Keşke sistemi nasıl kullanacağımı bilebilsem.I wish I could figure out how to beat the system.
Keşke DVD'ye nasıl kayıt yapılacağını bilebilsem.I wish I could figure out how to burn a DVD.
Keşke iştahımı nasıl kontrol edebileceğimi anlayabilsem.I wish I could figure out how to control my appetite.
Keşke iştahımı nasıl kontrol edeceğimi anlayabilsem.I wish I could figure out how to control my appetite.
Keşke Facebook hesabımı nasıl iptal edeceğimi çözebilsem.I wish I could figure out how to delete my Facebook account.
Keşke blogumdaki yorumları nasıl devre dışı bırakacağımı çözebilsem.I wish I could figure out how to disable comments on my blog.
Keşke yardım istemeden bu projeyi nasıl bitirebileceğimi çözebilsem.I wish I could figure out how to finish this project without asking for help.
Keşke bunu nasıl onaracağımı anlayabilsem.I wish I could figure out how to fix this.
Keşke çok para ödemeden arabamı nasıl boyatacağımı bulabilsem.I wish I could figure out how to get my car painted without paying a lot of money.
Keşke bu yazılımı nasıl yükleyeceğimi bilebilsem.I wish I could figure out how to install this software.
Keşke bu işi nasıl yapacağımı anlayabilsem.I wish I could figure out how to make this work.
Keşke çocuklarımın dövüşmesini nasıl durduracağımı çözebilsem.I wish I could figure out how to stop my children from fighting.
Zengin olmak acaba nasıl bir şey?I wonder what it feels like to be rich.
O uygulamayı nasıl kullanacağımı öğrenmenin çok zor olmayacağından eminim.I'm sure it wouldn't be too hard to learn how to use that application.
Nasıl yüzüleceğini her zaman öğrenmek istedim.I've always wanted to learn how to swim.
Sana on milyon dolar verilse, onu nasıl harcarsın?If you were given ten million dollars, how would you spend it?
Onu nasıl yapacağını sana göstereyim.Let me show you how to do that.
Onu nasıl yapacağını sana söyleyeyim.Let me tell you how to do that.
O misafirlere hazırladığı şeyi nasıl yiyeceklerini gösterdi.She showed her guests how to eat what she had prepared.
Her nasılsa bugün farklı görünüyorsun.Somehow, you look different today.
Her nasılsa, farklı görünüyorsun.Somehow, you look different today.
Nasıl yapacağımı bana gösterdiğin için teşekkürler.Thanks for showing me how to do that.
Bizim sınıf arkadaşlarınıza nasıl davrandığınız hakkında bir sürü şikayetlerimiz vardı.We've had a lot of complaints about how you treat your classmates.
Annene nasıl hitap edersin?What do you call your mother?
Bu sana nasıl görünüyor?What does this look like to you?
Annen seni nasıl çağırır?What does your mother call you?
Nasıl bir insan ev hayvanlarına bu şekilde davranırdı?What kind of person would treat their pet that way?
On beş yaşındayken nasıl biriydin?What were you like when you were fifteen?
Kırışıklıkları nasıl önleyeceğini bilmek istiyor musun?Would you like to know how to prevent getting wrinkles?
Onu nasıl yapacağını bilmiyorsun, değil mi?You don't know how to do it, do you?
Muhtemelen bunu nasıl yapacağını bildiğini düşünüyorsun ama bunu bir kez daha açıklayayım.You probably think you know how to do this, but let me explain it once more.
Tatoeba'da nasıl iyi bir iştirâkçi olunur?How can one be a good contributor at Tatoeba?
Bunun nasıl mümkün olduğunu insan merak ediyor.One wonders how it's possible.
Bu problemi nasıl çözeceksin?How are you going to solve this problem?
Ailenin içinde genellikle nasıl konuşursun?How do you usually speak in your family?
Birinin bir şeye nasıl baktığı onun durumuna bağlıdır.How one views something depends on one's situation.
Onun bunu nasıl planladığını bilmek istiyorum.I want to know how he planned this.
Ebeveynlerin nasıl?How are your parents?
Bu komut satırı araçlarının nasıl kullanılacağını biliyor musunuz?Do you know how to use these command line tools?
Bana ukeleleyi nasıl çalacağımı öğretebilir misin?Can you teach me how to play a ukulele?
Nasıl olduğunu bilmiyor musun?Don't you know how?
Kendimi nasıl affedebilirim?How can I ever forgive myself?
Bazı insanlar savaştan önceki durumun nasıl olduğunu unutmuş görünüyor.Some people seem to have forgotten what it was like before the war.
Köpek nasıl?How's the dog?
Buradan Grafton caddesine nasıl giderim? Uzak mı?How do I get to Grafton Street from here? Is it far?
Tom nasıl biri?What does Tom look like?
Tom beş dil konuşuyor ama onların hiçbirinde nasıl nazik olunacağını bilmiyor.Tom speaks five languages, but doesn't know how to be polite in any of them.
Tom bana nasıl spagetti yapacağımı gösterdi.Tom showed me how to make spaghetti.
Tom üç yaşındayken nasıl yüzüleceğini öğrendi.Tom learned how to swim when he was three.
Tom Viyolayı nasıl çalacağını biliyor.Tom knows how to play the viola.
Tom bir helikopteri nasıl uçuracağını biliyor.Tom knows how to fly a helicopter.
Tom işlerin nasıl gelişeceğini görmek için bekliyor.Tom is waiting to see how things will develop.
Tom nasıl giyindiğine çok dikkat etmez.Tom doesn't pay much attention to how he dresses.
Tom çalışanlarına düzgün bir şekilde nasıl davranacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to treat his employees properly.
Tom nasıl kravat bağlayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to tie a tie.
Tom nasıl yüzeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to swim.
Tom Fransızcada söylemek istediğini nasıl söyleyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to say what he wants to say in French.
Tom ismimi doğru dürüst nasıl telaffuz edeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to pronounce my name properly.
Tom nasıl bas gitar çalacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to play the bass guitar.
Tom nasıl poker oynayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to play poker.