Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.Redko je, toda bil je vesel, mislim, da me vidi.
Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.Ritkán volt; de örült, azt hiszem, hozzám.
Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.Rzadko był, ale był zadowolony, myślę, że mnie widzą.
Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.Він рідко був, але він був радий, я думаю, мене бачити.
Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.Он редко был, но он был рад, я думаю, меня видеть.
Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.Това е рядко, но той се зарадва, мисля, да ме види.
Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.זה היה לעתים רחוקות, אבל הוא היה שמח, אני חושב, לראות אותי.
Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.كان نادرا ، ولكنه كان سعيدا ، أعتقد ، ليراني.
Nadiren, ama o beni görmek için, sanırım, memnun oldu.ほとんど話し言葉が、思いやりのある目で、彼は肘掛け椅子に私を振ったとの
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Alig történt ez, amikor úgy érezte először, hogy reggel egy általános a fizikai jólét.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.A peine ce qui s'est passé, quand il sentit pour la première fois ce matin-là un général bien-être physique.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Apenas había sucedido esto, cuando sintió por primera vez por la mañana un general el bienestar físico.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Appena questo è accaduto, quando si sentì per la prima volta quella mattina un generale benessere fisico.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Hampir tak punya ini terjadi, ketika ia merasa untuk pertama kalinya pagi itu umum kesejahteraan fisik.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Hiếm có này xảy ra, khi ông cảm thấy lần đầu tiên, buổi sáng hôm đó là một vị tướng vật lý cũng được.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Knappt hade detta hänt, när han kände för första gången den morgonen en allmän fysiska välbefinnande.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.그가 일반적으로 아침에 처음으로 생각하면 기뻐서 이것은 일이 없었다 신체적 웰빙.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Komaj se je to zgodilo, ko je čutil, prvič, da je jutro splošno fizično dobro počutje.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Ledwie to się stało, gdy czuł się po raz pierwszy tego ranka ogólne fizycznego samopoczucia.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Mal isso aconteceu, quando sentiu pela primeira vez naquela manhã um general bem-estar físico.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Næppe var dette sket, da han følte for første gang denne morgen en generel fysiske velvære.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Nauwelijks had dit gebeurde, toen hij voelde voor de eerste keer die ochtend een algemene lichamelijk welzijn.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Sotva sa to stalo, keď ucítil prvýkrát to ráno všeobecný fyzickú pohodu.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Sotva se to stalo, když ucítil poprvé to ráno obecný fyzickou pohodu.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Tuskin oli tämä tapahtui, kun hän tunsi ensimmäistä kertaa, että aamulla yleinen fyysistä hyvinvointia.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Αμέσως μετά συνέβη αυτό, όταν ένιωσε για πρώτη φορά εκείνο το πρωί μια γενική σωματική ευεξία.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Едва се е това да се случи, когато се чувства за първи път тази сутрин физическото благосъстояние.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Едва это случилось, когда он почувствовал в первый раз за это утро общее физическое благополучие.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.Навряд це сталося, коли він відчув в перший раз за цей ранок загальне фізичний добробут.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.בקושי זה קרה, כאשר חש בפעם הראשונה באותו בוקר כללית פיזית ורווחה.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.نادرا ما كان هذا حدث ، وعندما شعرت لأول مرة في ذلك الصباح عامة الرفاه المادي.
Nadiren bu genel bir o sabah ilk defa hissettim olmuştu fiziksel iyi olma.物理と快適さ。 小さな手足は、その下でしっかり床を持っていた、彼らは完璧に従った、彼は彼のに気づいたとして
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Chceme věci navržené tak, jak se budou používat drtivou většinu času, ne jednou za uherský rok.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Chúng ta muốn những thứ được thiết kế sao cho chúng có thể được sử dụng nhiều, không chỉ là một vài lần.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Dorim lucruri proiectate pentru uzanța lor în majoritatea timpului, nu doar pentru un eveniment rar.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Hočemo stvari, ki so oblikovane za tisto, za kar jih uporabljamo večino časa, ne za redke priložnosti.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Kita ingin barang yang dirancang untuk sering digunakan bukan hanya dalam waktu-waktu tertentu.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.우리는 물건들이 드물게 이용 되는 것보다 평상시에 이용되도록 디자인 된 것을 원합니다.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Vi vil have ting, der er designede til det, de bliver brugt til størstedelen af tiden, ikke den sjældne gang.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Vi vill ha saker som är designade efter hur de är använda för det mesta, inte bara då och då.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Zaprojektować rzeczy tak, aby służyły nam na co dzień, nie od święta.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.Ми хочемо речі, що призначені для того, як вони використовуються більшість часу, - не для рідкісних подій.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.אנחנו רוצים דברים שמתוכננים לצורה בה משתמשים בהם רוב הזמן, לא למקרים הנדירים.
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.وامتلاك الأمتعة المصممة لاستخدامها معظم الوقت لا في مناسبات محددة فقط
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.年がら年中使用するようなものは 必ず要りますよね コンロを3つも使わないなら
Nadiren değil de sıklıkla kullanılmak üzere tasarlanmış şeyler isteriz.我哋要嘅嘢係設計為 長期使用, 唔係只係偶然需要。
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Difficilmente sono affetti da cancro, e quando lo sono non è altrettanto grave.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Difícilmente les da cáncer, y cuando les da, no es tan severo.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Dificilmente têm cancro, e quando têm não é tão grave.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Fac cancer in numar foarte mic, iar cand il fac nu este la fel de agresiv
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Họ hầu như không mắc phải ung thư, và nếu có thì chúng không quá nghiêm trọng.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Ils n'ont presque jamais de cancer, et quand ils en ont un, il n'est pas aussi grave.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Jen zřídka mají rakovinu, a pokud přece, ne tak závažnou.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.그들은 암에 거의 걸리지 않고, 걸린다 하더라도 심각한 것은 아닙니다
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Rzadko chorują na raka, a jak już zachorują, to nie aż tak poważnie.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Sie bekommen fast nie Krebs, und selbst wenn, dann nicht mit gleicher Schwere.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Ze krijgen nauwelijks kanker en als ze het krijgen, is het niet zo ernstig.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Μετά βίας παθαίνουν καρκίνο, και όταν παθαίνουν δεν είναι τόσο σοβαρό.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Вони рідко хворіють на рак, а якщо й хворіють, то не так серйозно.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.Они практически не болеют раком, а когда болеют, то в менее тяжкой форме.