Ana içeriğe geç
Sözlük

mutlakiyet ile cümle

mutlakiyet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
33
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
1814 yılında mutlakiyetin geri gelmesiyle meydanın ismi "Plaza Real" olarak adlandırıldı.When the Borbón king was restored in 1814, it became known as the "Plaza Real".
Onun gözünde en iyi yönetim biçimi 'aydın' bir monarşi veya 'aydın mutlakiyet'ti.He added, "In its best moments, it vaguely reminded one of Sibelius or Barber.
Anayasal bir monarşiydi, ancak fiilen mutlakiyetçi .It was a constitutional monarchy, but de facto absolutist.
Pym genel olarak mutlakiyet rejimine yönelik eleştirilerini parlamentoda dile getiriyordu.In generale, il Vaticano criticò il Pfr per la sua propaganda ingannevole.
Mutlakiyet Monarşi OligarşiМонархический реванш олигархий.
Kralın bu mutlakiyetçi tutumu kralcıları sevindirdi.A desgraça do rei foi esta paixão.
Pym genel olarak mutlakiyet rejimine yönelik eleştirilerini parlamentoda dile getiriyordu.Em seu resumo, o relatório continha críticas em relação ao IPCC.
1814 yılında mutlakiyetin geri gelmesiyle meydanın ismi "Plaza Real" olarak adlandırıldı.Het plein had deze naam totdat in 1814 de koning terugkeerde en het plein de naam "Plaza Real" kreeg.
Başlangıçta liberal bir mutlakiyetçi iken gittikçe daha demokratik görüşere sahip oldu.Waar hij vroeger liberale opvattingen had, werd hij steeds conservatiever.
Mutlakiyet Monarşi OligarşiTomism Ordine călugărești
Kralın bu mutlakiyetçi tutumu kralcıları sevindirdi.Ezt a merész cselekedetét a király is megelégedéssel nyugtázta.
II. Joseph aydınlanmış mutlakiyet çerçevesinde birçok reform yaptı.Josef 2. gennemførte flere reformer indenfor rammerne af det oplyste enevælde.
Sultan II. Abdülhamid, savaştan sonra meclisi süresiz olarak datil etti ve mutlakiyet yönetimine geri dönüldü.Men sultan Abd-ul-Hamid 2. suspenderede grundloven tidligt i sin regeringstid og styrede nærmest enevældigt.
Kralın bu mutlakiyetçi tutumu kralcıları sevindirdi.Maka Raja Mataram yang malang itu merasa lega.
1814 yılında mutlakiyetin geri gelmesiyle meydanın ismi "Plaza Real" olarak adlandırıldı.1814年,波旁王朝恢复后,国王将其改名为“皇家广场”(Plaza Real)。
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.C'est doublement ironique, dans ce cas, parce que leur absolutisme est en fait le contraire de la foi.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Doppiamente ironico, in questo caso, perché il loro assolutismo in realtà è il contrario della fede.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Dubbelt ironiskt i det här fallet eftersom deras absolutism faktiskt är motsatsen till tro.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Dvojnásobne ironické, v tomto prípade, pretože ich absolutizmus je v skutočnosti opakom viery.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Ebben az esetben duplán ironikus, mert az abszolutizmusuk tulajdonképpen az ellentéte a hitnek.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Eine doppelte Ironie, denn ihr Absolutismus ist eigentlich das Gegenteil von Glaube.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.E o dublă ironie aici, pentru că absolutismul lor e de fapt opusul credinței.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Ironi ganda, dalam kasus ini, karena absolutisme mereka sesungguhnya lawan dari keyakinan.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.절대주의는 믿음의 정반대이기 때문에 이 경우는 두 배로 아이러니합니다.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.To podwójnie paradoksalne, bo ich absolutyzm jest odwrotnością wiary.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Trớ trêu gấp đôi, trong trường hợp này, là vì tính tuyệt đối của chúng Những từ này trái nghĩa với đức tin.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Είναι διπλά ειρωνικό επειδή η απολυτότητά τους είναι στη πραγματικότητα το αντίθετο της πίστης.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Вдвойне иронично то, что их абсолютизм, на самом деле, противоречит вере.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Още по-иронично е, че в този случай техния абсолютизъм е всъщност обратното на вярата.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Тут прихована навіть подвійна іронія, оскільки їхній абсолютизм не має насправді нічого спільного з вірою.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.אירוני כפליים, במקרה זה, שהאבסולוטיזם שלהם הוא למעשה ההפך מאמונה.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.والسخرية مضاعفة، في هذه الحالة، أن حكمهم المطلق هو في الحقيقة عكس اﻹيمان.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.実際には信仰とは正反対のものだ という点です 実は 彼らこそが異教徒なのです
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod