Kyoto Tokyo'nun bir anagramıdır."Kyoto" is an anagram of "Tokyo."
1971 yılında Pablo Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı.In 1971, Pablo Neruda won the Nobel Prize in literature.
Bu şarkı benim ilk onumda on bir numara.This song is number eleven in my top ten.
Tom'un Mary'nin telefon numarasını bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom knows Mary's phone number.
Tom'un Mary'nin telefon numarasını bildiğinden kuşku duyuyorum.I doubt that Tom knows Mary's phone number.
Nükleer savaş çıkarsa çocuklarımıza ne olacak?What will happen to our children if nuclear war breaks out?
Tom bana numaranı verdi.Tom gave me your number.
O numarayı nasıl buldun?How did you come up with that number?
"O numaraya nasıl ulaştın?" "Bilmiyorum. Sadece kafadan attım.""How did you come up with that number?" "I don't know. I just made it up."
Bu ayakkabılar kaç numara?What size are these shoes?
Tom Park Caddesi 333 numarada yaşıyor.Tom lives at 333 Park Street.
Tom Mary'nin numarasını çevirdi.Tom dialed Mary's number.
Sekreterime numaranızı bırakın.Leave your number with my secretary.
Park Caddesinde 333 numarada oturuyorum.I live at 333 Park Street.
Boston'un nüfusunun ne olduğunu biliyor musun?Do you know what the population of Boston is?
Boston'un nüfusunun ne olduğuna dair hiç fikrin var mı?Do you have any idea what the population of Boston is?
Aradığınız numara kullanımda değil.The number you have called is not in service.
Üzgünüz. Aradığınız numara kullanımda değil.We're sorry. The number you have reached is not in service.
Norveç'in çok düşük bir nüfus yoğunluğu var.Norway has a very low population density.
Norveç'in nüfusu yaklaşık beş milyon.Norway's population is about 5 million.
629,313 nüfusu olan Oslo Norveç'teki en büyük şehirdir.Oslo is the largest city in Norway with a population of 629,313.
Ben ev numarasını yanlış aldım.I got the house number wrong.
Hu Jintao'nun ne zaman doğduğunu kim biliyor?Who knows when Hu Jintao was born?
Ben onun numarasını kaybettim.I've lost his number.
Onun numarasını kaybettim.I've lost her number.
Her cumartesi Mario'nun evine gideriz.We go to Mario's house every Saturday.
Francesco'nun dolma kalemi benimkinden çok daha iyi.Francesco's pen is much better than mine.
Marco'nun evi çok büyük.Marco's house is very big.
Telefon numaralarımızı değiştik.We exchanged phone numbers.
Her ihtimale karşı bir şey olursa, işte telefon numaram.Just in case something happens, here's my telephone number.
Kyoto ve Tokyo'nun anagram olduklarını fark ettiniz mi?Have you noticed that Kyoto and Tokyo are anagrams?
Her vatandaşın bir güvenlik numarası vardır.Every citizen has a security number.
Sana numaramı kim verdi?Who gave you my number?
Bardaki o kız sana sahte bir telefon numarası verdi, değil mi ?That girl at the bar gave you a fake phone number, didn't she?
Biri bana Tom'un numarasını verdi.Someone gave me Tom's number.
Sana verdiğim numarayı ara.Call the number I gave you.
Tom bana telefon numarasını verdi.Tom gave me his phone number.
Sana telefon numaramı vereyim.Let me give you my phone number.
Raporun üç nüshasını zaten Tom'a verdin.You've given three copies of the report to Tom already.
Bana Tom'un telefon numarasını verirseniz, onu arayacağım.If you give me Tom's phone number, I'll call him.
Her ihtimale karşı, bana telefon numaranı ver.Give me your phone number, just in case.
Neden bana numaranı vermiyorsun?Why don't you give me your number?
Bana Tom'un telefon numarasını ver ve onu arayacağım.Give me Tom's phone number and I'll call him.
Nuh peygamber hayvanları birbirlerini yemekten nasıl uzak tuttu?How did Noah keep the animals from eating each other?
Bir numara kim?Who's number one?
Tom bana telefon numarasını verdi ve onu aramamı söyledi.Tom gave me his phone number and told me to call him.
Tom'dan Mary'nin telefon numarasını istedim.I asked Tom for Mary's phone number.
Yedi numaralı sayı, dört numaralı sayıdan daha büyüktür.The number seven is bigger than the number four.
Tom'a telefon numaramı verdiğime pişman.I regret giving Tom my phone number.
Tom'a telefon numaramı vermemeliydim.I shouldn't have given Tom my phone number.
Keşke Tom'a telefon numaramı vermeseydim.I wish I hadn't given Tom my phone number.
Sana telefon numaramı söylemiyorum.I'm not telling you my phone number.
Biri bana Tom'un telefon numarasını söyleyebilir mi?Can anybody tell me Tom's phone number?
Nükleer savaşa karşı olmak için kuantum fiziğinde bir doktoraya ihtiyacın yok.You don't need a PhD in quantum physics to be against nuclear war.
Nükleer savaşın korkusuyla başladı.It began with the fear of nuclear war.
Belki Tom'a telefon numaramı söylememeliydim.Maybe I shouldn't have told Tom my phone number.
Telefon numarasını Mary'ye söylemem için Tom bana söz verdirdi.Tom made me promise not to tell Mary his phone number.
Toronto'nun belediye başkanı bantta kokain içerken yakalandı.Toronto's mayor was caught on tape smoking crack.
Uyuyormuş numarası yaptım.I pretended that I was sleeping.
Telefon numaramı unuttum.I forgot my telephone number.