Ana içeriğe geç
Sözlük

nim ile cümle

nim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
"Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de şimde seninle birlikte olurdum."Had it not been for the grace of my Lord I too would have been there (in Hell).
Ve içinde sefa sürdükleri nice nimetler...And the comfort they enjoyed.
ALLAH'ın lütfu ve nimeti böyledir.By God's benevolence and His grace.
Erdemliler bahçeler ve nimetler içindedir.Those who fear God and follow the straight path will surely be in gardens and in bliss,
O halde Rabbinin hangi nimetlerinden kuşkulanırsın?How many favours of your Lord will you then deny?
(Ey insanlar ve cinler), Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?How many favours of your Lord will then both of you deny?
Nimet cennetlerinde (bahçelerinde)...In gardens of tranquility;
o zaman neşe, çiçekler ve nimet cennetleri...There will be peace and plenty, and gardens of tranquility for him.
Bu, yitirdiğiniz bir şey için üzülmemeniz ve O'nun size verdiği nimetlerle de şımarmamanız içindir.Lest you grieve for what you missed, or rejoice at what you received.
Sen Rabbinin nimetiyle delirmiş değilsin.You are not demented by the grace of your Lord.
Erdemliler, Rab'lerinden nimet bahçeleri (cennetleri) haketmişlerdir.For those who fear God there are pleasure gardens with their Lord.
Rabbinden ona bir nimet ulaşmasaydı, kınanmış olarak çorak bir sahile atılacaktı.Had it not been for a favour from his Lord he would have been cast blame-worthy on a barren plain.
Herbiri, nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?Does every one of them wish to enter the garden of tranquility?
Ona nimetler yağdırdım.And made things easy for them.
Nereye baksan nimetler ve büyük bir yönetim görürsün.When you look around, you will see delights and great dominion.
İyiler nimetler içindedir.The pious will surely be in heaven,
Yüzlerinden nimetlerin sevinç ve parıltısını okursun.On their faces you will see the glow of beatitude.
Sonra, o gün (size verilen) nimetlerden sorulacaksınız.Then on that day you will surely be asked about the verity of pleasures.
Biz sana bolca nimetler verdik.HAVE SURELY given you pre-eminence (in numbers and following);
Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.O People who believe!
Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz.As a reward from Us; this is how We reward one who gives thanks.
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl.“And forgive my father* – he is indeed astray.”
Bana verdiğin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardımcı olmayacağım" dedi.The way You have bestowed favour upon me, so never will I be a supporter of the guilty.”
Ey inananlar! Allah'ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti.O People who believe!
Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?Which favour of your Lord will you doubt?
Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.None except you, O disbelievers – you love what you have, the fleeting one.
Kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için. Geçine durun, yakında bilir, anlarsınız.In order to deny the favours We have given them; so enjoy a little; for you will soon come to know.
Nimetlenirler orada Rablerinin verdiği nimetlerle ve Rableri korur onları koca cehennemin azabından.Delighted at the bestowal of their Lord; and their Lord has saved them from the fire.
De ki: "Dünya nimeti çok azdır.If only You would have let us live some more!”
Ey iman edenler! Allah'ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın!O People who Believe!
Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın!O People who believe!
Allah'tan bir lütuf ve nimet olarak. Alîm'dir Allah, Hakîm'dir.The munificence and favour of Allah; and Allah is All Knowing, Wise.
Katımızdan bir nimet olarak. Şükredeni işte böyle ödüllendiririz biz.As a reward from Us; this is how We reward one who gives thanks.
Hani siz (verilen nimetlere karşılık): Ey Musa!And when you said, “O Moosa!
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah alimdir, hakimdir.The munificence and favour of Allah; and Allah is All Knowing, Wise.
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükafatlandırırız.As a reward from Us; this is how We reward one who gives thanks.
Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da,None except you, O disbelievers – you love what you have, the fleeting one.
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın.O People who Believe!
Musa kavmine şöyle demişti: "Ey kavmim! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.And when Moosa said to his people, “O my people!
Bunu kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etmek için yaparlar. Şimdi eğlenin bakalım!In order to deny the favours We have given them; so enjoy a little; for you will soon come to know.
Bana lutfettiğin nimetlere andolsun ki, artık suçlulara asla arka olmayacağım" dedi.The way You have bestowed favour upon me, so never will I be a supporter of the guilty.”
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın.O People who believe!
Bu, Allah'tan bir lütuf ve nimettir. Allah herşeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.The munificence and favour of Allah; and Allah is All Knowing, Wise.
Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.As a reward from Us; this is how We reward one who gives thanks.
Bana lütfedeceğin her türlü nimete muhtacım!” diye dua etti.I am in need of the sustenance you may send down for me.”
Ey iman edenler! Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın.O People who believe!
İnananlar, kazandıklarınızdan ve sizin için yerden çıkardığımız nimetlerden yardım olarak verin.O People who Believe!
Elçiler, iyi nimetlerden yiyiniz ve erdemli işler yapınız. Ben sizin yaptıklarınızı çok iyi bilirim.“O Noble Messengers, eat good clean things, and do good deeds; I know all that you do.”
ALLAH'ın lütfu ve nimeti böyledir. ALLAH Bilendir, Bilgedir.The munificence and favour of Allah; and Allah is All Knowing, Wise.
Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.Truly God is bounteous to the people, but most of the people are not thankful.
Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.That is the enjoyment of the present life; but God -- with Him is the fairest resort.
Nimetin güzeli Allah katındadır".And God with Him is the fairest reward.
Allah'tan bol nimet isteyin. Doğrusu Allah her şeyi bilir.And ask God of His bounty; God knows everything.
Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.That is God's bounty; He gives it unto whom He will; and God is All-embracing, All-knowing.
Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür.If you count God's blessing, you will never number it; surely man is sinful, unthankful!
Oysa rızıkta hepsi eşittir. Allah'ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar?What, and do they deny God's blessing?
Bunu yapmayışı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Çünkü O'nun sana olan nimeti büyüktür.excepting by some mercy of thy Lord; surly His favour to thee is great.
İçine ürperti düşenlerden, Allah'ın nimet verdiği iki adam dedi ki: "Onların içine kapıdan girin.Said two men of those that feared God whom God had blessed, 'Enter against them the gate!
Yeryüzünde belirli bir süreye kadan mekân tutmanız ve nimetlenmeniz öngörülmüştür."In the earth a sojourn shall be yours, and enjoyment for a time.'
Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür!If you count God's blessing, you will never number it; surely man is sinful, unthankful!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod