nefret ile cümle

nefret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sadece Tom'un ağladığını görmekten nefret ediyorum.Po prostu nienawidzę patrzeć na to, jak Tom płacze.
O, partilerden nefret eder.Ona nienawidzi przyjęć.
O, partilerden nefret eder.On nienawidzi przyjęć.
O, partilerden nefret eder.Ona nienawidzi imprez.
Ben yemek pişirmekten nefret ederim, ya sen?Nienawidzę gotować, a ty?
Elflerin yapımı her şeyden nefret eden Gollum, Sting'den korkmuştu.Gollum som hatade allt som gjorts av alver var rädd för Sting.
Londra'ya dönerek Look dergisinde "Neden Amcamdan Nefret Ediyorum" başlıklı bir yazı yazdı.Tillbaka i London skrev han en artikel för tidningen Look med titeln "Why I Hate My Uncle".
Bu; onların yaşamları boyunca alkolden nefret etmeleri durumunu doğurmuştur.Detta gjorde att de hatade alkohol för resten av livet.
Hristiyanlığın dogmalarından nefret eden bir insandı.Någon hatar Christian djupt.
Banyo yapmaktan nefret eder.Han gillar att bada bastu.
O da Sam'den nefret eder.Han avskyr sig själv.
"Gün ışığı sevgidir, karanlık da nefret,yaşamak ise gün ışığı ve karanlığın denetleyicisidir.Finns det kärlek, finns det också hat, finns det ljus finns det också mörker.
Chamberlain bu isimden nefret ediyordu.Chamberland föredrar själv att kallas hen.
Onu kızdıranlardan nefret eder.Detta är en orsak till att han avskyr maskerade personer.
Ayrıca ticaretten de nefret ederlerdi.Han kom att hata denna handel med människor.
Jesse: Ne, şu an birbirimizden nefret ettiğimiz gibi mi?Dessutom avskyr de varandra - eller?
Bundan nefret ediyorum.Jag hatar.
Bu sayede Neji'nin nefreti yok olur.Det gör att Neji hatar huvudfamiljen.
Yani kişi bir kimseyi hem sevip, hem ondan nefret edebilir.How We Do och Hate It or Love It.
Sirhan ifadesinde Kennedy'nin İsraile desteğini öğrendikten sonra ondan nefret etmeye başladığını teyit eder.Vid rättegången medgav Sirhan att hans hat mot Kennedy uppkom på grund av Kennedys stöd för Israel.
Bütün çocuklardan nefret eder.De lyssnar på barnen.
Saldırgan ilk sorgusunda "siyasetçilerden ve özellikle eşcinsellerden" nefret ettiğini söyledi.Gärningsmannen sade till polisen att han hatade politiker och homosexuella.
Ama Marshall için işler iyi gitmiyordur çalıştığı adamlardan nefret etmiştir.Det gör att Marshall ser mer positivt på sitt arbete, som han annars hatar.
Huysuz: Cesur'dan nefret eder.Borgerlig brackighet älskar han att hata.
Biçura, çok pis bir yaratık olarak da bilinir, temiz yerlerden nefret eder.Till skillnad från sin syster är hon väldigt smutsig och avskyr renlighet.
Çünkü, Thesiger barış isteyen ve savaştan nefret eden bir insandı.Uddin var pacifist och argumenterade mot krig.
Gennosuke'ye aşıktır ve Gennosuke'nin Oboro'yu sevmesi Iga'ya nefretini arttırmaktadır.Gennosuke är mycket förälskad i Oboro som är ledare av Iga vilket många är starkt emot.
Dennis'den nefret eder çünkü Dennis onu hep rahatsız eder.Många får höra det och Dennis förlorar jobbet.
Parsonslar bütün ırkçıların nefretini kazandılar.Därför hatar alla liberaler.
Eğer benden gerçekten nefret ediyorsan, öyleyse seni affedemem.Om du verkligen hatar mig, så kan jag inte förlåta dig.
Ondan gerçekten nefret ediyorum.Jag hatar det verkligen.
Oderint, dum metuant Benden nefret etsinler yeter ki benden korksunlar.Oděrint, dum metuant – Нехай ненавидять, аби боялися.
Okuldan nefret ederim.Я ненавидів школу.
Babasından nefret eder.Ненавидить його батька.
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.Любить справедливість і ненавидить брехню.
Anlatıcı kediyi evine götürür ama bir süre sonra bu kediden de nefret etmeye, hatta korkmaya başlar.Оповідач бере цього кота додому, але скоро починає ненавидіти цю істоту, навіть боятися її.
Kardeşi Don'u çok kıskanır ve ondan nefret eder.Дуже любить брата і ревнує його до Рен.
Banyo yapmaktan nefret eder.Люблять купатися.
Oswin, Doktor'a neden Daleklerin kendisinden bu kadar nefret ettiğini sorer.Дезмонд запитав, чому Відмор так ненавидить його.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Максимін ненавидів аристократів і був безжалісний до тих, кого він підозрював у змові проти себе.
Bir parçayı atlamaktan nefret ediyorum.Любить стрибки з парашутом.
Bundan nefret ediyorum.Бо вони ненавидять мене!
Kısaca "kadınlardan nefret eden erkeklerden nefret eden bir kadın" diye tanımlanabilir.ЛітАкцент «Чоловіки, що ненавидять жінок»
Bu; onların yaşamları boyunca alkolden nefret etmeleri durumunu doğurmuştur.В останні роки життя зловживав алкоголем .
Jesse: Ne, şu an birbirimizden nefret ettiğimiz gibi mi?А зараз вони підсвідомо ненавидять один одного.
Çocuklardan ve bebeklerden nefret eder.Ненавидить стерв, дітей і собак.
Ama o Dennis'den nefret eder.Вона не впізнала Дениса.
Fakat prenses erkeklerden ölesiye nefret etmekte ve onlara çok acımasız davranmaktaymış.Королева ненавидить людей та намагаються зробити їм якомога більше зла.
Kadınlardan nefret eder.Він ненавидить людей.
Kadınlar ondan nefret etmektedir.Більшовиків ненавидять.
Fakat artık ondan nefret etmektedir, çok kötü ve acımasız biridir.Ненависть між близькими: Ненависник, Ненависний.
Gumball, William'dan nefret eder.Люто ненавидить Себастьяна Мікаеліса.
Sevgileri, nefretleri, kıskançlıkları çoktan bitmiştir.Підозри, сумніви, ревнощі — все пройшло.
Sonunda nefret ve keder kaybolacak ve kalan lif ve lifthasirler mutlu bir şekilde yaşayacak.Потім лунав звук фанфар і починалися вітальні вигуки і овація.
Sevgi, öğeleri birleştirir, nefret ise bunları birbirinden ayırır.Закохані хочуть бути разом, але хтось чи щось заважає їм.
Okuldan nefret eder ve çalışmayı hiç sevmez.Він зовсім не любить школу і мучить учителя.
Yani kişi bir kimseyi hem sevip, hem ondan nefret edebilir.Ви або будете любити його, або ненавидіти.
Onlar Tom'dan nefret ediyorlardı.Вони ненавиділи Тома.
Siyasetten nefret ederim.Ненавиджу політику.
Kahveden nefret ederim.Ненавиджу каву.

İlgili Sayfalar