Nakliyeciler kitap okuyan insanlardan hoşlanmazlar. Ama en azından iyi bir nedenleri var.Movers don't like people who read books. But at least they have a good reason.
Nakliyecilik, özellikle de uluslararası taşımacılık, ilçenin en önemli ekonomik kaynağıdır.Mobility, especially public transportation, was the main focus of this forum.
Ayrıca köyde nakliyecilik yapan kişi sayısı da bir hayli fazladır.Also, the number of trucks entering the city is significantly high.
Halkı nakliyecilik yapmaktadır.People who direct traffic.
Masrafları karşılaması için, ihracatçının ya da nakliyecinin gerekli belgeleri ibraz etmesi gerekir.To receive payment, an exporter or shipper must present the documents required by the LC.
Nakliyecilik, özellikle de uluslararası taşımacılık, ilçenin en önemli ekonomik kaynağıdır.Grenzverkehr und damit verbundener Handel sind die Hauptwirtschaftsfaktoren.
Nakliyecilik ve biçerdöver işletmeciliği diğer geçim kaynaklarıdır.Handlangertum und Söldnerdasein verblieben als einzige Auswege.
Ekonomik faaliyet olarak yoğun bir şekilde nakliyecilik de yapılmaktadır.In sehr begrenzter Form findet auch ein Geschäftsreiseflugbetrieb statt.
Ancak az sayıda nakliyecilik de yapılmaktadır.Quelques petits camions seront néanmoins produits.
Ayrıca köyde nakliyecilik oldukça yaygındır.También es frecuente en la zona el tráfico de estupefacientes.
Ardından Uluslararası Nakliyecilik, Turizm, Rentacar alanındaki çalışmalarına yöneldi.Luego llega El Trust Turismo, dedicado a la promoción de esta actividad a nivel internacional.
Ayrıca şehirlerarası nakliyecikle geçim sağlanmaktadır.È inoltre servito da autoservizi di linea interurbani.
Ayrıca şehirlerarası nakliyecikle geçim sağlanmaktadır.Являлась также некоторое время городским электротранспортом.
Halkı nakliyecilik yapmaktadır.Estão trazendo criminalidade.
Ancak az sayıda nakliyecilik de yapılmaktadır.Er zijn echter weinig vervoerscijfers openbaar gemaakt.
Çünkü malların nakliyeciye teslim edilmesinden sonraki tüm hasarlar ve ek masraflar alıcıya aittir.Od tego momentu wszelkie koszty oraz ryzyko związane z towarem zostaje przeniesione na kupującego.
Nakliyecilik ise 2000'li yılların ortasında tamamen bitti.Ostatecznie jego resztki zniknęły w okolicach 2000 r.
Ancak az sayıda nakliyecilik de yapılmaktadır.Man bygger bara några få handelsbåtar.
Ailelerden biri önce nakliyeci, sonra ambalajcı, ithalatçı ve sonunda da bir holding olur.Först systemet med falanger, därefter maniplar och slutligen kohorter.
Halkı nakliyecilik yapmaktadır.Для перевезення людей.
Nakliyeci: Geceyken insanların yerini değiştirin.Példa X: Menjünk el szórakozni éjszaka.
Ancak az sayıda nakliyecilik de yapılmaktadır.Lisäksi kuljetettiin muutama tonni rahtia.
Ancak az sayıda nakliyecilik de yapılmaktadır.Det var også mange mindre robåter tilgjengelig.
Ancak az sayıda nakliyecilik de yapılmaktadır.但是有少數列車除外。
Halkı nakliyecilik yapmaktadır.מניעת סחר בבני אדם.
Ayrıca köyde nakliyecilik oldukça yaygındır.Ветроходството също е доста популярно в града.
Mahallenin ekonomisi tarım, hayvancılık, ticaret(özellikle saman ticareti) ve nakliyeciliğe dayalıdır.Gospodarska osnova je poljodjeljstvo, stočarstvo i trgovina (ali ne toliko značajno).
Ayrıca şehirlerarası nakliyecikle geçim sağlanmaktadır.Time kasni gradski prijevoz.
Ailelerden biri önce nakliyeci, sonra ambalajcı, ithalatçı ve sonunda da bir holding olur.Preto môže byť jeden človek programátorom, potápačom a spisovateľom zároveň.
Ayrıca köyde nakliyecilik oldukça yaygındır.Na območju poselitve je precej pogosta.
İlçedeki kömür ocakları nakliyeciliğin, nakliyecilikte ticaretin hareketlenmesini sağlamıştır.Aktyvi veikla transporto srityje paskatino susidomėjimą prekyba automobiliais.
Şirket aynı zamanda Ukrayna, Moldova ve Belarusya’dan pek çok nakliyeci ile işbirliği yapmaktadır.Ministerija glaudžiai bendradarbiauja su gynybiniais Ukrainos, Baltarusijos bei Pakistano sektoriais.
Beldenin diğer bir geliri ve geçim kaynağı ise nakliyecilikti.Teine tuluallikas inimkaubanduse kõrval on organite müük.
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.Foi para os Estados Unidos, onde conheceu o meu avô, que era camionista de cimento.
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.Hun flyttede til USA, hvor hun mødte min bedstefar, der var cementtransportør, og de fik ni børn.
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.할머니는 미국으로 갔고 당시에 시멘트 운반수였던 할아버지를 만나게 되었습니다.
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.Przeprowadziła się do USA, gdy poznała dziadka, który woził cement.
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.Si trasferì negli USA, dove incontrò mio nonno, un trasportatore di cemento, e hanno avuto nove figli.
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.Ze verhuisde naar de VS, waar ze mijn opa ontmoette, een cementtransporteur. Ze kregen 9 kinderen.
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.Пристигнала в Щатите, където срещнала дядо ми, който е работил с цимент, и те имали девет деца.
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.היא עברה לארצות הברית כשהיא פגשה את סבא שלי שהיה מוביל בטון,
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.لقد إنتقلت إلى الولايات المتحدة حيث ألتقت بجدي الذي كان متعهد نقل الأسمنت،
Çimento nakliyeciliği yapan dedemle tanıştığı ABD'ye taşındı, ve 9 çocukları oldu.祖父と知合い 9人の子供を授かりますが 3人は赤ん坊のうちに死亡