Ana içeriğe geç
Sözlük

niye ile cümle

niye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ameller niyetlere göredir.Wahrlich, die Taten entsprechen den Absichten.
Onu niye öptün?Warum hast du sie geküsst?
Gelmeye niyetim yok.Ich beabsichtige nicht, zu kommen.
Bazen o kadar iyi niyetli oluyorumki, benim bile kendime kazık atasım geliyor.Manchmal bin ich so gutmütig, da würde ich mich selbst am liebsten über den Tisch ziehen.
Ne oldu ki? Niye öyle baktınız? Yanlış bir şey mi yaptım?Was ist denn passiert? Warum guckt ihr denn so? Habe ich etwas falsch gemacht?
Bazen tesadüf öyle yollar gider ki, oraya niyet ulaşamaz.Manchmal geht der Zufall Wege, da kommt die Absicht gar nicht hin.
Niye kimse beni sevmiyor?Warum hat mich keiner lieb?
Niyetim gerçekten seni küçük düşürmek değil.Es ist wahrlich nicht meine Absicht, dich zu kompromittieren.
Arka plan bilgisi yazarın niyetini anlayabilmek için çok büyük bir öneme sahiptir.Hintergrundwissen ist von großer Bedeutung, um die Intention des Autors verstehen zu können.
Ama kim ve niye yapmıştır?Warum, wofür und für wen?
Ayet Aydın Çakus: Niye Ter tutunamadı...Begreift ihr denn nicht?
Niyeti hiç şüphesiz ki, iyi idi.Meist war sie die zu rettende Schöne.
Sonra vitir namazının bir rekatına niyet edilir ve sonunda selam verilir.Sie folgen dem Armutsgelübde und weihen sich dem Gebet und frommen Werken.
Işığın önünü niye kapıyorsun?”Warum ist das Licht gegeben dem Mühseligen? (op.
Arthur ismini niye seçtiği ise belirsizdir.Warum Peter den Namen Coelestin wählte, ist unklar.
Bu sırada Avusturya Silezya'yı geri alma niyetindeydi.Österreich wollte die Provinz Schlesien zurückerhalten.
Ama benim ölümüm niye sorun olsun ki, eğer insanlar bizim sayemizde uyanırlarsa ve harekete geçerlerse?Welchen Sinn hat das Leben, da wir doch unter Krankheiten leiden und sterben, wenn die Zeit gekommen ist?
"Diyeceksiniz ki sıkıyönetime rağmen niye bunların hakkından gelemiyorsunuz?Was kann man tun, um trotz Behinderung gesund bleiben?
Ve niyetini öğrenir.Er durchschaut die Absicht.
Margo, Orlando'ya dönme niyeti olmadığını ve kendini bulmak için kaçtığı açıklar.Eduardo meint, ihnen bliebe wohl nicht anderes übrig, als zu fliehen.
Rus vatandaşlığı için başvuru niyetinde olduğunu Mart 2014 tarihinde belirtmiştir.Im März 2014 hatte Poklonskaja angegeben, sie beabsichtige, die russische Staatsbürgerschaft zu beantragen.
Orlando Dorinda'ya niye herkese kendisinin İsabella'ya aşık olduğunu söylediğini sorar.Orlando erscheint und fragt sie, warum sie den Leuten erzähle, dass Orlando Isabella liebe.
Robinson Fransa ve Monet'den son kez 1892 yılında ayrıldığında niyeti tekrar geri dönmekti.Robinson verließ Frankreich und Monet 1892 endgültig.
Niyetleri Kızıl Ordu'dan kaçıp Birleşik Devletler Ordusu'na teslim olmaktı.Er nahm Kontakt zur Roten Armee auf und wurde später an die amerikanischen Militärbehörden überstellt.
O zaman niye kaçıyorsun?Warum verschwindest Du nicht?
Niye böyle diyorsun diye.Warum ich das erzähle?
Fakat Ebû Hanîfe, bu makamın ne niyetle verildiğini sezmiş ve bu görevi kabul etmemiştir.So habe er ihm etwas auferlegt, was er nicht erfüllen könne.
UNICEF'in İyi Niyet Elçisi.Unicef-Botschafter.
Srebrenica'yı korumaya niyetli değiliz.Für die Schweiz war keine Schützin an Start.
Niye buradalar?Warum hier?
Saglıkocagı var da biz niye bilmiyoruz.Schwerste Hirnschäden – und keiner weiß warum.
Penny çok iyi niyetlidir herkese yardım eder.Selma ist sehr angepasst und möchte es allen recht machen.
Figaro ona Kont'un kötü niyetlerinden şikayete başlar, ama karşısındakinin nişanlısı olduğunu birden anlar.Figaro berichtet ihr von den Absichten des Grafen gegenüber seiner Braut, erkennt sie dann aber an der Stimme.
Bu kuramın oluşumu “iyi niyetli yorumlama” ilkesine dayanır.Dies geschieht durch das „Prinzip der wohlwollenden Interpretation“.
Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız?Ist eine Aussage richtig / falsch?
Niye Arsa için savaşmak zorunda olduğumuzu düşünüyordum.Warum wir jetzt kämpfen müssen.
Ama Ordu onu bırakma niyetinde değildir.Aber der Portier will ihn nicht gehen lassen.
Osmanlılar ise Avrupa'dan baskı gelmeden mümkün olduğunca ilerlemek niyetindeydiler.Die Große Magellangans gelangte noch vor der Nominatform nach Europa.
2000 ve 2001 yılında da UNESCO'un iyi niyet elçisi olarak görev yaptı.Von 2003 bis 2010 war sie Botschafterin an der UNESCO.
Yazarının ve şerh edenlerin ard niyetliliği öne sürülmektedir.Durch den Preis sollte Leben und Werk des Schriftstellers in Ehren gehalten werden.
Niye farkına varmamışım şiirinin peki?Wozu noch Gedichte?
Başlangıçta şirketin seçmelerine katılmak gibi bir niyeti yoktu.Das Europäische Parlament war an der Kandidatenauswahl zunächst nicht beteiligt.
Örgüt, Britanya yanlısı İrlanda Parlamentosunun vermeye niyeti olmayan reformları talpe eder.Deren Amtszeit war durch die Wandlungen in der britischen, nicht jedoch irischen Parteipolitik bestimmt.
Amerika'ya gitmeye niyetlendiğim için İngilizce öğreniyorum.J'étudie l'anglais car j'ai l'intention d'aller en Amérique.
Teorinizi inkar etmek gibi bir niyetim yok.Je n'ai pas l'intention de contester votre théorie.
Niyetim onu hayal kırıklığına uğratmak değildi.Je n'avais pas l'intention de la décevoir.
Bunu gizli tutmak niyetinde değildim.Je n'avais pas l'intention de la garder secrète.
Niyetlerinizin güvenilir olduğuna eminim.Je suis certain que vos intentions sont honnêtes.
Otomobilini niye sattın?Pourquoi as-tu vendu ta voiture ?
Tom'un niyetlerini bilmiyorum.Je ne connais pas les intentions de Tom.
Bunu kullanmaya niyetim var.J'ai l'intention de l'utiliser.
Niye burada bekliyorsun?Pourquoi attends-tu ici ?
Niye burada bekliyorsunuz?Pourquoi attendez-vous ici ?
Dönmeye niyetim yok.Je n'ai pas l'intention de rentrer.
Bense futbolcu olmak niyetindeydim.Je voulais devenir footballeur.
İngiltere'ye geri dönüşü üzerine hemen Markham, donanmayı terk etme niyetinden babasını haberdar etmiştir.Dès son retour en Angleterre, Markham informe son père de sa détermination à quitter la marine.
Marge, Simpson ailesinin iyi niyetli ve aşırı sabırlı annesidir.Marge est la mère bien intentionnée et très patiente de la famille Simpson.
Başkalarını niye düşündüğünü bile bilmiyorum!"Je ne sais pas pourquoi vous voulez voir quelqu'un d'autre ! ».
Niye buradalar?Pourquoi sont-ils là ?
Eksiklerini iyi niyetiyle telafi ediyor.Corrige tous les torts avec une même intention.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod