mutlu ile cümle
mutlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onların hepsi çok mutlu.They are all very happy.
Büyük babamın hayatı uzun ve mutluydu.My grandfather's life was long and happy.
Kitaplara para harcadığım için mutluyum.I am happy to spend money on books.
Paranın ona mutluluk satın alacağına inanıyor musun?Do you think money will buy her happiness?
Maaş çekimi aldığım için mutluydum.I was happy to receive my paycheck.
Tom büyük bir servete sahip ama mutlu değil.Tom has great wealth, but he is not happy.
Herkese Mutlu Noeller ve mutlu bir Yeni Yıl.Merry Christmas and a happy New Year to everyone.
Mutluluktan yüzü parlıyordu.His face was enlightened by happiness.
Yüzü mutluluktan aydınlandı.Her face was enlightened by happiness.
Zengin olmasına rağmen, mutlu değil.Although he is rich, he is not happy.
Oleg, biri onu sevdiği için mutlu.Oleg is happy that someone loves him.
Biz asla düşündüğümüz kadar mutlu ya da mutsuz değiliz.We are never as happy or as unhappy as we imagine.
Ben, onun beklenmedik ziyaretinden mutlu oldum.I was happy for her unexpected visit.
Biz mutlu bir birlikteliği yürütme kapasitesi ile doğmadık.We aren't born with the capacity to carry out a happy coexistence.
Mutlu anneler günü!Happy Mother's Day!
Ben sizinle birlikte olduğumda kendimi mutlu hissediyorum.I feel happy when I'm with you.
Mutlu olsam çok daha iyi oynarım.If I were happy, I would play much better.
Eğer o mutlu olsaydı çok daha iyi oynardı.If he were happy, he would play much better.
Eğer o mutlu olsaydı çok daha iyi çalardı.If he were happy, he would play much better.
Eğer o mutlu olsa çok daha iyi oynar.If she were happy, she would play much better.
Para mutluluk satın alabilir mi?Can money buy happiness?
Mutlu olmak için milyonlara ihtiyacın yok.You don't need millions to be happy.
Aptallar mutludur.Fools are happy.
Yanımda yer aldığı için mutluydum.I was happy that she took my side.
Birçok Hollywood filmleri mutlu bir sona sahiptir.Most Hollywood movies have a happy ending.
Burada olmandan mutluyum.I'm glad you are here.
Burada olmaktan mutluyum.I'm glad to be here.
Cusco insanları Keçua dilini konuştuğumuz zaman mutlu olurlar.People in Cusco are glad when we speak Quechua.
Senin mutlu olacaksın diye gülüyorum.I am laughing so that you will be happy.
Dünyanın en mutlu erkeği benim.The world's happiest man is me.
Birdenbire çok mutlu oluverdi.He suddenly became very happy.
Mutluluğu aramak seni sadece mutsuz eder.Trying to find happiness only makes you unhappy.
Jefferson 1801'in o ilk günlerinde mutlu bir başkan oldu.Jefferson was a happy president in those early days of 1801.
Wilson çok mutlu hissetti.Wilson felt very happy.
Bizi mutlu edecek daha neye ihtiyacımız var?What more do we need to make us happy?
Hintliler bu anlaşmadan mutlu değillerdi.The Indians were not happy with this agreement.
Marilyn Monroe'nun başarısı kendisini mutlu etmedi.Marilyn Monroe's success did not make her happy.
Evlenme. Mutlu ol!Don't marry. Be happy!
Sağlıklı olsam, mutlu olurdum.If I were healthy, I would be happy.
Okul günlerinizin hayatınızın en mutlu günleri olduğunu düşünüyor musunuz?Do you think your schooldays are the happiest days of your life?
Evlilikte mutluluk tamamen şans işi.Happiness in marriage is entirely a matter of chance.
Az param var. Bununla birlikte seninle mutluyum.I have a little money. With you and this, I am happy.
Mutsuz bir akıllı olmaktansa mutlu bir aptal olmak daha iyidir.Better to be a happy fool than an unhappy sage.
O mutlu bir kampçı değildi.He was not a happy camper.
Bugün hamileliğimle çok mutluyum.Today I am very happy with my pregnancy.
Ben senin baban hakkında gerçekten mutluyum.I'm really happy about your father.
Gelin mutluluk saçıyordu.The bride was radiant.
Gerçekten aşık olan sevgililer mutluluklarını yazmazlar.Lovers who are truly in love do not write down their happiness.
O onu görmek istediğini bildiğine mutlu olacak.She will be happy to know you want to see her.
O, yeni elbise ile mutluydu.She was happy with the new dress.
Onların mutlu olmak için iyi bir sebebi vardı.They had a good reason to be happy about it.
Büyükbaba doksan altı yaşında olmaktan mutlu değil.Grandpa is not glad to be ninety-six.
İnsanlar mutluluğu kolayca bulmak isterler.People want to find happiness easily.
O, ona mutlu olup olmadığını sordu.She asked him if he was happy.
O, ona mutlu olduğunu söyledi.She told him that she was happy.
O onunla mutlu olmazdı.She wouldn't be happy with him.
O ondan çok daha mutludur.She's much happier than him.
Kadın olmadığım için mutluyum.I'm glad I'm not a woman.
O, haberi duyduktan sonra mutluluktan havalara uçtu.After he heard the news, Tom was in seventh heaven.
Tom haberi duyduktan sonra çok mutluydu.After he heard the news, Tom was in seventh heaven.