DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Láttuk, hogy a DNS bizonyos értelemben tanul, felhalmoz információkat.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Les voy a explicar por qué.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Näimme, että DNA oppii tietyssä mielessä, se kerää informaatiota.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Nous avons vu que l'ADN dans un certain sens apprend, il accumule de l'information.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Viděli jsme, že DNA se učí, shromažďuje informace.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Videli sme, že DNA sa učí v tom zmysle, že hromadí informácie.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Vi har set at DNA på en måde lærer, det opsamler information.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Vi har sett hur DNA i en mening kan lära, att den samlar information.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Vimos que o ADN aprende num certo sentido, acumula informações.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.We hebben gezien dat DNA kan leren, informatie in zich opslaan.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Wir haben gesehen, dass DNA auf eine Weise lernt, sie akkumuliert Information.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Zauważyliśmy, że DNA uczy się, a polega to na tym, że magazynuje ono informacje.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Ξέρουμε ότι το DNA μαθαίνει κατά κάποιο τρόπο, συγκεντρώνει πληροφορίες.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Видяхме, че ДНК се учи в известен смисъл, тя натрупва информация.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.Мы видели, что ДНК в некотором смысле учится, онa накапливает информацию.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.ראינו ש-DNA לומד במובן זה שהוא צובר מידע.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.لقد رأينا سابقاَ كيف أنّ الحمض النّوويّ يتعلّم بعبارةٍ ما، و هو يراكم المعلومات.
DNA'nın bilgi biriktirdiğini, böylelikle bir nevi öğrendiğini gördük.情報を蓄積するのですが とても時間が掛かります
Eğer bir nevi çevirirseniz, ve elinizde daire varsa, biraz çevirince elips olduğunu görürsünüz.Jeśli będziemy dalej przechylać -- zaczęliśmy z okręgiem, przechyliliśmy i dostaliśmy elipsę.
Eğer bir nevi çevirirseniz, ve elinizde daire varsa, biraz çevirince elips olduğunu görürsünüz.lo haré en otro color
Eğer bir nevi çevirirseniz, ve elinizde daire varsa, biraz çevirince elips olduğunu görürsünüz.Se continui ad inclinarlo, se inizi con un cerchio, lo inclini un po', ottieni un'ellisse
Eğer bir nevi çevirirseniz, ve elinizde daire varsa, biraz çevirince elips olduğunu görürsünüz.فاذا استمرينا في امالة-- اذا بدأت مع الدائرة، نميلها قليلاً، ونحصل على قطع ناقص
Eğer bir nevi çevirirseniz, ve elinizde daire varsa, biraz çevirince elips olduğunu görürsünüz.円が、傾きを少しで、楕円になります。 より傾斜すると、より長い楕円を得ます。
Elbert Dağı'nın yüksekliği ise Ben Nevis'in 220/67 katıdır. -엘버트 산.. 또 다른 정보가.... 엘버트 산은 벤 네비스 산의 220/67입니다
Elbert Dağı'nın yüksekliği ise Ben Nevis'in 220/67 katıdır. -Mount Elbert -- ez itt a másik információnk -- Mount Elbert a Ben Nevis-nek 220/67-ed része.
Elbert Dağı'nın yüksekliği ise Ben Nevis'in 220/67 katıdır. -Връх Елбърт - ето ни я другата информация тук - Връх Елбърт е 220/67 от височината на Бен Невис
Elbert Dağı'nın yüksekliği ise Ben Nevis'in 220/67 katıdır. -جبل Elbert --اذاً لدينا هذه المعلومة الاخرى هنا-- جبل Elbert يبلغ 220/67 من ارتفاع Ben Nevis
Elbert Dağı'nın yüksekliği yani, 4400 metre eşittir 220/67 çarpı Ben Nevis'in yüksekliği. -엘버트 산, 4400 m , 는 벤 네비스의 220/67 크기 입니다
Elbert Dağı'nın yüksekliği yani, 4400 metre eşittir 220/67 çarpı Ben Nevis'in yüksekliği. -Azt kapjuk, hogy Elbert, ami 4400 méter magas, egyenlő a Ben Nevis 220/67-ed részével.
Elbert Dağı'nın yüksekliği yani, 4400 metre eşittir 220/67 çarpı Ben Nevis'in yüksekliği. -Намерихме Елбърт, който е 4400 метра висок, и е равен на 220/67 от Бен Невис
Elbert Dağı'nın yüksekliği yani, 4400 metre eşittir 220/67 çarpı Ben Nevis'in yüksekliği. -نحصل على Elbert، والذي ارتفاعه هو 4,400 متر، = 220/67 × Ben Nevis
En şaşırtıcı şeylerden. Buradaki bir nevi fallik parça yaklaşık bir ayak boyunda.Ini adalah hal yang paling menakjubkan. falus yang ada di sana dengan panjang sekitar 1 kaki.
Evet, şey, buraya sadece bir nevi iki saatlik bir sıranın keyfini çıkarmak için geldim.Jha. Nou, ik ben hier eigelijk gekomen om van de twee uur durende rij te genieten.
Evet, şey, buraya sadece bir nevi iki saatlik bir sıranın keyfini çıkarmak için geldim.Jo... No, já jen jsem svým způsobem přišla si užít tu dvouhodinovou frontu.
Evet, şey, buraya sadece bir nevi iki saatlik bir sıranın keyfini çıkarmak için geldim.Pois. Bem, eu só cá tinha vindo para desfrutar da fila de espera de 2 horas.
Evet, şey, buraya sadece bir nevi iki saatlik bir sıranın keyfini çıkarmak için geldim.Si. Bueno, yo solo vengo aquí para disfrutar la línea de dos horas
Evet, şey, buraya sadece bir nevi iki saatlik bir sıranın keyfini çıkarmak için geldim.Vâng. A.
Evrenin nihai bir parçası olan biz insanlar , bir nevi evrenin seçimlerinin gözlemcisi ve sözcüsüyüz.근본적으로, 인간은 결국 우주의 일부가 됩니다. 우리는 이 우주에 속한
Evrenin nihai bir parçası olan biz insanlar , bir nevi evrenin seçimlerinin gözlemcisi ve sözcüsüyüz.כאנשים, בסופו של דבר אנחנו חלק מהיקום, אנחנו מעיין הדוברים
Evrenin nihai bir parçası olan biz insanlar , bir nevi evrenin seçimlerinin gözlemcisi ve sözcüsüyüz.كبشر ، في نهاية المطاف نحن جزء من الكون ، نحن نوع من المتحدثين
Evrenin nihai bir parçası olan biz insanlar , bir nevi evrenin seçimlerinin gözlemcisi ve sözcüsüyüz.宇宙の一部であって 私たちは一種の代弁者 あるいは観察者の役割を担って
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Bol však nomádom od srdca.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Dar el era un fel de nomad în fundul inimii.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.De a lelke mélyén egyfajta nomád volt.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Er war eben tief innerlich ein Nomade.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.하지만 그는 속까지 방랑자였어요.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Maar hij was een soort nomade van binnen.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Ma in fondo era una specie di nomade.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Mais c'était un vrai nomade.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Namun di dalam hatinya dia adalah pengembara.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Nhưng anh ta là một dân dư cu đúng nghĩa.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.On w głębi duszy był nomadą.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Pero en el fondo él fue un tipo de nómada.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Αλλά ήταν κάπως νομάδας στην καρδιά.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Но странствия были у него в крови.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.Но той беше един вид номад по сърце.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.אבל הוא היה סוג של נווד בלבו.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.و لكنه كان محباً للترحال في أعماقه.
Fakat o bir nevi kalpten bedeviydi.ルイス・カーン: 我々の存在とは なんて偶然に富んでいるんだろう
Feynman, bir nevi amatör helyum fizikçisi gibi, bunu çözmeye karar verdi.Feynman a decis, ca un fel de fizician amator în subiectul heliu , că va încerca să desluşească problema.