Ana içeriğe geç
Sözlük

ni ile cümle

ni kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Doktorlar Tom'a Mary'nin yaşamak için fazla zamanı kalmadığını söyledi.The doctors told Tom that Mary didn't have long to live.
Tom ve Mary'nin nasıl tanıştığını bana söyle.Tell me how Tom and Mary met.
Tom onu bekliyor olsada, Mary'nin bir elbise seçmesi zamanını aldı.Mary took her time choosing a dress even though Tom was waiting for her.
Mary'nin eski-karısıdır.Mary is Tom's ex-wife.
Mary Tom'a nişanını duyurdu.Mary announced her engagement to Tom.
Tom ve Mary'nin nasıl tanıştıklarını size anlatayım.Let me tell you how Tom and Mary met.
Tom, Mary'nin kullandığı aynı parfümü kullanıyor gibi kokuyor.It smells like Tom is wearing the same perfume that Mary is.
Tom Mary'nin aradığı krediyi vermeyi planlamış görünüyor.It seems that Tom had planned to give Mary the loan she had been looking for.
Eğer doğru hatırlıyorsam, o, Tom'un Mary'nin düğününde söylediği şarkı.If I remember correctly, that's the song Tom sang at Mary's wedding.
Mary'nin benimle evlenmesini istemek için kararımı verdim.I've made up my mind to ask Mary to marry me.
Tom Mary'nin onun teklifini kabul edip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom ever took Mary up on her offer.
Mary'nin Tom'un gerçekten ne kadar fakir olduğunu farkedip etmediğini merak ediyorum.I wonder if Mary realizes how poor Tom really is.
Mary'nin bize yaptığı akşam yemeğine minnettar olmuş gibi mi yapsam acaba?I wonder if I should just pretend to appreciate the dinner that Mary made for us.
Mary'nin görünme şeklini beğeniyorum.I like the way Mary looks.
Mary'nin onu ne kadar önemsediğimi bildiğini umuyorum.I hope Mary knows how much I care about her.
Mary'nin burada olmadığını Tom'a zaten söyledim.I have already told Tom that Mary isn't here.
Tom'un Mary'nin daha önce evli olduğunu bildiğinden şüpheliyim.I doubt that Tom knew that Mary was already married.
Tom'un Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapmasını rica ettim.I asked Tom to do the same thing that Mary was doing.
Her zaman Tom ve Mary'nin iyi bir çift olduğunu düşündüm.I always thought Tom and Mary were a good couple.
Her zaman Tom ve Mary'nin sonunda evleneceklerini düşündüm.I always thought that Tom and Mary would eventually get married.
Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me.
Mary'nin onun annesine yardım etmeyi planlamadığını Tom'a söyleme.Don't tell Tom that Mary isn't planning on helping his mother.
Mary'nin bir ponpon kız olamayacak kadar şişman olduğunu düşünüyor musun?Do you think Mary is too fat to be a cheerleader?
Tom Mary'nin evine gitmedi mi?Didn't Tom go to Mary's house?
Tom sana o ve Mary'nin geçen hafta sonu ne yaptığından bahsetti mi?Did Tom tell you about what he and Mary did last weekend?
O John'la tanışmadan önce, Tom Mary'nin erkek arkadaşıydı.Tom was Mary's boyfriend before she met John.
Tom Mary'nin John'la tanışmasını istiyor.Tom wants Mary to meet John.
Tom Mary'nin John'a özür dilemesi gerektiğini düşünüyor.Tom thinks Mary should apologize to John.
Tom, Mary'nin John'un yeni arabasını sürdüğünü gördü.Tom saw Mary driving John's new car.
Tom, Mary'nin John'un kız arkadaşı olduğunun farkında olmalı.Tom must be aware that Mary is John's girlfriend.
Tom Mary'nin John hakkında konuştuğunu duydu.Tom heard Mary talk about John.
Tom çarşamba günü Mary'nin John'la buluşmasını ayarladı.Tom has arranged for Mary to meet John on Wednesday.
Tom, Mary ve John'un niçin döğüştüklerini bilmiyor.Tom doesn't know why Mary and John are fighting.
Tom, Mary'nin John'la ne zaman tanıştığını bilmiyordu.Tom didn't know when Mary met John.
Tom, Mary'nin ev ödevinde John'a yardım etmesini rica etti.Tom asked Mary to help John with his homework assignment.
Tom, Mary'nin John'u arabayla havaalanına götürmesini rica etti.Tom asked Mary to drive John to the airport.
Tom, Mary'nin John'a bir mesaj iletmesini rica etti.Tom asked Mary to deliver a message to John.
Tom her zaman John ve Mary'nin çok hoş bir çift olduklarını düşündü.Tom always thought that John and Mary were such a nice couple.
Sabaj 02:00 de o nihayet çözümü buldu.At 2:00 a.m. he finally found the solution.
Van Gölü Türkiye'nin en büyük gölüdür.The Lake Van is the greatest lake of Turkey.
Zülfikar, dördüncü İslam halifesi olan Hazret-i Ali'nin meşhur kılıcıydı.Zulfiqar was the famous sword of Hazret-i Ali, fourth caliph of Islam.
Zülfikar, İslam'ın dördüncü halifesi Hazret-i Ali'nin ünlü kılıcıydı,Zulfiqar was the famous sword of Hazret-i Ali, fourth caliph of Islam.
Benim ablam nişanlandı.My older sister got engaged.
Yeni bir şiir tarzını belirleyen büyük çağdaş şair "Nima Youshij" idi.The great contemporary poet who established a new style of poem was “Nima Youshij.”
Midori'nin kemanı iyi çaldığından emin misiniz?Are you sure that Midori plays the violin well?
Mağaza nispeten boştu.The store was relatively empty.
Saatin kaç olduğu göz önüne alındığında, süpermarket nispeten boştu.Considering what time it was, the supermarket was relatively empty.
Tom Mary'nin onu niçin Fransız öpücüğüyle öpmeyeceğini merak etti.Tom wondered why Mary wouldn't French kiss him.
Tom Mary'nin özürünü kabul edecek durumda değildi.Tom wasn't in the mood to accept Mary's apology.
Tom, Mary'nin onun büyükbabasının altın saatini çaldığından oldukça emindi.Tom was reasonably certain that Mary had stolen his grandfather's gold watch.
Tom Mary'nin yarışı kazanması hakkındaki övünmelerinden bıkıyordu.Tom was getting tired of hearing Mary bragging about winning the race.
Tom Mary'nin söylediğinin gerçek olduğuna umutsuzca inanmak istedi.Tom wanted desperately to believe what Mary said was true.
Tom Mary'nin ne demek istediğini tam olarak anladı.Tom understood exactly what Mary meant.
Tom Mary'nin iyi bir kelle avcısı olacağını söyledi.Tom thought that Mary would make a good bounty hunter.
Tom, Mary'nin bir silahının olmasının iyi bir fikir olacağını düşündü.Tom thought it would be a good idea if Mary got a gun.
Tom Mary'nin gereksiz yere ihtiyatlı olduğunu düşünüyor.Tom thinks that Mary is being unnecessarily cautious.
Tom Mary'nin çok fazla içtiğini düşünüyor.Tom thinks that Mary drinks like a fish.
Mary'nin kasabayı terk ettiğini ona söylediğimde, Tom gerçekten şaşırmış görünüyordu.Tom seemed genuinely surprised when I told him that Mary had left town.
Tom Mary'nin onun için yaptığı jambonlu sandviçi yiyiverdi.Tom scarfed down the ham sandwich that Mary had made for him.
Tom nezaketen Mary'nin ağlamasını görmemezlikten geldi.Tom politely pretended not to notice that Mary had been crying.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod