Tom biraz çiğ karaciğer yedikten sonra neredeyse ölüyordu.Tom nearly died after eating some raw liver.
Tom para için neredeyse her şeyi yapmaya hazır.Tom is willing to do almost anything for money.
Tom'un anahtarlarını nerede bıraktığı hakkında fikri yoktu.Tom has no idea where he left his keys.
Tom neredeyse her sabah alışverişe gider.Tom goes shopping almost every morning.
Tom, neredeyse her öğleden sonra koşuya gider.Tom goes jogging almost every afternoon.
Tom nerede otobüse bineceğini bilmiyordu.Tom didn't know where to catch the bus.
Tom nereye gitmesi gerektiğini kesin olarak bilmiyordu.Tom didn't know for certain where he should go.
Tom neredeyse bir kamyon tarafından eziliyordu.Tom came close to being run over by a truck.
Tom neredeyse serseri bir okla öldürülmenin eşiğine geldi.Tom came close to being killed by a stray arrow.
Tom Mary'nin nereye gittiğini öğrenmeye çalıştı.Tom tried to find out where Mary had gone.
Tom Mary'yi düşündüğü için neredeyse bütün gece gözüne uyku girmedi.Tom lay awake almost all night thinking about Mary.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını biliyor.Tom knows where Mary lives.
Tom Mary ile neredeyse hiç konuşmaz.Tom hardly ever talks to Mary.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını tam olarak bilmiyor.Tom doesn't know exactly where Mary lives.
Tom Mary'ye köpeğin nerede olduğunu sordu.Tom asked Mary where the dog was.
Tom Mary'ye okula nereye gittiğini sordu.Tom asked Mary where she went to school.
Tom Mary'ye akşam daha sonra nerede olacağını sordu.Tom asked Mary where she was going to be later in the evening.
Tom Mary'ye onun köpek mamasını nereye koymasını istediğini sordu.Tom asked Mary where she wanted him to put the bag of dog food.
Tom Mary'ye alışverişe genellikle nereye gittiğini sordu.Tom asked Mary where she usually went shopping.
Tom Mary'ye Cumartesi akşamı nerede olmayı planladığını sordu.Tom asked Mary where she planned to be on Saturday evening.
Tom Mary'ye nerede yaşadığı sordu.Tom asked Mary where she lived.
Tom Mary'ye nerede yaşadığını sordu fakat o ona söylemedi.Tom asked Mary where she lived, but she wouldn't tell him.
Tom Mary'ye bavulunu nereye koyması gerektiğini sordu.Tom asked Mary where he should put his suitcase.
Kaza anında, neredeyse otobüsteki yolcuların hepsi uyuyordu.At the time of the accident, almost all of the passengers on the bus were sleeping.
Hafta sonlarını nerede geçiriyorsunuz?Where do you spend your weekends?
Nerede öğle yemeği yiyeceğimize karar verdin mi?Have you decided where we are having lunch?
Nereye gitmem gerektiğini bilmiyorum.I don't know where I should go.
Tom cüzdanı neredeyse boş.Tom's wallet is almost empty.
Tom Mary'nin nerede yaşadığını bildiğini düşünüyor.Tom thinks he knows where Mary lives.
Tom Mary'nin çatının kenarında durduğunu gördüğü zaman neredeyse kalp krizi geçirmişti.Tom nearly had a heart attack when he saw Mary standing on the edge of the roof.
Tom bacağını incitti ve neredeyse yürüyemiyor.Tom hurt his leg and can barely walk.
Tom nereye gittiğini söylemedi.Tom didn't say where he was going.
Tom cüzdanını nereye koyduğunu hatırlamıyor.Tom can't remember where he put his wallet.
Tom pembe çoraplarını nerede aldığını hatırlayamıyor.Tom can't remember where he bought his pink socks.
Tom anahtarlarını nereye koyduğunu tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly where he put his keys.
Tom arabasını nereye parkettiğini tam olarak hatırlayamıyor.Tom can't remember exactly where he parked his car.
Tom nereye giderse gitsin her zaman yanında bir kamera taşır.Tom always carries a camera with him wherever he goes.
Tom neredeyse kahvesini döküyordu.Tom almost spilled his coffee.
Tom neredeyse Mary'ye hiç yalan söylemez.Tom almost never lies to Mary.
Tom neredeyse hiç kahvaltı yapmaz.Tom almost never eats breakfast.
Tom neredeyse herhangi bir şey hakkında şikâyet etmez.Tom almost never complains about anything.
Tom neredeyse Mary ile evleniyordu.Tom almost married Mary.
Tom neredeyse aklını kaybetti.Tom almost lost his mind.
Tom neredeyse toplantıyı unutuyordu.Tom almost forgot about the meeting.
Tom neredeyse bayılacaktı.Tom almost fainted.
Tom neredeyse Mary'yi tanımadı.Tom almost didn't recognize Mary.
Nereye gittiğini sanıyorsun?Where do you think you're going?
"Hadi gidelim." "Beni nereye götürüyorsunuz?""Come on, let's go." "Where are you taking me?"
Nereye gidiyoruz?Where are we going?
Onun nerede olduğunu buldum.I found out where she is.
Nerede arayacağımı biliyordum.I knew where to search.
Nerede olduğum önemli değil.Where I am doesn't matter.
Nereye gittin?Where did you go?
Tom neredeyse bir saat boyunca gitar çaldı.Tom played guitar for nearly an hour.
Tom neredeyse her gün ahırı temizler.Tom mucks out the stable almost every day.
Sen onu nereden biliyorsun?From where do you know him?
Onlar nereden geliyorlar?Where do they come from?
Bu neredeyse bir kale içine nükleer reaktör inşa etmek kadar saçma.It's almost as absurd as building a nuclear reactor inside a castle.
Biz neredeyse orada mıyız?Are we almost there?
Sizden biri onun nerede yaşadığını biliyor mu?Do any of you know where he lives?