi niyetlerle dolu.She is full of good intentions.
Sanırım Tom'un art niyeti yok.I think Tom has no ulterior motives.