Tom Mary'nin ona asla yardım etmemesinden yakındı.Tom complained that Mary never helped him.
Tom Mary'nin ne söylediğini açıkça dinlemiyordu.Tom clearly wasn't listening to what Mary was saying.
Açıkçası, Tom'un onun olmasına izin vermeye niyeti yoktu.Tom clearly didn't intend to let that happen.
Tom Mary'nin ona işi söz verdiğini iddia ediyor.Tom claims that Mary promised him the job.
Tom Mary'nin oğlu olduğunu iddia etti.Tom claimed to be Mary's son.
Tom Mary'nin fıkrasını duyduğunda kıkır kıkır güldü.Tom chuckled when he heard Mary's joke.
Tom Mary'nin yorumunu görmezlikten geldi.Tom chose to ignore Mary's comment.
Tom Mary'nin hâlâ uyuduğundan emin olmak için kontrol etti.Tom checked to make sure Mary was still sleeping.
Tom kesinlikle Mary'nin şirketinden hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom certainly seems to enjoy Mary's company.
Tom kesinlikle Mary'nin partiye katılmasını istemediğini netleştirdi.Tom certainly made it clear that he didn't want Mary to attend the party.
Mary'nin kasabayı niçin terk ettiğini Tom kesinlikle biliyor.Tom certainly knows why Mary left town.
Tom Mary'nin kim olduğunu kesinlikle biliyor.Tom certainly knows who Mary is.
Tom Mary'nin nerede olduğunu kesinlikle biliyor.Tom certainly knows where Mary is.
Tom Mary'nin konserinin ne zaman olacağını kesinlikle biliyor.Tom certainly knows when Mary's concert will be.
Tom kesinlikle Mary'nin hoşlandığı tek adam değildir.Tom certainly isn't the only man that Mary likes.
Tom kesinlikle işi yapmak için nitelikli değil.Tom certainly isn't qualified to do the job.
Tom kesinlikle Mary'nin olduğunu düşündüğü kadar zeki değil.Tom certainly isn't as smart as Mary thinks he is.
Tom kesinlikle Mary'nin olduğunu iddia ettiği kadar kötü değil.Tom certainly isn't as bad as Mary claims he is.
Tom kesinlikle iş için nitelikli.Tom certainly is qualified for the job.
Tom kesinlikle Mary'nin hastanede olduğunun farkında.Tom certainly is aware that Mary is in the hospital.
Tom'un kesinlikle Mary'nin yardımına ihtiyacı yok.Tom certainly doesn't need Mary's help.
Tom'un kesinlikle gerçeği Mary'ye söylemeye niyeti yoktu.Tom certainly didn't intend to tell Mary the truth.
Tom kesinlikle Mary'nin onun çocuklarına bakacağını ummuyordu.Tom certainly didn't expect Mary to take care of his children.
Tom Mary'nin davranış biçimini kesinlikle onaylamadı.Tom certainly didn't approve of the way Mary was behaving.
Tom Mary'nin onu yapmakla suçladığı şeyi kesinlikle yaptı.Tom certainly did what Mary accused him of doing.
Tom kesinlikle Mary'nin sadık olduğuna inanıyor.Tom certainly believes Mary is faithful.
Tom Mary'nin niçin o kadar kızdığını anlayamıyor.Tom can't understand why Mary got so angry.
Tom Mary'nin ölümünü atlatamıyor gibi görünüyor.Tom can't seem to get over Mary's death.
Tom Mary'nin ebeveynleri ile ilk kez ne zaman karşılaştığını hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly when he first met Mary's parents.
Tom Mary'nin ne söylediğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly what Mary said.
Tom Mary'nin söylediği bir şeyi hatırlayamıyor.Tom can't remember anything Mary said.
Tom Mary'nin sızlanmalarına daha fazla katlanamıyor.Tom can't put up with Mary's whining any longer.
Tom, Mary'nin fikrini niçin değiştirdiğini merak etmekten kendini alamıyor.Tom can't help wondering why Mary changed her mind.
Tom Mary'nin olduğu yolu değiştiremez ama o onu denemekten vazgeçirmez.Tom can't change the way Mary is, but that doesn't stop him from trying.
Tom Mary'nin otuzun üzerinde olduğuna inanamıyor.Tom can't believe Mary's over thirty.
Tom, Mary'nin onu söylediğine inanamıyor.Tom can't believe Mary said that.
Tom, Mary'nin gerçekten ona inandığına inanamıyor.Tom can't believe Mary really believes that.
Tom Mary'nin gerçekten gitmeyi planladığına inanamıyor.Tom can't believe Mary is really planning to go.
Tom Mary'nin onu gerçekten söylediğine inanamıyor.Tom can't believe Mary actually said that.
Tom Mary'nin John'la çıkması fikrine katlanamaz.Tom can't bear the thought of Mary going out with John.
Tom'un, Mary'nin ondan satın almasını istediği her şeyi maaşıyla almaya gücü yetmez.Tom can't afford all the stuff Mary wants him to buy on his salary.
Tom Mary'nin niçin depresyonda olduğunu anlayabiliyor.Tom can understand why Mary is feeling depressed.
Tom armonikayla "Kırmızı Nehir Vadisi"'ni çalabilir.Tom can play "Red River Valley" on the harmonica.
Tom Mary'nin desteği olmadan onu yapabilir.Tom can make it without Mary's support.
Tom ne yaparsa yapsın, Mary'nin ondan hoşlanmayacağı sonucuna vardı.Tom came to the conclusion that no matter what he did, Mary wouldn't like it.
Tom Mary'nin yardıma ihtiyacı olup olmadığını anlamak için geldi.Tom came to see if Mary needed any help.
Tom Mary'yi niçin partide olmadığını sormak için aradı.Tom called Mary to ask why she wasn't at the party.
Tom Mary'nin klarnetini kırdı.Tom broke Mary's clarinet.
Tom Mary'nin klarnet dilini kırdı.Tom broke Mary's clarinet reed.
Tom Mary'nin saçını ördü.Tom braided Mary's hair.
Tom büyükbabasından miras kalan parayla Mary için bir nişan yüzüğü aldı.Tom bought an engagement ring for Mary with money he inherited from his grandfather.
Tom Mary'nin yaşadığı yerden uzakta olmayan bir parça arazi aldı.Tom bought a piece of land not far from where Mary lives.
Tom Mary'nin doğru karar verdiğine inanıyor.Tom believes Mary made the right decision.
Tom Mary'nin Fransızcayı kimden öğrendiğini merak etmeye başladı.Tom began to wonder who Mary had learned French from.
Tom Mary'nin sürpriz bir doğum günü partisi planladığından şüphelenmeye başladı.Tom began to suspect that Mary was planning a surprise birthday party.
Tom Mary'nin onu aldattığından şüphelenmeye başladı.Tom began to suspect that Mary was cheating on him.
Tom Mary'nin doğum günü için fırında kek yaptı.Tom baked a cake for Mary's birthday.
Tom Mary'nin faturalarını zamanında ödeyeceğini varsaydı.Tom assumed that Mary would pay her bills on time.
Tom John'un niçin hastanede olduğunu Mary'nin bildiğini sanıyordu.Tom assumed that Mary knew why John was in the hospital.
Tom Mary'ye John'un niçin çok mutsuz olduğunu sordu.Tom asked Mary why John was so unhappy.