mutlaka ile cümle
mutlaka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır.There is not one among you who will not reach it.
(Firavun): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.(The Pharaoh) said (to his nobles): "Your apostle who has been sent to you, is certainly mad."
Halbuki Rabbinden bir yardım gelecek olsa, mutlaka, "Doğrusu biz de sizinle beraberdik" derler.And if help comes to them from your Lord, they say: "We were with you."
Fakat yine de, hiç farkına varmadıkları bir sırada o kendilerine mutlaka gelecektir.It will come upon them all too suddenly, and they will be caught unawares.
Şüphe yok ki O, mutlaka ölüleri diriltir.He is verily the one who will raise the dead.
De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir.Say: "Why not? By my Lord, the knower of the unknown, it will certainly come for you.
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.Alas for men! No apostle ever came to them but they made fun of him.
Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.None of the signs of their Lord ever comes to them but they turn away from it.
Mutlaka onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır.They will eat and fill their bellies with it,
Fakat onlar, onu yalanladılar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazır bulundurulacaklardır.They denied him, and will surely be brought to punishment,
"Biz bunu başka bir dinde işitmedik, bu mutlaka bir uydurmadır."We never heard of it in the former faith. It is surely a fabrication.
Ey Muhammed! Sen sabret, şüphesiz Allah'ın vaadi haktır, mutlaka gerçekleşecektir.So you persevere with patience (in your mission). The promise of God is true.
Şüphesiz ki ona hayat veren Allah mutlaka ölüleri de diriltir.Surely He who gives it life will also give life to the dead.
Eğer Allah rızkı kullarına bol bol verseydi, mutlaka yeryüzünde azgınlık ederlerdi.If God were to give in abundance to His creatures they would fill the earth with oppression.
Onlar kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.But never did a prophet come at whom they did not scoff.
Biz o azabı sizden birazcık kaldırırız. Ama siz mutlaka eski halinize dönersiniz.If We remove the torment a little, you revert back (to misdeeds).
Biz o büyük şiddetle çarptığımız gün mutlaka intikamımızı alırız.The day that We shall seize them with a grievous hold, We will indeed castigate them.
O rüzgar üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül gibi dağıtıyordu.Which turned everything it touched to ashes.
"Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."Will be gathered together on a certain day which is predetermined.
Rabbim hakkı için mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir.By my Lord, you will certainly be raised again, and then informed of what you had done.
Muhakkak ki dönüş mutlaka Rabbinedir.Surely your returning is to your Lord.
İnsan mutlaka ziyandadır.Man is certainly loss,
Siz hayır olarak her ne yaparsanız, Allah mutlaka onu bilir.And the good you do shall be known to God.
Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!So do not lose heart or be grieved, for you will surely prevail if you are believers.
Yaptığınız her iyiliği, Allah mutlaka bilir. [4,3]The good you do is known to God.
Böyle iken, Rab'lerinden onlara ne zaman bir âyet geldiyse mutlaka ondan yüz çevirirler.Yet no sign of their Lord comes to them but they turn away from it.
Size vâd edilen şeyler mutlaka gelecektir, siz bunun önüne geçemezsiniz.The promise that was made to you is bound to be fulfilled. It is not in your power to defeat it.
Ne vâd ederse mutlaka gerçekleşir.” derler.The promise of our Lord has indeed been fulfilled."
O, mutlaka onları memnun olacakları yere yerleştirecektir.God will surely lead them to a place with which they will be gratified.
Bizi dinle! Eğer bu dâvadan vazgeçmezsen, mutlaka taşa tutulacaksın!” dediler.They said: "If you do not desist, O Noah, you will be stoned to death."
“Bizi dinle Lût!” dediler, “Bu söylediklerine son vermezsen mutlaka yurt dışına sürüleceksin. [7,82]They said: "If you do not desist, O Lot, you will be expelled (from the city)."
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her resul ile, mutlaka alay ederlerdi.Alas for men! No apostle ever came to them but they made fun of him.
Bu dünyada iyi işler yapanlar, mutlaka iyilik bulurlar. Allah'ın dünyası geniştir.There is good for those who do good in this world, and productive is God's earth.
Yerin yarılıp kendilerinin büyük bir hızla mahşer meydanına koşacakları gün, mutlaka gelecektir.The day the earth will split asunder they will come out hurriedly.
İşlerin karşılığı da mutlaka alınacaktır.The Judgement will indeed take place.
Rabbinin cezası mutlaka vuku bulacaktır.The punishment of your Lord is certain to come.
De ki: “Sizin kaçtığınız o ölüm var ya, o mutlaka sizi karşılayacaktır.Tell them: "Death from which you run, will surely come to you.
Allah'ın vâdi mutlaka gerçekleşir.His promise is bound to be fulfilled.
Size vâd edilen mutlaka gerçekleşecektir.What is promised will surely come to pass.
Nitekim o orduların, Firavun ve Semûd milletlerinin başlarına gelenleri mutlaka öğrenmişsindir.Has the story of the hordes
Evet, evet onu mutlaka gözlerinizle göreceksiniz!Then you will see it with the eye of certainty.
(Vazgeçsin bu hülyadan, malı kendisini kurtaramaz) Mutlaka o Hutame'ye fırlatılır.He will be thrown into Hutama.
Kendiniz için geleceğe hazırlanın. ALLAH'ı dinleyin ve onunla mutlaka karşılaşacağınızı bilin.And fear God, and remember, you have to face Him in the end.
Kendilerine bir mucize gelse ona mutlaka inanacaklarına dair tüm güçleriyle ALLAH'a yemin ederler.They solemnly swear by God: "If a sign comes to us we shall certainly believe in it."
Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve umutlarıyla oyalansınlar; mutlaka öğreneceklerdir.Leave them to feast and revel, beguiled by hope; they will come to know soon.
Keyfinize bakın; yakında mutlaka bileceksiniz!Well, enjoy yourselves, you will come to know soon.
Her ne zaman Rahman'dan kendilerine yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.Never does a new reminder come to them from Ar-Rahman but they turn away from it.
Kim ALLAH ile karşılaşmayı umuyorsa, (şunu bilsin ki) ALLAH'la randevu mutlaka gerçekleşecektir.He who hopes to meet God (should know) that God's appointed time will surely come.
Her toplum içinde mutlaka bir uyarıcı gelmiştir.Never has there been a community to which an admonisher was not sent.
Her kişinin üzerinde mutlaka bir koruyucu vardır.That over each soul there is a guardian.
Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!“So the Word of our Lord has proved true upon us; we will surely have to taste (the punishment).”
Üç kişi gizli konuşsa mutlaka dördüncüleri O'dur. Beş kişi gizli konuşsa mutlaka altıncıları O'dur.Did you not see that Allah knows all whatever is in the heavens and all whatever is in the earth?
Gök (bile) onun dehşetinden yarılır. Allah'ın va'di mutlaka yapılmıştır.The heaven will split asunder with its grief; the promise of Allah will surely occur.
Hiç şüphesiz, size vadedilen mutlaka gelecektir. Ve siz aciz bırakılacak değilsiniz.Indeed the thing which you are promised will definitely come to pass, and you cannot escape.
Hiç şüphesiz cehennem, o inkar edenleri mutlaka çepeçevre kuşatıcıdır.They have indeed fallen into trial; and indeed hell surrounds the disbelievers.
Dünyada ona güzellik verdik, ahirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.And We gave him goodness in this world; and indeed in the Hereafter he is worthy of proximity.
İki topluluk da birbirini görünce Musa'nın arkadaşları dediler ki: Mutlaka bize yetişecekler.And when the two groups saw each other, those with Moosa said, “They have caught us.”
Eğer bunu yaparsan mutlaka zalimlerden olursun."Their worship will not benefit – in fact it is harmful.)
Dünyada ona güzellik verdik, âhirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.And We gave him goodness in this world; and indeed in the Hereafter he is worthy of proximity.
Suçlulardan mutlaka intikam alacağız biz!We will indeed take revenge from the guilty.