nefret ile cümle
nefret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Çocuklar çoğu kez ıspanaktan nefret eder.Kinderen hebben vaak een hekel aan spinazie.
Kendimden nefret ediyorum.Ik haat mijzelf.
Bu halıdan nefret ediyorum.Ik haat dit tapijt.
Ispanaktan nefret ediyorum.Ik haat spinazie.
Okuldaki herkes benden nefret ediyor.Iedereen haat me op school.
Ispanaktan nefret ederim.Ik haat spinazie.
Köpeklerden nefret ederim.Ik haat honden.
Nefretinizi anlıyorum.Ik begrijp je afkeer.
Herkes benden nefret eder.Iedereen haat me.
Ütü yapmaktan nefret ederim.Ik haat strijken.
Spordan nefret eder.Hij haat sport.
Herkes benden nefret ediyor.Iedereen haat me.
Tofulardan nefret eder.Nienawidzi Tofusów.
Her türlü yalandan nefret eder.Gardzę wszelkim kłamstwem.
Babasından nefret eder.Nienawidzi swojego brata.
Öğrencileri tarafından nefretle anılır.Jest przez uczniów znienawidzona.
Ama o Dennis'den nefret eder.Nie znosi Dennisa.
Sıra dışı şeyleri sever ya da nefret eder.Dlaczego kochamy lub nienawidzimy rzeczy powszednie.
Anlatıcı kediyi evine götürür ama bir süre sonra bu kediden de nefret etmeye, hatta korkmaya başlar.Narrator zabiera je do domu, lecz szybko zaczyna czuć odrazę, a nawet strach do kota.
Unnur’ün oğlu, Mörður Valgarðsson Gunnar'dan nefret etmekte ve onu son derece kıskanmaktadır.Syn Unnr, Mördr Valgardsson, bardzo nienawidzi Gunnarra i zazdrości mu jego reputacji.
Kick bu nedenle ondan nefret eder.Kick go nienawidzi.
Rodney'den nefret eder.Nienawidzi Andi.
Bu şarkıdan hala nefret ediyorum."Uwielbiam tę piosenkę.
Will Colbert (Brad Pitt): Lisede Ross'un sınıfından Monica'nın şişman arkadaşı, Rachel'dan nefret etmektedir.Brad Pitt (8.9) – Will Colbert: kolega ze szkoły Rossa i Moniki, który nienawidzi Rachel.
Oderint, dum metuant Benden nefret etsinler yeter ki benden korksunlar.Musicie się nienawidzić tak, jak nienawidzicie mnie!”.
Her şeyden nefret eder.Przeszkadza mu wszystko.
Gerçek ismiyle çağırılmaktan nefret eder.Poza tym nie lubił swojego prawdziwego nazwiska.
Dick'den nefret eder ve onu yok etmek ister.Podobnie jak on, nienawidzi Hulka i chce go zniszczyć.
Bütün çocuklardan nefret eder.Nienawidzi dzieci.
Olay halk içinde nefretle anılır.Odznaczają się ogromną nienawiścią wobec ludzi.
Babasından nefret eder ve nitekim sonradan onu öldürür.Kradnie broń ojcu i niedługo później go zabija.
Yemek yemeyi hiç sevmiyor, özellikle de bamya dan nefret ediyor.Nie znosi czarodziejek, a zwłaszcza Bloom.
Noodle ondan nefret eder.Wuefista nienawidzi go.
Sadece Hindular'ın değil Şiilerin de nefretini kazanmıştı.Nad Donem ponieśli klęskę nie tylko Węgrzy.
Bana ayrıca silahlardan nefret etmektedir.Lubił też strugać broń z drewna.
Kendini 3. tekil şahıs olarak tarif eder ("Numara 5 bundan nefret eder" gibi).Mówi o sobie w trzeciej osobie (np. Dlaczego świat nienawidzi Wassssspinatora?).
Bir parçayı atlamaktan nefret ediyorum.Nienawidzi, gdy ktoś źle skacze.
Tim büyükbabasından nefret etmektedir ve onu öldürmekten başka bir şey istememektedir.Niech dadzą jej dziecko żywe, abyście tylko go nie zabijali!»
Yani kişi bir kimseyi hem sevip, hem ondan nefret edebilir.Wciąż kocham męża i on też mnie kocha.
Banyo yapmaktan nefret eder.Lubią kąpiele.
Sizde nefret yok, sevilmeyen kişiler nefret eder ancak.Wy natomiast miłujcie takich, co was nienawidzą, a nie będziecie mieli wroga.
Okuldan ve ev ödevlerinden nefret eder.Nie lubi się uczyć i odrabiać prac domowych.
Ondan başka nefret eden birisi daha vardır.A jednak jest tam jaszcze ktoś oprócz nich.
Okuldan nefret eder ve çalışmayı hiç sevmez.Nie lubił szkoły i nie dbał o oceny.
Küçük kız denmesinden nefret eder.Tak jak każda nastolatka lubi rozmawiać przez telefon.
Johnny'den nefret eder.Kocha Johnny’ego.
Fakat çok nefret dolu bir adam olduğu söylenebilir.Mówiono, że jest człowiekiem bardzo silnym.
Kadınlardan nefret eder.Nienawidzi ludzi!
Wayne onu sevmez ve ona dokunmasından nefret eder.Nie lubi, gdy Leo ma rację, a także nie lubi go słuchać.
Andy ve Rodney'den nefret eder.Co nie podoba się Angelowi i Annie.
Dahası ondan nefret ediyorlardı.Boże, znienawidziłam go.
Sonic ve bütün arkadaşlarından nefret eder.Od tego momentu wszyscy wiedzą o Sonicu i jego przyjaciołach.
Ancak Lily Evans ondan nefret ederdi.Julianne musi ją jednak znienawidzić.
Kirlenmekten nefret eder.Nie znosi falowania.
Hristiyanlığın dogmalarından nefret eden bir insandı.Ukazywał życiowe wartości dogmatów chrześcijańskich.
Eski karısı ve oğlu ise ondan nefret etmektedir.Jednak jego nowa żona nienawidzi swoich przybranych dzieci.
Veronica: Trixie'nin arkadaşıdır, fakat ondan nefret etmektedir.Jest przyjaciółką Beatrice, mimo że Virgilia jej nienawidzi.
Bir bölüm 8-“ Nefretle Yaşanmıyor “ Henüz çekilmedi.Czy ta faza "jeszcze nie myślenia" nie zaginęła? 3.
Mete kötü biri olandan sonra ona nefret etti.Nie obchodził go los chłopaka, co skończyło się tym, iż ten znienawidził go.
Maximinus soylulardan nefret ederdi ve kendisine karşı plan yapanlara karşı acımasızdı.Lehár miał żal do librecistów, oni do niego.