Buna rağmen, 1951 yılına kadar Hindistan nüfusunun yalnızca altıda biri şehirlerde yaşıyordu.1961 lebten in der Gemeinde nur noch 156 Personen.
Nüfusu Rus ve Adigelerden oluşmaktadır.Die Bevölkerung besteht vorwiegend aus Russen und Altaiern.
İlçenin nüfusu 116 900 insan.Die eigentliche Kernstadt hat 169.000 Einwohner.
Bu sayıma göre 6 yerleşim yerinde toplam 189 nüfus kaydedildi.Insgesamt mussten 906 Einwohner umgesiedelt werden.
Kentin nüfusu VIII. yüzyılda hala 50 binin altında idi.Die Familie besaß im Laufe der Jahrhunderte mindestens 5 Rittersitze.
Nüfusu 19 kişidir (2015).Der Mitarbeiterstab besteht aus neun Personen (2015).
Yaklaşık 2.700 kişilik nüfusa sahiptir.Sie hat etwa 2.700 Einwohner.
Gelişmiş ülkelerde tarımda istihdam edilen nüfusun oranı %3-5 gibi çok daha düşüktür.Die Prävalenz von Dysthymie wird in den USA höher geschätzt als in anderen Ländern, nämlich auf 3 bis zu 15 %.
Nüfusu tah.Volksbund Dt.
Şehrin toplam nüfusu 41,176'dır.Die Gemeinde hat 41.617 Einwohner.
Kasabanın 889 nüfusu olup Polonya'nın en küçük bölgelerinden biridir.Das Dorf hat 838 Einwohner und ist damit das kleinste Dorf der Gemeinde.
Nüfusunun çoğu Arnavutlar tarafından oluşan Kosova Sırbistan'a dahildi.Die restlichen, mehrheitlich arabisch besiedelten Gebiete in Syrien wurden Frankreich überlassen.
Son nüfus sayımına göre 577 nüfusa sahiptir.Bei der letzten Volkszählung 2000 hatte sie eine Einwohnerzahl von 7.511.
Nüfusu 2011 yılı itibarı ile 5,706'dır.Für 2011 beträgt der Durchschnittslohn 576 € pro Monat.
Zaman içinde mahallenin nüfusu dışa göç nedeni ile azalmıştır.In der folgenden Zeit störte sie sich zunehmend an den infrastrukturellen Mängeln in ihrer Heimatstadt.
Nüfusu (2010 tahminiyle) 238,247 kişidir.Der ausländische Anteil der Bevölkerung beträgt (Stand 2014) 2392 Personen.
NOT:Nüfus sayımı kütüğe bağlı olarak yapılmaktadır.Anmerkung: Die Bestweite ist jeweils fett gedruckt.
Ankara'da köyün 2-3 katı nüfus yaşamaktadır.In der Hauptstadt Tarragona leben fast 2/3 der Bevölkerung.
2011 köy, 613 nüfuslu vardı.Im Jahr 2011 hatte der Ort 136 Einwohner.
Nüfus: 2.350.227.2000: 150.227 Einw.
Şangay'ın nüfusu Tokyo'nunki kadar büyüktür.La population de Shangaï est aussi nombreuse que celle de Tokyo.
Artan nüfus bu ülkede ciddi bir sorun haline gelmiştir.L'augmentation de la population est devenu un problème sérieux dans ce pays.
Bu, yüz elli nüfuslu küçük bir kasaba.C'est une petite commune de cent cinquante habitants.
Nüfus artışı yavaşladı.La croissance démographique ralentit.
Son bir anket büyükşehirlerdeki nüfus yoğunluğunun düşüşte olduğunu ortaya çıkardı.Une enquête récente a révélé que la densité de population de la métropole était en baisse.
Kayıtlı tarihte, muhtemelen salgın hastalıklara bağlı iki büyük nüfus azalması oldu: 1909'da ve 1950'de.Au moins deux déclins majeurs de la population sont survenus, peut-être dus à des épidémies : en 1909 et 1950.
Humahuaca adı, 11,000 nüfusa sahip küçük bir kasabadan gelmektedir.Il tire son nom de Humahuaca, petite ville de 11 000 habitants.
Savaş sırasında ABD nüfusun %13'ü Silahlı Kuvvetler'e katıldı.13 % de la population américaine participe aux forces armées pendant la guerre.
O dönemde Wellington'ın nüfusu 4.900'dü.La population de Wellington était alors de 4 900 personnes.
Nüfus artışı ve yoğun endüstrileşme elektrik ihtiyacının yılda %8 oranında artmasına neden olmuştur.La démographie et l'industrialisation intensive font augmenter la demande en énergie électrique de 8 % par an.
1980'lerde, ortalama toplam nüfus artışı yaklaşık %1.5 idi.Au cours des années 1980, la croissance moyenne de la population était d'environ 1,5 %.
1830'da ise 17,000 nüfuslu Cebelitarık'ta 1300 "yerli" ve 600 mülteci Yahudi bulunmaktaydı.En 1830, sur 17 000 personnes civiles, 1300 étaient des « natifs » juifs et 600 des immigrants juifs récents.
1869 yılında Arjantin'in ilk ulusal nüfus sayımını gerçekleştirdi.En 1869, il effectua le premier recensement national en Argentine.
Bazı çatısız Palladyan evler halen az nüfuslu İrlanda kırsalında bulunabilmektedir.Quelques édifices palladiens sans toit peuvent encore être trouvés dans la campagne dépeuplée d’Irlande.
Yahudi gençler liselerde öğrenci nüfusunun %23'ünü, üniversitelerde ise %26'sını oluşturuyordu.Les jeunes juifs représentent 23 % des étudiants des lycées et 26 % des étudiants universitaires.
Fakat bu arazilerde bulunan nüfusun çoğunluğu Platte Nehri güneyinde yaşamaktaydı.Cependant, la plus grande partie de la population vivait au sud de la rivière Platte.
2001 Ukrayna nüfus sayımına göre, Kırım'ın nüfusu 2.033.700 idi.Selon le recensement ukrainien de 2001, la population de Crimée comptait 2 033 700 habitants.
Marushiakova and Nüfusov'un 1995'te buna benzer tahmine göre, 750.000 ±50.000.La même supposition de Marushiakova et Popov donne en 1995 une estimation de 750 000 ±50 000.
Ancak bugün nüfusun çoğunluğunu Müslümanlar oluşturmaktadır.La plupart donneront des plantes bien connues dans les jardins aujourd'hui.
Şu anki nüfusu 50 çift olarak tahmin ediliyor.Sa population actuelle est estimée à quelque 50 couples.
1750 - Yahudi nüfusu 750,000 kişiyle toplam ülke nüfusunun %8'ine ulaştı.1750 : La population juive de Pologne atteint 750 000 personnes soit 8 % de la population totale.
20000'den yüksek nüfuslu sadece 19 şehir vardır.La population ne dépasse 20 000 habitants que pour 19 d'entre elles.
Erivan nüfusu 1989'da 1.250.000 kişiden 2001'de 1.103.488 kişiye ve 2003'te 1.091.235 kişiye düşmüştür.La population d'Erevan a chuté de près de 1 250 000 en 1989 à 1 103 488 en 2001 et 1 091 235 en 2003.
Mart 2007 tarihinde yerel hükûmet nüfusun 138.000 olduğunu belirtti.En mars 2007, le gouvernement local a annoncé que sa population avait augmenté à 138 000.
1878'de Yahudi nüfusu 1533 kişiyle doruğa ulaştı.En 1878, la population atteint 1533 Juifs.
Köyde önemli bir emekli nüfus bulunmaktadır.Dans le village il existe une pension municipale.
Nüfusu 492 kişidir.La population est de 492 habitants.
Nüfus yılda %0,096 oranında artmaktadır.Sa moyenne a augmenté à 0,296 l'année suivante.
Yine de nüfusun üçte ikisi Hollanda kolonisi Surinam'a gitmeyi tercih etti.Un tiers de la population quitta le Suriname pour les Pays-Bas.
Yaklaşık 20.000 nüfuslu şehir; Dillingen (şehir merkezi), Pachten ve Diefflen olmak üzere üç bölümden oluşur.Elle a environ 20 000 habitants répartis sur trois quartiers: Dillingen-Innenstadt, Pachten et Diefflen.
Afrika dünyada en çok Fransızca konuşan nüfusa sahip olan kıtadır.L'Afrique est ainsi le continent avec le plus de locuteurs du français dans le monde.
456, dünyanın çocuk nüfusunun 10%'un kendilerine teslim edilmesini ister ya da insan ırkını yok edeceklerdir.Les 456 demandent que 10 % de la population mondiale des enfants leur soient remis.
Üçüncü azı dişi saymazsak, eksik kalıcı dentisyon nüfusun %3.5-6.5'unda görülüyor.En dehors des troisièmes molaires, l'hypodontie de la dentition permanente touche de 3,5 à 6,5 % des gens.
Tasmanya canavarı 1941'de koruma altına alında ve nüfusu yavaşça kendini toparladı.Le diable de Tasmanie a été légalement protégé en 1941 et la population s’est doucement rétablie.
1900 yılında şehir nüfusu ancak 3.000 kişidir.En 1900 la population ne s'élevait qu'à 3 000 personnes.
"Niğde İli yerleşim yeri nüfusları 2008".(Recensement Général de la Population et de l'Habitat de 2008).
Bölgenin nüfusu 4.900.000 civarında belirtilmektedir.La région compte environ 4 900 000 habitants.
2006 yılındaki resmi verilere göre nüfusunun % 61.2 kentlerde,% 38.1'i kırsal alanda yaşamaktadır.En 2002 61,2% de cette population vit dans des zones urbaines tandis que 38,8% vit dans des zones rurales.
1915 öncesi çoğunluklu bir Ermeni nüfus vardı.Avant le génocide de 1915, elle était peuplée majoritairement d'Arméniens.
Nüfusu 251 kişidir.Elle est peuplée de 251 habitants.