nahoş ile cümle
nahoş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bundan daha nahoş bir şey yok.There is no more disagreeable thing than this.
O ne nahoş bir adam!What a disagreeable fellow he is!
O bu tür görüşü nahoş bulur.He finds this kind of opinion unpleasant.
Tom tanıdığım en nahoş insanlardan biridir.Tom is one of the most disagreeable people I know.
İnsanlar nahoş olmadan katılmama yeteneğini kaybettiler.People have lost the ability to disagree without being disagreeable.
Tom nahoş.Tom is unpleasant.
Sen nahoşsun.You're unpleasant.
O nahoştu.That was unpleasant.
Tom nahoştu.Tom was unpleasant.
Tom nahoş, değil mi?Tom is unpleasant, isn't he?
Tom nahoş oluyor, değil mi?Tom is being disagreeable, isn't he?
Onar oldukça nahoş, değil mi?They're quite disagreeable, aren't they?
Koku nahoştu.The odour was disagreeable.
O son derece nahoş.He is extremely unpleasant.
Ölmeye hazırım. Çok nahoş değildir umarım.I am ready to die. I hope it's not too uncomfortable.
Diğer herkes için, bu ayinler nahoş ve yabancıydı.To everyone else, the rituals were harsh and foreign.
"Pithampur unitelerini nahos bir gelecek beklemekte"."Pithampur units face bleak future".
Carrageenan da yosundan türetilir ve pişirirken ağarın nahoş kokusundan da yoksun olur.Their guano and body odor are also unpleasant to smell.
Elizabeth, Darcy’ye onu kibirli ve nahoş bulduğunu söyler.Elizabeth realizes that she had judged Darcy too harshly and is humbled.
Bu onu mutsuz, nahoş yollarından biriydi.That was one of her unhappy, disagreeable ways.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.And it was a very, very uncomfortable, unpleasant feeling.
Yani bu aslında oldukça olumlu olan bir şeyin nahoş bir ters tepkisinin olduğu durum.So that's another way in which something quite positive can have a nasty kickback.
Nahoş bir şey tabii ki.Something unpleasant, of course.
Diğer herkes için, bu ayinler nahoş ve yabancıydı.Allen anderen erschienen diese Rituale fremdartig und unverständlich.
Diğer herkes için, bu ayinler nahoş ve yabancıydı.Para todos los demás, los rituales eran severos y ajenos.
Bu şekilde kopan kollar uyaranlara karşı hassas olmaya devam etmekte ve nahoş uyaranlardan kaçınmaktadır.El color puede servir como una advertencia para los depredadores de que son desagradables.
O nahoştu.Это было неприятно.
Diğer herkes için, bu ayinler nahoş ve yabancıydı.Здесь все было для них чуждым, даже враждебным.
Daha gençlik zamanlarında İtalyanca fantazileştirilen ismi onda nahoşluk yaratıyordu.بينما دعاه أشهر مؤلف سويدي في عصره أحمق.
Elizabeth, Darcy’ye onu kibirli ve nahoş bulduğunu söyler.Gilbert jí řekne, že se a ní nestydí.
Yemeye devam ettiğinde ise ağrı ve bulantı-kusma gibi nahoş sonuçlar ortaya çıkar.Μόλις εμφανισθούν προκαλούν σημαντική ενόχληση και πόνο.
Bu şekilde kopan kollar uyaranlara karşı hassas olmaya devam etmekte ve nahoş uyaranlardan kaçınmaktadır.Vi søger at være lykkelige ved at gentage det behagelige og undgå det ubehagelige.
"Pithampur unitelerini nahos bir gelecek beklemekte"."Imortal Zhang menghaturkan seorang bayi".
Diğer herkes için, bu ayinler nahoş ve yabancıydı.За останалите хора тези ритуали изглеждат странни и ненужни.
Diğer herkes için, bu ayinler nahoş ve yabancıydı.Vlasnici tih posjeda bili su i strano i domaće plemstvo.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Byl to velmi, opravdu velmi nepříjemný, nemilý pocit.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Dat was een heel erg ongemakkelijk en onaangenaam gevoel.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Ed è stata davvero una sensazione scomoda, spiacevole.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.És mondhatom, nagyon, nagyon kényelmetlen, kellemetlen érzés volt.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Et c'était un sentiment très, très inconfortable, déplaisant.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Foi um sentimento muito, muito desconfortável e desagradável. Comecei a cair.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.매우 언짢고 불쾌한 느낌이었습니다.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Și a fost un sentiment extrem de neplăcut.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.To było bardzo dziwne, nieprzyjemne uczucie.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Und es war ein sehr, sehr unbehagliches, unangenehmes Gefühl.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Và điều đó rất không thoải mái và rất khó chịu.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Y fue una sensación muy, muy incómoda y desagradable.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Ήταν ένα εξαιρετικά άβολο, δυσάρεστο συναίσθημα.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Це було дуже-дуже незручне, неприємне відчуття.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Чувството беше много, много некомфортно и неприятно.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.Это было очень неудобное и неприятное чувство.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.וזו הייתה תחושה מאוד לא נוחה, מאוד לא נעימה.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.كان شعورا مزعجا للغاية.
Bu çok rahatsız eden ve nahoş bir histi.落下を始めた私は
Bu onu mutsuz, nahoş yollarından biriydi.Asta a fost unul dintre ei moduri nefericite, dezagreabil.
Bu onu mutsuz, nahoş yollarından biriydi.Cela a été un de ses malheureux, manières désagréables.
Bu onu mutsuz, nahoş yollarından biriydi.Das war einer ihrer unglücklichen, unangenehme Art und Weise.
Bu onu mutsuz, nahoş yollarından biriydi.Dat was een van haar ongelukkig, onaangenaam manieren.
Bu onu mutsuz, nahoş yollarından biriydi.Det var en af hendes ulykkelige, ubehagelige måder.
Bu onu mutsuz, nahoş yollarından biriydi.Det var en av hennes olyckliga, obehagligt sätt.