nan ile cümle

nan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Belediye başkanı Nancy McFarlane'dır.Bürgermeister ist Shane McFarland.
FC Nantes maçlarını bu stadyumda oynamaktadır.Der FC Nantes trägt seine Heimspiele in dem Stadion aus.
Bu ajansla teması sayesinde 1977'de iki projede rol aldı: Hard Boys/Nancy Drew Mysteries.Ihre erste Rolle dort war 1977 in The Hardy Boys/Nancy Drew Mysteries.
Helenik Kurtarma Takımı 2016 yılında Nansen Mülteci Ödülünü kazanmıştır.Das HRT wurde 2016 mit dem Nansen-Flüchtlingspreis ausgezeichnet.
Nancy, Jessie'ye her zaman yardım eder.Ansonsten hätten sie Jessica immer gepflegt und gefüttert.
Bu sırada Fenton ile Nanette gelip paravana arkasına saklanırlar.Auch Nannetta und Fenton sind inzwischen hereingekommen und verstecken sich hinter dem Paravent.
Yönetmenliğini Roger Kumble ve senaristliğini Nancy Pimental yapmıştır.Der Regisseur war Roger Kumble, das Drehbuch schrieb Nancy Pimental.
Nanometre (nm), 1 metrenin milyarda biridir.Also sind eine Milliarde Nanometer ein Meter.
Başkenti Nanchang.Standort war Nanchang.
Bunlar nanorobotik uygulamaları için tasarlanmıştır.Sie stützt sich auf Nanoroboter.
Pony Pony Run Run, 2003 yılında Angers, Nantes’da kurulmuş bir Fransız power pop grubudur.Pony Pony Run Run ist eine 2005 gegründete französische Electro-Pop-Band.
Hanedanın gücünü doruk noktasına çıkarmış, başkenti Nanjing'den Pekin'e taşımıştır.Er verlegte die Hauptstadt von Nanjing nach Peking.
Türkiye'de nanoteknoloji ile ilgili etkinlikler de yapılmaktadır.In der Nanotechnologie sind ebenfalls stetig Fortschritte vorzuweisen.
Marie-France Dufour ya da Marie (8 Ağustos 1949 in Nancy – 18 Ekim 1990), Fransız şarkıcıdır.Marie-France Dufour, * 8. August 1949 in Nancy; † 18. Oktober 1990) war eine französische Chansonsängerin.
Ocak 2018'de Fransa birinci lig ekibi HBC Nantes'e katıldı.Im Januar 2018 schloss er sich dem französischen Erstligisten HBC Nantes an.
Tuvalin ortasında Nana dikilmektedir.Währenddessen ist Jimmy im Badezimmer.
Nane'nin iki alt türü vardır: Mentha spicata spicata (türlerin çoğu) ve Mentha spicata condensata (Briq.)Mit zwei Unterarten: Mentha spicata subsp. condensata (Briq.)
Nanoteknoloji ve nanobiyoteknoloji konularında yaptığı araştırmalarla tanınmaktadır.Er forscht auf dem Gebiet der Nanowissenschaften und Nanotechnologien.
Nantucketlı Arthur Gordon Pym'in Öyküsü (İng.Übersetzerin: Gisela Etzel Die denkwürdigen Erlebnisse des Artur Gordon Pym.
Merkez şehri Nantes'dir.Hauptstadt ist die Stadt Nantou.
Nancy ise ağlayarak Evet senin annenim diye haykırır.Spunky schreit verzweifelt nach seiner Mutter.
Chrétien, 5 yaşında Nancy'e katıldı.Chrétien kam bereits 1989 im Alter von fünf Jahren zur AS Nancy.
Nankin aynı zamanda oldukça iyi su kaynaklarında sahiptir.Der Nathebach besitzt eine sehr gute Wasserqualität.
Bulunduğu coğrafya açısından önemi gittikçe artan Nangrahar, Afganistan'ı Pakistan'la birleşmektedir.Die Sicherheitszusammenarbeit mit Pakistan ist eng, mit Afghanistan wachsend.
Usun hükümdarı Nandoumi'nin (Nandı Bey?)Er wurde unter König Nandaungmya (reg.
Nantes yakınındaki küçük Trentemoult köyünde hala tarihi bir duvar var.Es gibt heute noch eine historische Mauerreklame im kleinen Dorf Trentemoult bei Nantes.
1991 yılında Nancy II Üniversitesi'nden Avrupa Çalışmaları Diploması almıştır.2011 wurde ihm die Ehrendoktorwürde der Universität Nancy 2 verliehen.
1989 yılında Nanay adlı albümle tekrar müzik dünyasına döner.1989 kehrte sie mit dem Album Nanay zurück.
Doktora derecesini uluslararası iktisat alanında Paris-Nanterre Üniversitesi'nden aldı.Ihren Hochschulabschluss machte sie an der Universität Paris-Nanterre.
Nana'nın hayatından alınmış kesitler 12 bölümde anlatılmıştır.Gegen Nines Widerspruch will Twelve sie retten.
Hadji, kariyerine AS Nancy'de başlamıştır.Seine Karriere begann er bei AS Nancy.
Ancak kısa süre sonra Nana, Yano'nun eski kız arkadaşının bir trafik kazasında öldüğünü öğrenir.Kurz drauf erfährt sie, dass ihre Freundin Thea bei einem Unfall gestorben ist.
10 Aralık: Japon Ordusu'nun Nankin'e hücumunun başlaması.9. März: Die Alliierten auf Java kapitulieren gegenüber den Japanern.
Nancy Güzel Sanatlar Müzesi.Museum der Schönen Künste.
Mahapadma Nanda (M.Ö. 424 dolaylarında – ?)Mahapadma Nanda (ca. 364 v. Chr. – ?)
Nankör adam, sen müdürün o kadar ekmeğini yedin.Aus diesem Brotkrumen hat er ein weibliches Riesenbrot geklont.
Nantes, 2004-05 sezonunda ligde çok zor dönemler geçirdi.Das NAB war im Zeitraum 2000–2005 in einer schwierigen Phase.
Örneğin; Star Trek’teki Borg nanosondaları.Beispiel ist das Wappen des Landkreis Starnberg.
Finalde ise sonraki sezon lig şampiyonu olacak takım olan Nantes ile karşılaştı.In der folgenden Saison erreichte Nantes die Vize-Meisterschaft.
Maçlar Nancy, Saint-Quentin, Toulouse, Nantes ve Paris’te oynandı.Die Spiele fanden in Paris, Nantes, Saint-Quentin und Toulouse statt.
II. Dünya Savaşı'nda koleksiyon Nanjing ve Beijing 'e geri taşındı.Nach dem Weltkrieg wurden alle drei Universitäten wieder nach Beijing bzw. Tianjin zurückverlegt.
2007 yılında Fallon, Nancy Juvonen ile evlenmiştir.Er ist seit dem Dezember 2007 mit der Produzentin Nancy Juvonen verheiratet.
Bu dönem ardından 1971'den 1973 kadar AS Nancy için oynamıştır.Für diese Nationalelf spielte er bis ins Jahr 1973.
1985-1994 arasında Paris-X Nanterre Üniversitesi'nde çalıştı.Zwischen 1985 und 1995 lehrte er Geschichte der Fotografie an der Université Paris X Nanterre.
Doğal nane ile hazırlanan tatlılara bazen peppermint veya spearmints denir.Der kulinarische Genießer wird oft als Feinschmecker oder Gourmet bezeichnet.
Nanoteknoloji futbol ve beyzbol gibi sporlarda da rol oynamaktadır.Diese können sich wie im Baseball geographisch überschneiden.
Türkiye'de tarçın ya da nane katkılı çay poşeti şeklinde piyasada bulmak mümkündür.Er muss in türkischen Werkstätten zu Pfeifen oder Schmuck verarbeitet werden.
2006 yılında Fransa'nın Ligue 1 ligue 1 takımlarından FC Nantes transfer oldu.In dergleichen Spielzeit wechselte er in die französische Ligue 1 zum FC Nantes.
Nankin'e ne zaman gideceğimize henüz karar vermedik.On n'a pas encore décidé de quand on ira à Nankin.
Maalesef, Nancy haklıydı.Malheureusement, Nancy avait raison.
Adamlardan tiksiniyorum çünkü onlar kalleş, nankör ve acımasızlar.J’exècre les hommes, parce qu’ils sont fourbes, ingrats, cruels.
Nancy, Freddy’yi gerçek dünyaya çekip getirmiştir.Cela a pour effet d'amener Freddy dans le monde réel.
Karısı Nanna, oğlu ise Forseti'dir.Son épouse est Nanna, et leur fils Forseti.
Şükredin, nankörlerden olmayın...Si vous constatez qu'elles sont croyantes, ne les renvoyez pas aux mécréants.
15 yaşında Nanaimo'daki restaurantlarda düzenli olarak çalmaya başladı.À quinze ans, elle joue régulièrement dans plusieurs restaurants de Nanaimo.
Aynı yıl Naniwa Japonyaya geri getirmek için Birleşik Krallık'a yolculuk yaptı.La même année, il se rend au Royaume-Uni pour ramener le Naniwa (en) au Japon.
Glen Lantz (Johnny Depp): Glen, Nancy’nin erkek arkadaşıdır.Glen Lantz : Glen est le petit ami de Nancy.
Kolloidal altın nanotaneciklerinin özellikleri ve uygulamaları onların şekillerine bağlıdır.Les propriétés et les applications des nanoparticules d'or colloïdal dépendent de leur forme.
1808 biterken Thomas ve Nancy Lincoln çifti, Sinking Spring Çiftliği'ne yerleştiler.À l'automne 1808, Thomas et Nancy Lincoln s'installent dans la ferme de Sinking Spring.
Arthur Gordon Pym, balıkçı limanı ve balina avcılığı ile ünlü Nantucket Adası'nda doğmuştur.Arthur Gordon Pym est né sur l'île de Nantucket, fameuse pour son port de chasse à la baleine.

İlgili Sayfalar