Onun şiiri niçin bitirmediği bir sır.It is a mystery why he did not finish the poem.
Onu niçin yaptığını anlayamıyorum.I can't figure out why he did it.
Onun midesinin niçin ağrıdığı besbelli.It's obvious why his stomach hurts.
İşini niçin bıraktığı bir sırdır.It is a mystery why he quit his job.
Ayrılışını niçin ertelediğini biliyor musun?Do you know why he put off his departure?
Bugün onun niçin derse gelmediğini biliyor musun?Do you know the reason why he cut class today?
Onunla evlenmeye niyetim yok.I don't intend to marry him.
Senin duygularını incitmek niyetinde değildi.He did not intend to hurt your feelings.
Niçin onun tavsiyesini sormuyoruz?Why don't we ask his advice?
Niçin ona telefon etmiyorsun?Why don't you call him up?
Onun deneyimi, ona işi yapma niteliği kazandırıyor.His experience qualifies him to do the job.
O, niyetinde oldukça kararlıydı.He was quite decided in his determination.
Onun fikirleri ona asla bir nikel kazandırmadı.His ideas never fetched him a nickel.
Niçin onun tavsiyesini dinlemiyorsun?Why don't you listen to his advice?
Onun ebeveynleri nişanı onaylıyor.His parents approve of the engagement.
O, bana niçin güldüğümü sordu.He asked me why I was laughing.
Bir doktor olmaya niyeti var mı?Does he intend to become a doctor?
Tanrı'nın bizi yarattığına olan inancını ifade etti.He stated his belief that God created us.
Onun üç saat beklemeye niyeti yoktu.He had no intention of waiting for three hours.
Nisanda o, Japonya'dan ayrılacak.He will leave Japan in April.
Her zaman niyetleri hakkında muğlak.He is always vague about his intentions.
Hatasını kabul etmeye niyeti yoktu.He was not about to admit his mistake.
Gelecek nisanda on yaşında olacak.He will be ten next April.
Önümüzdeki nisan ayı on yaşında olacak.He will be ten next April.
O, nihayet IBM'in başkanı oldu.He finally became the president of IBM.
O, nihayet isteğini gerçekleştirdi.He finally got his wish.
Niçin o kadar çok para istedi?Why did he ask for so much money?
Partiye niçin gelmediğini merak ediyorum.I wonder why he did not come to the party.
Onun niçin gelmediğini merak ediyorum.I wonder why he was absent.
Niçin gelmediğine dair bir açıklama yapmadı.He gave no explanation why he had been absent.
O, bugün niçin tenis oynayamaz?Why can't he play tennis today?
Karısının onu niçin terk ettiği hakkında hiçbir fikri yoktu.He had no idea why his wife left him.
Niçin o, işinde başarısız oldu?Why did he fail in business?
O, ertesi gün Nancy'nin boş olup olmadığını sordu.He asked Nancy if she was free the next day.
O, nişanını Bayan Brown'a duyurdu.He announced his engagement to Miss Brown.
O, Fransa'nın başkenti Paris'e gitti.He went to Paris, which is the capital of France.
O, Fransa'nın modern tarihini bilir.He is acquainted with the modern history of France.
Fransızca öğrenmeye niyetlidir.He has been intent on learning French.
O, Japonya'nın Edison'udur.He is the Edison of Japan.
Mary'nin hikayeyi ona anlatmasını diledi.He wished Mary had told him the story.
Mary'nin onu aldattığını sonunda fark etti.He finally realized that Mary had made a fool of him.
Yüzüğü Mary'nin parmağına taktı.He put the ring on Mary's finger.
O, tüfeği aldı ve hedefe nişan aldı.He picked up the rifle and aimed it at the target.
Londra'nın banliyölerinde yaşar.He lives in the suburbs of London.
Londra'nın bir banliyösüne yerleşmeye karar verdiler.They decided to settle in a suburb of London.
Londra'nın merkezinde yaşadı.He lived in the center of London.
Londra'nın fakir bir bölgesinde yaşar.He lives in a poor district of London.
O bir doktor olarak nitelendirilir.He is qualified as a doctor.
O, İngilizce okumak niyetiyle Tokyo'ya gitti.He went up to Tokyo with the intention of studying English.
Onun senin işine karışmaya niyeti yok.He has no intention to interfere with your business.
Nihai bir karar verme sürecindeydi.He was in the process of making a final decision.
O, nihai taslakla meşguldür.He is busy with the final draft.
Bir liderin bütün niteliklerine sahipti.He had all the attributes of a leader.
Benim gitmemi istemiyor fakat benim niyetim var.He doesn't want me to go, but I mean to.
O, benim kuzenimle nişanlandı.He got engaged to my cousin.
Niçin yağmur yağdığını oğluma açıkladı.He explained to my son why it rains.
O, küçük kız kardeşimle nişanlıdır.He is engaged to my younger sister.
O kendini Japonya'nın bir Edison'ı olarak adlandırdı.He called himself an Edison of Japan.
Deneyin niçin başarısız olduğunu açıkladı.He explained why the experiment failed.
O, kuşa nişan aldı.He aimed at the bird.