Tom mümkün olduğu kadar Mary'nin apartmanına yakın parketti.Tom parked as close to Mary's apartment building as he could.
Mary'nin çalma fırsatı olmadan Tom kapıyı açtı.Tom opened the door before Mary had a chance to knock.
Tom Mary'nin masayı hazırlamasına yardım etti.Tom helped Mary set the table.
Mary'nin ne zaman varacağını Tom'un bilmesi imkansızdı.Tom had no way of knowing when Mary would arrive.
Tom'un Mary geri dönünceye kadar beklemeye niyeti yoktu.Tom had no intention on waiting until Mary got back.
Tom'un asla Mary'yi tekrar görmeye niyeti yoktu.Tom had no intention of ever seeing Mary again.
Tom, o hatırlayabildiği kadar uzun süre Mary'nin en yakın arkadaşı olmuştu.Tom had been Mary's best friend for as long as she could remember.
Tom Mary'nin haberi bilmek isteyeceğini düşündü.Tom figured that Mary would like to know the news.
Tom öğle yemeği için her gün Mary'nin evine uğradı.Tom dropped by Mary's home every day for lunch.
Tom Mary'nin yeni arabasını sürerken rahat hissetmiyordu.Tom didn't feel comfortable driving Mary's new car.
Tom Mary'nin numarasını çevirdi ve meşgul sinyalı aldı.Tom dialed Mary's number and got a busy signal.
Tom Mary'nin yerini dolaşmaya karar verdi.Tom decided to mosey on over to Mary's place.
Tom, Mary'nin ölümü için kendini suçladı.Tom blamed himself for Mary's death.
Tom ve Mary'nin on üç yıllık mutlu bir evlilikleri var.Tom and Mary have been happily married for thirteen years.
Tom Mary'nin evine varmadan önce, o, 2.30'a kadar kapalıydı.It was close to 2:30 by the time Tom reached Mary's house.
Mary'nin ölümünü hazmetmek Tom'un uzun zamanını aldı.It took Tom a long time to get over Mary's death.
Tom'un Mary'nin doğum günü partisine gelmemesi olası görünmüyordu.It seemed unlikely that Tom wouldn't come to Mary's birthday party.
Eğer gerçekten bir işe ihtiyacın varsa, niçin Tom için çalışmayı düşünmüyorsun?If you really need a job, why don't you consider working for Tom?
Onun ve Mary'nin Fuji dağına tırmandıkları zamanı Tom'un bana anlattığını hatırlıyorum.I remember Tom telling me about the time he and Mary had climbed Mt. Fuji.
Tom'un niçin geç kalacağıyla ilgili bir neden düşünemedim.I couldn't think of any reason why Tom would be late.
Tom'un Mary'nin dairesi için bir anahtarı var mı?Does Tom have a key to Mary's apartment?
Bunu niçin yapmam gerektiğini anlamıyorum.I don't see why I need to do this.
Bunun niçin yapılması gerektiğini anlamıyorum.I don't understand why this has to be done.
Tom'un Mary'nin bir seri katil olduğuna dair hiçbir fikri yoktu.Tom had no idea that Mary was a serial killer.
Niçin bu evi satın almaya karar verdin?Why did you decide to buy this house?
Niçin hepiniz giyindiniz?Why are you all dressed up?
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyetli.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Tom'un bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamaya niyeti var.Tom intends to live in Boston for more than a year.
Kuran'da Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın doğumu hakkında bir bölüm vardır.In the Quran there is a part about Saint Mary and the birth of Jesus Christ.
Yarın Tom'a telefon etmeye ve ondan yardım istemeye niyetim var.I intend to phone Tom tomorrow and ask him to help.
Kuzey Kore'nin münzevi lideri enerji görüşmeleri için Rusya'yı ziyaret ediyor.North Korea’s reclusive leader visits Russia for talks on energy.
Niçin paydos etmiyoruz ve eve gitmiyoruz?Why don't we call it a day and go home?
Dün gece niçin beni aramadın?Why didn't you call me last night?
Eski Antlaşma'nın tamamını bir yılda okudu.He read the entire Old Testament in one year.
Almanya Avrupa'nın ortasındadır.Germany is in the middle of Europe.
Adana'nın kebabı, Hatay'ın künefesi meşhurdur.Adana is famous for its kebab and Hatay for its kanafeh.
Tom kolunu Mary'nin etrafına koydu.Tom put his arm around Mary.
Tom nişan yüzüğünü Mary'nin parmağına taktı.Tom put the engagement ring on Mary's finger.
Tom Mary'nin ondan bir şey sakladığı hissini atlatamadı.Tom couldn't shake the feeling that Mary was hiding something from him.
Tom tamamen yiyeceklere saplantılı. Mary'nin onu terkettiğine şaşmamalı.Tom is utterly obsessed with food. No wonder Mary dumped him!
Bu, Tom'un ya da Mary'nin ilk cümlesi değildi.It wasn't Tom's or Mary's first sentence.
O, nişanlısını tanıttı.He introduced his fiancee.
NPD'nin Eyalet meclisine girmesi muhtemeldir.The NPD is likely to enter the Landtag.
Tom Mary'nin aşkını ya da dostluğunu kabul etmeye hazır değildi.Tom wasn't ready to accept Mary's love or friendship.
Tom'un Mary'nin sevgisini kabul etme sorunu vardı.Tom had trouble accepting Mary's love.
Tom Mary'nin aşkını kabul ya da onu red edip etmeyeceğini bilmiyordu.Tom didn't know whether to accept Mary's love or refuse it.
Tom Mary'nin aşkını ve sevgisini nasıl kabul edeceğini bilmiyordu.Tom didn't know how to accept Mary's love and affection.
Tom o kadar güvensiz olmasaydı, muhtemelen Mary'nin sevgisini kabul edebilirdi.If Tom hadn't been so insecure, he could probably have accepted Mary's love.
Tom bugün niçin öyle suratsız.Why is Tom so grouchy today?
Tom bugün niçin öyle giyinmiş?Why is Tom so dressed up today?
Polis niçin Tom'u tutuklamıyor?Why don't the police arrest Tom?
Tom niçin o kadar çok içiyor?Why does Tom drink so much?
Niçin Tom'u partiye davet ettin?Why did you invite Tom to the party?
Tom işini niçin bıraktı?Why did Tom quit his job?
Tom gezisini niçin iptal etti.Why did Tom cancel his trip?
Tom Mary'nin ne yapmasını istedi?What did Tom want Mary to do?
Tom Mary'nin ne yapmasını bekliyordu?What did Tom expect Mary to do?
Tom Mary'nin ne yapmasını rica etti?What did Tom ask Mary to do?
Tom'un annesi Mary'nin yaşadığı caddenin karşısındaki hastanede bir hemşiredir.Tom's mother is a nurse at the hospital that's across the street from where Mary lives.
Mary'nin dün gece meyhanede söylediği şarkıyı Tom yazdı.Tom wrote the song that Mary sang last night at the pub.