mutluluk ile cümle
mutluluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.För det reversibla fallet främjar inte tillverkning av lycka.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Fordi den ulåste betingelse ikke er befordrende til at syntetisere lykke.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Karena kemungkinan untuk menukar gambar tidak kondusif untuk mensintesis kebahagiaan.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Ker povratni pogoj ni ugoden za sintezo sreče.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.바꿀 수 있는 기회는 행복의 적이기 때문이에요!
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Koska peruuttamaton vaihtoehto ei edistä onnellisuuden syntetisointia.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Mert a visszafordíthatósági feltétel nem segíti elő a boldogság szintézisét.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Omdat de omkeerbaarheid niet bevorderlijk is voor het creëren van geluk.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Parce que la condition réversible n'est pas propice à la fabrication du bonheur.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Perché la condizione reversibile non conduce alla sintesi di felicità.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Porque a condição reversível não conduz à síntese de felicidade.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Porque la condición reversible no es propicia a la síntesis de la felicidad.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Pretože možnosť výmeny nepodporuje výrobu umelého šťasia.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Protože možnost změnit názor nenapomáhá výrobě syntetického štěstí.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Weil ein umkehrbarer Zustand einer Synthese von Glück nicht zuträglich ist.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Διότι η αντιστρεψιμότητα δε συντελεί θετικά στη σύνθεση της ευτυχίας.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Защото обратимите случаи не са благоприятни за синтезиране на щастие.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Потому что обратимый выбор не ведет к синтезу счастья.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.Тому що зворотні умови не є сприятливими для синтезу щастя.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.בגלל שמצב הפיך מקשה על יצירת אושר מלאכותי.
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.لان امكانية تبديلها ليست محفزة للسعادة المولفة
Çünkü değiştirme şartı mutluluk sentezlemeye yardımcı olmuyor.人工的幸福と相性が悪いからです さてこちらが最後の実験です
Çünkü mutluluk senin doğan. Ama eğer mutsuzsan, bu genellikle bir şey ile ilgilidir.Porque la felicidad es tu naturaleza, ¿lo ves? pero si estás triste, normalmente es por algo.
Çünkü mutluluk senin doğan.Mert a boldogság a természeted, érted?
Çünkü mutluluk senin doğan.Parce que le bonheur est ta nature, tu comprends ?
Çünkü mutluluk senin doğan.Perche' la felicita' e' la tua natura, vedi?
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Dlaczego?
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Eftersom lycka kan tillverkas.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Fordi lykke kan syntetiseres.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Karena kebahagiaan dapat disintesis.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Ker je srečo mogoče sintetizirati.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.왜냐하면 행복은 만들어지거든요!
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Koska onnellisuutta voi valmistaa keinotekoisesti.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Mert a boldogság mesterséges úton előállítható.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Omdat geluk kan worden nagemaakt.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Parce que le bonheur peut être fabriqué.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Pentru că fericirea poate fi sintetizată.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Perché la felicità può essere sintetizzata.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Porque a felicidade pode ser sintetizada.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Protože štěstí si umíme vyrobit.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Šťastie si vieme vyrobiť.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Vì hạnh phúc có thể được tổng hợp.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Weil Zufriedenheit künstlich erzeugt werden kann.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Επειδή μπορούμε να συνθέσουμε την ευτυχία.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Бо щастя можна синтезувати.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Защото щастието може да бъде синтезирано.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.Потому что счастье может быть синтезировано.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.מפני שאושר יכול להיות מיוצר מלאכותית.
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.لان السعادة يمكن " توليفها "
Çünkü mutluluk sentezlenebilir.トーマス ブラウンは1642年に著書の中でこう述べました
Daha güçlü değiller mi? Harici koşulları mutluluk ve ıstırap olarak yorumlayan zihin değil midir?Není to mysl, která interpretuje vnější podmínky jako štěstí nebo utrpení?
Desteğiniz için teşekkürler, hepinize mutluluk ve barış dolu bir 2018 yılı diliyoruz!Muchas gracias por su apoyo. ¡Les deseamos un 2018 lleno de paz y felicidad!
Desteğiniz için teşekkürler, hepinize mutluluk ve barış dolu bir 2018 yılı diliyoruz!Życzymy, aby rok 2018 był rokiem szczęścia i pokoju!
Desteğiniz için teşekkürler, hepinize mutluluk ve barış dolu bir 2018 yılı diliyoruz!Спасибо вам за вашу поддержку! Мы желаем, чтобы ваш 2018 год был годом счастья и мира!
DK: Biliyorsun ki ben kamu politikalarının mutluluk araştırmalarının rolünü benimsediklerini sanıyorum.Daniel: no, já si myslím, že rozpoznání role těchto výzkumů má místo v praktické politice.
DK: Biliyorsun ki ben kamu politikalarının mutluluk araştırmalarının rolünü benimsediklerini sanıyorum.Der er en vis anerkendelse af lykkeforskningens rolle inden for politik.
DK: Biliyorsun ki ben kamu politikalarının mutluluk araştırmalarının rolünü benimsediklerini sanıyorum.Je pense que le rôle des recherches sur le bonheur sont reconnues dans les politiques publiques.
DK: Biliyorsun ki ben kamu politikalarının mutluluk araştırmalarının rolünü benimsediklerini sanıyorum.Kalian tahu saya pikir sudah ada yang mengakui mengenai peranan penelitian kebahagiaan dalam kebijakan publik.
DK: Biliyorsun ki ben kamu politikalarının mutluluk araştırmalarının rolünü benimsediklerini sanıyorum.Úgy gondolom, hogy a szabályozás-politika kutatásában már elismerik a boldogság szerepét.
DK: Biliyorsun ki ben kamu politikalarının mutluluk araştırmalarının rolünü benimsediklerini sanıyorum.Uskon, että julkisessa päätöksenteossa on olemassa arvostusta onnellisuustutkimukselle.