Bir sonraki araştırmam, nefes almadan, hatta hava bile olmadan, ne kadar yaşayabileceğim üzerineydi.空気さえ無い状態で どれだけ耐えられるか 試したくなりました これが私の人生における最高の経験になるとは
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Jedna je pro vzduch a ta druhá je pro potravu.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Jedna - no, vzduch môže prejsť len jednou, tá druhá je určená pre jedlo.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Jednym z nich wędruje powietrze, a drugim jedzenie.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.하나는 공기가 통하는 길이 되고, 하나는 음식이 지나가는 길이 됩니다.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Satu untuk - baik, satu, udara bisa turun salah satu, tetapi satu lagi untuk makanan.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Um desses tubos - bem, o ar desce por um deles, enquanto o outro tubo recebe alimentos que ingerimos.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Una pentru-- mă rog, aerul poate circula în ambele, dar cealaltă este pentru hrană.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Uno per... bene..., uno... l'aria può andare giù da entrambi, ma l'altro è per il cibo.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Едната е - въздухът може да мине и през двете, но едната от тях е за храната.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.Одна частина пропускає повітря вниз, а інша залишається для їжі.
Bir tanesi, tabiki de bir tanesi nefes almaniz için ama diğeride yemek yemeniz için.واحد .. حسنا يدخل الهواء بأي طريق ولكن الثاني هو للطعام
Bir trendeyim. Her nefes alışımda, Milyon-milyar-milyarlarca, oksijen atomu soluyorum.Estoy sentado en un tren, y cada vez que respiro, inspiro un millón de millones de miles de átomos de oxígeno.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Alguna parte de mó, una persona real que vive y respira, se volvió programada, electronica y virtual.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Az élő, lélegző személyem egy része programozott, elektronikus és virtuális lett.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Een deel van mij -- een echt levend, ademend persoon -- is elektronisch en virtueel geprogrammeerd.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Fragment mnie - prawdziwa, żywa, oddychająca osoba - stała się zaprogramowana, elektroniczna i wirtualna.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.실제로 살아있고, 숨을 쉬는 인간인 나의 일부분은 프로그래밍되고, 전자화되고, 가상이 되었다.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Một phần nào đó của tôi - một con người thật sự, đang thở đã trở nên được lập trình, điện hoá và ảo.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Nějaká moje část -- ta opravdu živá, dýchající osoba -- se stala naprogramovanou, elektronickou a virtuální.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Une partie de moi, une personne en chair et en os est devenue electronique, programmée, virtuelle.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Ένα κομμάτι μου -- ενός αληθινού, ζωντανού ανθρώπου -- είναι προγραμματισμένο, ηλεκτρονικό και εικονικό.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Какая-то часть меня — реально существующий живой человек — был запрограммирован, оцифрован и овиртуален.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Частина мене - живої істоти, яка дихає - стала запрограмованою, електронною, та віртуальною.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.Част от мен - истински жив, дишащ човек - се е превърнала в програмирана, електронна и виртуална.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.חלק ממני - אישיות אמיתית, חיה ונושמת -- הפך לתוכנה, אלקטרונית ווירטואלית.
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.جزء مني -- شخص حقيقي يتنفس -ـ أصبح مبرمجا، إليكتروني وخيالي
Bir yanım -- yaşayan, nefes alan gerçek bir insan -- programlanmış durumda, elektronik ve sanal.プログラム化 機械化 バーチャル化されつつある 現実と仮想を隔てる境界が
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Kita bernapas itu masuk
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.들이마신 산소가 있게 됩니다
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Lo stiamo respirando in
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Noi inspirăm.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Nós estamos respirando.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Ten vdechujeme.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Вдихаємо.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.Мы вдыхаем.
Biz nefes yoluyla onu içimize alıyoruz.אנו שואפים אותו פנימה.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.BLIS a neve, és ügy tűnik egyrészt távol tartja a kórokozókat, másrészt jó lehelletet is ad.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.그것은 블리스(BLIS)라고 부르는데 병원균을 물리치고 숨을 상쾌하게 해줍니다.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Chama-se BLIS, e foi demonstrado que elimina agentes patogénicos e dá bom hálito.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Den hedder BLIS, og den har vist både at beskytte mod patogener og give en god ånde.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Gọi là BLIS, và nó được chứng minh rằng vừa có thể gạt đi mầm bệnh vừa có thể cho bạn một hơi thở thơm mát.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Nazývá se BLIS a ukázalo se, že odpuzuje patogeny a zároveň vám dá svěží dech.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Se llama BLIS, y se ha demostrado que rechaza agentes patógenos y proporciona buen aliento.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Si chiama BLIS ed è stato dimostrato che può sia tenere lontano gli agenti patogeni che dare un alito buono.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Volá sa BLIS, a ukázalo sa, že dokáže odpudzovať patogény a zároveň vám osvieži dych.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Его называют БЛИС, и он блокирует действие патогенных микроорганизмов и придаёт свежесть дыханию.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.Казва се БЛИС и е доказано, че той не само отпъжда патогените, но и ви дава добър дъх.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.הוא קרוי "בליס", והוכח שהוא גם דוחה גורמי-מחלה וגם מעניק נשימה רעננה.
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.اسمه 'بي ال أي اس'، و هو من مسببات الأمراض و يعطيك رائحة فم جيدة
BLIS adını verdiğimiz, hem patojenleri def ediyor hem de ferah bir nefes almanızı sağlıyor.病原菌を予防してくれて 息もきれいにしてくれます もし受話器に BLISが生息していたら 最高じゃないですか?
Boğazdan geçen yiyecek, yutkunmayı tetikliyor ve nefes borusu kapanıyor.喉頭が喉頭蓋まで押し上がって気管を塞ぐ 食べ物は咽頭から食道へ入り
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.De stryps, de andas in uppkastningar, de kvävs, de får hjärtattack.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Duszą się, krztuszą się swoimi wymiotami, mają ataki serca.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Finiscono strangolati, aspirano il loro vomito, soffocano, hanno un infarto.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Họ siết cổ, họ nôn mửa, họ nghẹt thở, họ đau tim.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Ils s'étranglent, ils aspirent leur vomi, ils suffoquent, ils ont une crise cardiaque.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.목이 졸리기도 하고, 자신의 토사물이 기도로 넘어가기도 하며 질식하기도하고, 심장 마비를 겪기도 하지요.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Megfulladnak, belefulladnak a tüdejükbe jutó hányásba, szívrohamot kapnak.
Boğuluyorlar, kendi kusmuklarını yutuyorlar, nefessiz kalıyorlar, kalp krizi geçiriyorlar.Se estrangulan, aspiran su propio vómito, se ahogan, tienen paros cardíacos.