"Kızlarıma vereceğin bir nasihat ne olurdu?"И това беше: "Кой е най-добрия съвет, който ще дадеш на моите момичета? "
"Kızlarıma vereceğin bir nasihat ne olurdu?""Какой совет ты бы дал моим дочерям?"
"Kızlarıma vereceğin bir nasihat ne olurdu?"והיא הייתה, "מה העצה האחת שהיית נותן לבנותי?"
"Kızlarıma vereceğin bir nasihat ne olurdu?"وكان السؤال " ما هي النصيحة التي تريد ان تعطيها لبناتي ؟ "
"Kızlarıma vereceğin bir nasihat ne olurdu?"どんな助言をしてくれるのか」です ジェフの助言は こうです
Ne yaparsan yap üç hamlede mat edebilirim. Ben olsam başkalarına nasihat edeceğime o vezire dikkat ederdim.هل تلك لكنة جيرزي؟ انا احاول ان أتكلمها , أعطني مهله-
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:A la fin d'une liste interminable de conseils qu'il donne à son fils, Laërte, il dit ceci :
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:Alla fine di una lunga lista di consigli che sta dando a suo figlio, Laerte, dice questo:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:Am Schluss einer langen Litanei guter Ratschläge die er seinem Sohn Laertes gibt, sagt er dieses:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:Fiának, Laertes-nek rengeteg tanácsot ad, melyek végén ezt mondja:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:그는 아들 라에르테즈에게 준 상세한 조언의 끄트머리에서 이렇게 말합니다
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:La sfârșitul unei lungi liste de sfaturi pe care le dă fiului său, Laertes, spune asta:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:Ở cuối danh sách lời khuyên ông ta trao cho con trai là Laertes, ông ta nói:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:Op het einde van een waslijst adviezen die hij geeft aan zijn zoon Laërtes zegt hij dit:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:Po długiej liście rad, którymi obdarza syna, Laertesa, mówi tak:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:Στο τέλος μιας σειράς συμβουλών που δίνει στο γιο του, τον Λαέρτη, λέει το ακόλουθο:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:В конце своего нескончаемого списка советов и наставлений своему сыну Лаэрту, он говорит следующее:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:В края на безкраен списък съвети, които дава на сина си, Лаерт, той казва:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:בסוף רשימת העצות שהוא נותן לבנו, לארטס, הוא אומר כך:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:في نهاية قائمة النصائح التي يقدمها لأبنه، لارتس، يقول الآتي:
Oğlu olan Laertes'e verdiği uzun bir nasihatların sonunda şöyle diyor:息子レアティーズに向かって こう言うのです: 最後に、最も大切なる訓 己に対して忠実なれ
Tamam ben kendisine gerekli nasihatte bulundum... ...o bu iţi bir daha yapmayacak.Τι;
Tamam ben kendisine gerekli nasihatte bulundum... ...o bu iţi bir daha yapmayacak.Той няма да направи нещо такова повече.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Alors les anciens m'ont donné un conseil très sain et très profond.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Aşa că, bătrânii mi-au dat un sfat foarte solid şi profund.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.A tak mi stařešinové dali několik velmi rozumných a hlubokých rad.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.De ouderen gaven mij een aantal zeer goede en diepgaande adviezen.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Die Ältesten gaben mir sehr guten und tiefgründigen Rat.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Ekkor az öregek elláttak néhány józan és bölcs tanáccsal..
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Então, os anciãos deram-me um conselho muito bom e profundo.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Gli anziani mi diedero consigli molto profondi e assennati.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.마을의 어르신들은 제게 아주 제대로 되고 심오한 조언들을 해주었지요.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Niinpä kylänvanhimmat antoivat minulle hyvän ja syvällisen neuvon.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Para tetua kampung memberi saya beberapa saran yang sangat baik dan mendalam
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Så gav de ældre mig et meget klogt og dybt råd.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Starszyzna dała mi dobrą i mądrą radę.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Vậy là, những người này đã cho tôi vài lời khuyên sâu sắc và chí lý.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Y los ancianos me dieron un consejo muy sano y eficaz. Me dijeron:
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Έτσι οι γέροντες μου έδωσαν κάποιες πολύ καλές και σημαντικές συμβουλές:
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Възрастните ми дадоха един много добър съвет.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Тогда старейшины дали мне очень хороший и мудрый совет.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.Тоді старійшини дали мені одну дуже влучну і глибоку пораду.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.זקני הכפר נתנו לי עצה חשובה וטובה.
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.فنصحني الشيوخ نصيحة سليمة وعميقة جداً
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.呢啲長者給咗我好多建設性嘅提議
Yaşlılar bana derin ve anlamlı nasihatlerde bulundular.「学位や資格を持った者は