Chris'in bana muzip muzip baktığını görüyorum.Я вижу, Крис посматривает на меня, с ухмылкой.
Chris'in bana muzip muzip baktığını görüyorum.אני רואה שכריס מביט אלי בערמומיות.
Chris'in bana muzip muzip baktığını görüyorum.أرى كريس ينظر إلي من هناك بمكر.
Chris'in bana muzip muzip baktığını görüyorum.これはコネで
Fransız yazar Michel Tournier'in ünlü bir sözü var. Muzip bir şey aslında.El escritor francés Michel Tournier tiene una frase conocida, algo pícara, de hecho:
Fransız yazar Michel Tournier'in ünlü bir sözü var. Muzip bir şey aslında.Francuski pisarz Michel Tournier powiedział kiedyś przewrotnie:
Fransız yazar Michel Tournier'in ünlü bir sözü var. Muzip bir şey aslında.Французский писатель Мишель Турнье как-то лукаво заметил:
Kevin Bales: Tamam, olayı sizler çözdünüz. Bu bir muzipliktir.이제 풍자라는 것을 눈치채셨군요.
Kevin Bales: Tamam, olayı sizler çözdünüz. Bu bir muzipliktir.טוב עליתם על זה. זו היה מתיחה.
Kevin Bales: Tamam, olayı sizler çözdünüz. Bu bir muzipliktir.كيفن بالز: حسنا، لقد تمكنتم من معرفة هذا، هو مجرد تمثيل.
Kevin Bales: Tamam, olayı sizler çözdünüz. Bu bir muzipliktir.でも皆さんの顎が下がるのを見るのは楽しかったです
Muzip bir görünümü var.A také jak odkopává jeden růžový pantoflíček do vzduchu.
Muzip bir görünümü var. Havada yaramazlık kokusu alıyorum. Sanırım haklıyım, sol alt köşedeki figüre bakın.Pôsobí to roztopašne ,na tú dobu priam až neslušne.
Muzip bir şey aslında.En fait, c'est assez malin.
Muzip bir şey aslında.Er ist eigentlich ein wenig schelmisch.
Muzip bir şey aslında.É um pouco malicioso.
Muzip bir şey aslında.E un pic răutăcios, de fapt.
Muzip bir şey aslında.È un po' malizioso.
Muzip bir şey aslında.에.. 좀 짓궂은 코멘트죠.
Muzip bir şey aslında.Thực ra nó có hại một chút.
Muzip bir şey aslında.Ze getuigt van een slecht karakter.
Muzip bir şey aslında.Вона трохи пустотлива.
Muzip bir şey aslında.מעט קונדסית, למעשה -
Muzip bir şey aslında.إنها عبثية قليلاً، حقيقة.
Muzip bir şey aslında.「仕事は人間性に反する。 仕事をすると疲れるのが その証拠だ」
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"A já jsem odpovídala: "Obama je můj bratr, takže to dělá i vás mými bratry."
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"De såg frågande på mig, och sen var det, "high five!" (Skratt)
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Ei se uitau la mine întrebător și erau ceva de genul, "Bate palma!".
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Eles olhavam interrogativamente e depois reagiam com: "Dá cá cinco!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Először kíváncsian néztek rám, aztán egyszerűen egy "Adj egy pacsit!"-al intézték el a dolgot.
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Il che li lasciava un pò perplessi, prima di battere un cinque.
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Ils me regardaient interrogatifs, et puis c'était, "Tope là!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"아이들은 당혹스런 표정을 짓다가 "하이 파이브해요"라고 하더군요.
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Mereka memandang saya dengan bingung, tapi lalu berkata, "Tos!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Og de så forvirrede ud før de ville være sådan "High five!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Patrzyły zdziwione, a potem przybijały mi piątkę.
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Sie haben skeptisch die Augen zusammengekniffen und dann "High five!" gemacht.
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Y yo les decía "Bueno, Obama es mi hermano, entonces tu también eres mi hermano."
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Žartovne sa na mňa pozreli a potom urobili niečo ako "Plácnime si!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Ze keken me vragend aan, en dan kreeg je een "High Five!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Με κοιτούσαν με απορία, και μετά από λίγο, μου έλεγαν "Κόλλα το!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Вони допитливо дивились на мене, а тоді казали: "То давай п'ять!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Они поглядывали преценяюще, после чего кричали, "Дай пять!".
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"Те поглеждаха озадачено, а после вдигаха ръка за поздрав.
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"הם היו מסתכלים במבט בוחן ואז עושים לי "תני כיף!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"ويقومون بالتساؤل، وبعد ذلك يبدون، " لنتصافح!"
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"そして、私はここでジェーンという女性に会いました
Siz ne düşünürsününüz, muziplik mi yoksa sanat mı?Co byste na to řekl? Je to žert, či umění?
Siz ne düşünürsününüz, muziplik mi yoksa sanat mı?Qué puedes decir de esto: ¿Es una broma, o es Arte?
Tamam, olayı sizler çözdünüz. Bu bir muzipliktir.Ну добре, ви здогадалися, що це розіграш.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Bol to šibalský vdovec, ktorého žena a deti boli mŕtve a ktorého vnúčatá žili ďaleko.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Był psotnym wdowcem, któremu umarła żona i dzieci i którego wnuki mieszkały daleko.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.C'était un veuf espiègle dont la femme et les enfants étaient morts et dont les petits-enfants vivaient loin.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Egy csintalan özvegyember volt, akinek a felesége és gyerekei meghaltak, unokái pedig messze éltek.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Era um viúvo brincalhão cuja mulher e filhos tinham morrido e cujos bisnetos viviam bastante longe.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Era un văduv ghiduş, soţia şi copiii fiind decedaţi, iar nepoţii trăind departe.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Era un vedovo dall'aria birichina la cui moglie e figli erano morti e i cui nipoti vivevano lontano.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Era un viudo de carácter vivaz, cuya esposa e hijos habían muerto y cuyos nietos vivían muy lejos.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Er war ein koboldartiger Witwer, dessen Frau und Kinder tot waren und dessen Enkelkinder weit entfernt lebten.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.그는 장난스러운 홀아비로, 그의 아내와 자식들은 이미 세상을 떠났으며, 그의 손자들은 먼 곳에서 생활하고 있었습다.