Mary'nin kimle çıktığı Tom'un umrunda değil.Tom doesn't care who Mary goes out with.
Mary'nin ev ödevini yapıp yapmaması Tom'un umrunda değil.Tom doesn't care whether Mary does her homework or not.
Mary'nin ne düşündüğü Tom'un umrunda değil.Tom doesn't care what Mary thinks.
Mary'nin ne yapıp yapmadığı Tom'un umrunda değil.Tom doesn't care what Mary does or doesn't do.
Tom Mary'nin söylediklerinin çoğuna inanmıyor.Tom doesn't believe most of what Mary says.
Tom, John'un onun yapmayı söylediğini Mary'nin yaptığına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary did what John said she did.
Tom Mary'nin az önce söylediğinin bir kelimesine inanmıyor.Tom doesn't believe a word of what Mary just said.
Tom Mary'nin davranış şeklini onaylamıyor.Tom doesn't approve of the way Mary's been behaving.
Tom Mary'nin söylediği ile aynı fikirde değil.Tom doesn't agree with what Mary said.
Tom aslında Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapar.Tom does basically the same thing as Mary does.
Tom Mary'nin başının belada olduğunu anladı ve ona yardım etmek için gitti.Tom discovered that Mary was in trouble and went to help her.
Tom Mary'nin evine girmesini istemiyordu.Tom didn't want to let Mary into his house.
Tom Mary'nin problemlerinin tamamını duymak istemiyordu fakat sessizce oturdu ve dinledi.Tom didn't want to hear about all of Mary's problems, but he sat quietly and listened.
Tom Mary'nin çalışmasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to work.
Tom Mary'nin onun bir pısırık olduğunu düşünmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to think he was a wimp.
Tom Mary'nin onun bir aptal olduğunu düşünmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to think he was a fool.
Tom Mary'nin bilmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to know.
Tom Mary'nin onun zengin olduğunu bilmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to know he was rich.
Tom Mary'nin buraya gelmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to come here.
Tom Mary'nin her zaman kendisini aramasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to call him all the time.
Tom Mary'nin gerçekten ne demek istediğini anlamadı.Tom didn't understand what Mary really meant.
Tom Mary'nin az önce ne dediğini anlamadı.Tom didn't understand what Mary just said.
Tom Mary'nin onun ne yapmasını istediğini tam olarak anlamadı.Tom didn't understand exactly what Mary wanted him to do.
Tom Mary'nin söylediği bir kelimeyi anlamadı.Tom didn't understand a word Mary said.
Tom Mary'nin şakasının komik olduğunu hiç düşünmüyordu.Tom didn't think Mary's joke was funny at all.
Tom Mary'nin hâlâ evde olduğunun olası olduğunu düşünmüyordu.Tom didn't think it was likely that Mary was still at home.
Tom Mary'nin onun sorusuna cevap vereceğini gerçekten beklemiyordu.Tom didn't really expect Mary to answer his question.
Tom Mary'nin o kadar zengin olduğunu farketmedi.Tom didn't realize Mary was so rich.
Tom Mary'nin ne demek istediğini tamamen bilmiyordu.Tom didn't quite know what Mary meant.
Tom'un niyeti Mary'nin parmaklarına basmak değildi.Tom didn't mean to step on Mary's toes.
Tom'un niyeti söylediğini söylemek değildi.Tom didn't mean to say what he said.
Tom'un niyeti Mary'yi gücendirmek değildi.Tom didn't mean to offend Mary.
Tom'un niyeti Mary'yi kızdırmak değildi.Tom didn't mean to make Mary angry.
Tom'un niyeti Mary'yi öldürmek değildi.Tom didn't mean to kill Mary.
Tom'un niyeti kimseyi incitmek değildi.Tom didn't mean to hurt anybody.
Tom'un niyeti Mary'nin başını belaya sokmak değildi.Tom didn't mean to cause Mary any trouble.
Tom'un niyeti o kadar geç kalmak değildi.Tom didn't mean to be so late.
Tom'un niyeti bunun olması değildi.Tom didn't mean for this to happen.
Tom'un niyeti zarar vermek değildi.Tom didn't mean any harm.
Mary'nin onu sevdiği kadar çok Tom Mary'yi sevmiyordu.Tom didn't love Mary as much as she loved him.
Tom, Mary'nin John'la birlikte çıkması fikrini sevmedi.Tom didn't like the idea of Mary going out with John.
Tom ilk bakışta Mary'nin kim olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know who Mary was at first.
Tom Mary'nin ne demek istediğini bilmiyordu.Tom didn't know what Mary meant.
Tom, Mary'nin evinin John'unkine çok yakın olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary's house was so close to John's.
Tom Mary'nin klasik müzikle ilgilendiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was interested in classical music.
Tom Mary'nin bir lise öğrencisi olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know that Mary was a high school student.
Tom Mary'nin Fransızca anladığını bilmiyordu.Tom didn't know that Mary understood French.
Tom Mary'nin yemek pişirmeyi sevdiğini bilmiyordu.Tom didn't know that Mary liked to cook.
Tom Mary'nin zaten ekmek aldığını bilmiyordu.Tom didn't know that Mary had already bought bread.
Tom Mary'nin söylediği her şeye inanmaması gerektiğini bilmiyordu.Tom didn't know that he shouldn't believe everything Mary said.
Tom Mary'nin orada olacağını bilmiyordu.Tom didn't know Mary would be there.
Tom Mary'nin o kadar komik olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know Mary was so funny.
Tom Mary'nin çok akıcı şekilde Fransızca konuştuğunu bilmiyordu.Tom didn't know Mary spoke French so fluently.
Tom Mary'nin bir erkek kardeşi olduğunu bilmiyordu.Tom didn't know Mary had a brother.
Tom Mary'nin o kadar iyi şarkı söyleyebildiğini bilmiyordu.Tom didn't know Mary could sing so well.
Tom Mary'nin umursadığını bilmiyordu.Tom didn't know Mary cared.
Tom Mary'nin ondan yapmasını istediğinin ne olduğunu tam olarak bilmiyordu.Tom didn't know exactly what it was that Mary wanted him to do.
Tom'un niyeti Mary'ye sorun yaratmak değildi.Tom didn't intend to cause Mary any trouble.
Tom Mary'nin odasına girdiğini duymadı.Tom didn't hear Mary enter the room.
Tom'un Mary'nin ricasını reddedecek yüzü yoktu.Tom didn't have the heart to refuse Mary's request.